Afetler, toplumda önemli kayıplara sebep olan, mevcut düzen ve işleyişi bozan, ani gerçekleşen doğal ya da insan kaynaklı olaylardır (La Greca vd., 1996). Deprem, fiziksel bir yıkımın yanı sıra bireyler üzerinde derin sarsıcı etkiler de bırakabilmektedir. Depremler, öngörülemez ve engellenemez olduğundan dolayı insanlarda yoğun endişe, çaresizlik, stres ve korku hissini tetikleyebilmektedir. Bu durum, gelişimleri devam eden çocuk ve ergenlerde daha net bir şekilde gözlemlenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, doğal afetlerden etkilenen çocukların ve gençlerin yaklaşık %25’i Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) yaşamaktadır. Bu makalenin temel amacı, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtilerini ortaya koymak ve baş etme yollarını inceleyerek iyileşme sürecine ışık tutmaktır.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Belirtileri
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), travmatik bir olayın ardından gelişen ve kişinin günlük yaşam kalitesini önemli derecede etkileyen ruhsal bir bozukluk olarak karşımıza çıkmaktadır. DSM-5’e göre Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)’nin temel belirtileri yeniden yaşantılama (hatırlama), kaçınma, olumsuz düşünceler ve aşırı uyarılmışlık olmak üzere dört grupta toplanmaktadır (American Psychiatric Association, 2013).
Okul çağındaki çocuklarda ve ergenlerde TSSB’nin “yeniden yaşantılama” belirtileri yetişkinlerdekine benzer olsa da kendine özgü biçimlerde ortaya çıkabilmektedir. Çocuklar ve ergenler travmayı kabuslar, uykudan aniden sıçrayarak uyanma veya uyku bozuklukları yoluyla deneyimleyebilmektedirler. Bununla birlikte depremzede çocuklar ve ergenler de deprem travması oyunlarında tekrarlayarak ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, depremi yaşamış bir çocuk oyun sırasında sürekli legolarla evlerin yıkıldığını canlandırabilir ya da oyuncaklarını tekrar tekrar enkaz altında bırakıp kurtarma senaryoları kurabilir. Bu durum, çocuğun travmatik deneyimini oyun aracılığıyla tekrar yaşadığını ve zihinsel olarak hâlâ olayın etkisinde olduğunu göstermektedir (Kolaitis & Giannakopoulos, 2017).
Bir diğer Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtisi de “kaçınma” davranışı olarak nitelendirilmektedir. Çocuklar ve ergenler travmayı hatırlatan mekanlardan, şahıslardan, konuşmalardan hatta duygu ve düşüncelerden uzak durmaya çalışırlar. Olayı hatırlamak ciddi boyutta bir korku, üzüntü ve kaygı yarattığı için depremzede çocuklar ve ergenler depremi hatırlatan mekânlarda bulunmak istemeyebilir, bu konularda konuşmayı reddedebilir ya da konu açıldığında ortamdan uzaklaşabilirler.
Çocuklar ve ergenlerde ruhsal travmanın en belirgin belirtilerinden biri de “aşırı uyarılma” olarak karşımıza çıkmaktadır. Depremi travma olarak yaşamış çocuklar ve ergenler kendilerini sürekli diken üstünde oturma veya ani seslere abartı tepki verme gibi hareketler gösterebilmektedirler. Her an deprem olacakmış hissiyle yabancı bir eve girerken duvarları kontrol edip panik yaşamasına neden olabilir veya rüzgârdan sert bir şekilde kapanan kapı sesi çığlık atmalarına ve hatta ağlamalarına sebep olabilmektedir. Gündelik yaşamlarında bu tarz çok abartılı önlemler almak travmayı zihinlerinde canlı tutmalarına neden olabilmektedir.
Baş Etme Yolları
Deprem sonrası çocuk ve ergenlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) belirtileriyle başa çıkmada bireysel, sosyal ve profesyonel destekler bir bütün olarak önem taşır. Çocukların günlük rutinlerine tekrar dönmesi, duygularını oyun, resim ya da konuşma yoluyla ifade etmesi ve rahatlama teknikleri kullanması bireysel düzeyde iyileştirici etki sağlar (Morina, Koerssen & Pollet, 2016).
Aile, arkadaş ve topluluk desteği çocuklarda ve ergenlerde güven duygusunu artırır, aynı zamanda güçlü sosyal bağlar Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) semptomlarını hafifletebilmektedir. Bununla birlikte profesyonel tedavi müdahalesi Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (TF-CBT) ve EMDR en etkili yöntemlerden birisidir.
İyileşme Süreci
İyileşme süreci her çocuk ve ergende benzer şekilde ilerlemeyebilir. Bazı çocuklar bu travmayı hızlı bir şekilde atlatabilirken bazı çocuklarda etkisi şiddetli ve uzun süren yıllar boyu devam etmektedir. Bu noktada erken tanı ve müdahale oldukça önem taşımaktadır.
İyileşme süreçlerinde depremzede çocuk ve ergenlerde okul ve aile desteği oldukça önemlidir. Toplumsal düzeyde dayanışma ve sosyal destek mekanizmalarının harekete geçirilmesi, bireysel iyileşmeyi güçlendiren bir faktör olarak öne çıkmaktadır (Tamir et al., 2025). Bu nedenle iyileşme süreçlerinde aile ve okul ortamı, bireysel müdahaleler ve toplum olarak bütünleşmiş bir şekilde desteklerin yürütülmesi gerekmektedir.
Sonuç
Depremler, yalnızca fiziksel yıkımla kalmayıp aynı zamanda gelişim dönemindeki çocuklar ve ergenlerde ciddi ruhsal etkiler bırakabilmektedir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bu etkilerin en belirgin sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkmakta ve bireylerin psikososyal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Yeniden yaşantılama, kaçınma, olumsuz bilişler ve aşırı uyarılmışlık gibi belirtiler, çocuk ve ergenlerin gündelik yaşamlarına çeşitli şekillerde etki etmekte ve travmanın uzun süreli etkilerine işaret etmektedir.
Bu bağlamda, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)’nin olumsuz etkilerinin azaltılabilmesi için erken tanı ve müdahale kritik bir önem taşımaktadır. Bireysel baş etme mekanizmalarının desteklenmesi, aile ve okul iş birliği ile sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi iyileşme sürecinde belirleyici rol oynamaktadır. Ayrıca, Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (TF-CBT) ve EMDR gibi profesyonel müdahaleler, iyileşmeyi hızlandıran etkili yöntemler arasında yer almaktadır.
Sonuç olarak, deprem sonrası çocuk ve ergenlerde ruhsal iyileşmenin sağlanabilmesi, bireysel, ailesel ve toplumsal düzeyde bütüncül bir yaklaşımı gerektirmektedir. Bu kapsamda, erken müdahale ve sürekli destek mekanizmalarının oluşturulması, yalnızca bireysel iyilik hâlinin değil, toplumsal dayanıklılığın da güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.
Kaynakça
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Arlington, VA: American Psychiatric Publishing.
Kolaitis, G., & Giannakopoulos, G. (2017). Trauma and posttraumatic stress disorder in children and adolescents. European Journal of Psychotraumatology.
La Greca, A. M., Silverman, W. K., Vernberg, E. M., & Roberts, M. C. (1996). Helping children cope with disasters and terrorism. Washington, DC: American Psychological Association.
Morina, N., Koerssen, R., & Pollet, T. V. (2016). Interventions for children and adolescents with posttraumatic stress disorder: A meta-analysis of randomized controlled trials. Clinical Psychology Review, 47, 41–54.


