Doğup büyüdüğü evde duygusal olarak ihmal edilen mağdur çocuk mutluluğu ve huzuru evin dışarısında arar. Mağdur edilen çocuk evin içerisinde yaşadığı ihmali hem savunmasız olduğu hem de net olarak doğru anlamlandıramadığı için dışarıya aktaramaz. Psikolojik olarak aile içinde kendisini güvende hissetmeyen çocuğun kişilik gelişiminde sorunlar meydana gelebilmektedir (Özer ve diğerleri,2014:111-115).
İyi ve kötü arasındaki savaş, Mısır Mitolojisindeki Set ve Horus arasındaki savaştan da anımsayacağımız üzere yüzyıllar boyu farklı nedenlerle devam etmiştir. Masaldaki Pamuk Prenses ve Kraliçe arasındaki savaşta Kraliçe, sarayın avcısından Pamuk Prensesi öldürmesini ve kalbini söküp getirmesini istemiştir. Fakat avcı ormana götürdüğü Prensesi azat eder ve kaçmasını söyler. Kadının yaşaması ya da ölmesi kendi iradesinde sürdürdüğü hayatın getirdiği bir seçim olmaktan çıkmış, bu masalda da kadının yaşam ve ölüm arasındaki kaderini yine eril bir güç belirlemiştir.
Masalda Pamuk Prensesin ormanın derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmış olması, piskanalitik incelemede insanın kaygı duyduğu Freud’un tekinsiz olarak ifade ettiği duruma denk gelmektedir. Bilinçdışında bastırılmış olandan duyduğumuz endişe, psişenin geçmişinde benliğe yabancılaşması ile aynı anlamlara denk düşebilir. Pamuk Prensesin ormanda küçük bir kulübe bulması ve kulübeye girişinin eğilerek oluşu, yedi cüceyle karşılaşması ve bu cücelerin Pamuk Prensesten yanlarında kalmaları için taleplerde bulunmaları bir kadına evlilik ile başlayacağı hayat hakkında bilgi verir niteliktedir. Bu kulübe ormanın derinliklerinde en kuşku duyduğu yerde bir mabed gibi karşısına çıkar Prensesin. Kulübenin içine girdiğinde içeride hemen her yerde baykuş sembolü Prensesin dikkatini çeker. Bu baykuş sembolü Athena’nın kutsal hayvanıdır.
Şimdi psikomitolojik bakış açısıyla buraya kadar açıklayacak olursak; güzel olduğu için sinirlenmemesi, öfkelenmemesi gerektiği sonunda muhakkak bir iyiliğin onu bulacağı öğretilen Prensesimiz karanlık bir ormanda bir başına kalır. Bu sırada küçük kutsal bir yer bulur, yerin küçük olması eğilerek girmesi karanlığın içinde bir ışık olarak önüne çıkması kutsal olarak anlatılmasına sebep olmaktadır. Bu Medusa’nın bakirelik yemini ederek sığındığı tapınak ile eşdeğerdir. Cüceler ise mitolojideki birçok hikâyede kutsal yerlerin, hazinelerin bekçileri olarak geçmektedir.
Pamuk Prensesin evi bulana kadar olan orman yolculuğunda ve sonrasında hatta zehirli elmadan sonra cam tabutun içerisinde de dikkat çeken bir detay ise kıyafetlerinin hiç kirlenmemesi, saçının hiç bozulmaması ve hep temiz bakımlı olarak görünmesidir. Kadına dayatılan kurallardan biri; kadın her zaman her koşulda bakımlı olmalıdır.
Yedi cüceler, Pamuk Prensesten evde özet olarak hizmetçilik yapmalarını ister. Masalda eve Pamuk Prenses girdikten sonra bacadan duman çıktığı ifadesi yer alır. Evde bir kadın olduğu, yemek yaptığı dışarıdan evden çıkan bir dumanla ya da koku ile anlaşılabilir. Kadının sadece ev içinde var olmasını talep etmek psikolojik şiddete girer. Ghandi’nin dediği gibi karakterin kaderin olabilir. Pamuk Prensesin karakteri kaderi olmuş masalda. Pamuk Prenses bu evde çok mutlu anlatılıyor hiç şikâyet etmiyor, kızmıyor, evi temizliyor, yemek yapıyor, her gece cüceleri uyutuyor ve güne mutlu olarak başlayıp mutlu olarak bitiriyor. Çünkü Pamuk Prensesin orman yolculuğunda karşısına çıkan bu ev onun süperegosunun baskın olduğu arketipi benliğini anlatıyor.
Pamuk Prensesin, Sindirella masalındaki gibi mağdur rolünde kalmaya devam edip boyun eğmesi ona cüceler tarafından psikolojik olarak şiddet uygulanılmadığını söyleyemez. Kadının insan haklarını ve özgürlüklerini ihlal eden her türlü eylem şiddet olarak nitelendirilir. Psikolojik şiddet mağduru kadınlarda görülen özellikler; kadının öz yeterliliğinin düşmesi, hayatı ile ilgili sorumluluk almada güçlük ve sürekli onay alma çabası, kendini yetersiz hissetmesi başlıcalarıdır (Akkaş ve Uyanık,2016:38-39).
Bilinci yerinde olmayan bir insana cinsel bir eylemde bulunabilir algısı yaratan bir bölüm ise Prensin baygın olan Prensesi öperek uyandırmasıdır. Kadına yönelik cinsel şiddet, kadının rızası olmadan yapılan her türlü fiziksel sözel eylemi içerir. Masalda Pamuk prensesin Prens tarafından öpülmesi cinsel birleşme kabul edilir ve hemen nişanlanırlar. Hayatı hakkında sorumluluk almaktan kaçınan Pamuk Prenses, uyandığı gibi prensle evlenme kararı almıştır. Cinsel şiddet mağduru kadının rızası olmadan gerçekleştirilen öpme eylemi sonrasında kadın bir kere rıza göstermiş sayılarak sonraki bütün taleplere rıza gösterecek gibi yanlış bir algı yaratılarak zaten karar verme yetisi olmayan bir kadının ikincil mağduriyeti söz konusudur (Karataş,2020:193). Peki evlenme kararı Prensese mi aittir?
Pamuk Prensesi masalın başından aile içinde ihmal edilen çocuk mağdur olarak nitelendirdik fakat masalın sonu da dahil olmak üzere masalı tüm olarak ele alacak olursak Pamuk Prensesin arketiplerinden gölgenin acımasız olabileceği öne sürülebilir. Pamuk Prensesin mağdur görülme nedeni: Akıncı ve Dursun (2016: 146) kitabında belirttiği mağdur olma potansiyelini arttıran durumlardan kaynaklanmaktadır. Bu durumlar; kişisel faktörler, sosyal faktörler ve durumsal faktörlerdir. Kişisel faktörler, Pamuk Prensesin yaşının küçük olması, cinsiyetidir. Sosyal faktörler, Pamuk Prensesin öldürülmek için saraydan kaçışı bir kaçak olarak hayatını evsiz idame ettirmesidir. Durumsal faktörler ise Pamuk Prensesin önce avcı tarafından öldürülmek istenmesi ardından zehirlenerek cam bir tabuta koyulması örnek verilebilir.
Viktimolojide mağdurun suça yol açması kavramı vardır. Bu kavrama istinaden Pamuk Prenses, masalın sonunda kötü olduğu için Kraliçenin ölümle cezalandırılmasına onay verir. Lilith hikayesinde de anlatılan itaat etmeme, kadın olarak özgürce kendini ifade etme hakkı veya en güzel olmak cadılık ve kötülükle örtüştürülür. Masallarda mağdur olan hep güzeller ve boyun eğenlerdir. Femme fatale olan karakterlerin aile öyküleri de masallarda pek anlatılmaz. Mağdur psikolojisini çözümlerken bulduğumuz bu yeni açılım bize masallarda suçlu psikolojisine dair ailesel bir anlatımın yapılmadığını ortaya koydu.
İnsan doğduğunda suçlu ya da mağdur olacağına karar verebilir mi?
Ebeveyn Tutumları Üzerinden Mağdur Psikolojisinin Psikanalitik İncelenmesi
Sesini çok duymadığımız sessiz mağdurlar…
Çocuk mağdurların mağduriyet alanları farklılık göstermekle beraber hemen her yerde özellikle aile içinde olmaktadır. Mağduriyet çeşitleri cinsel istismar, ihmal, kaçırılma, zorbalık ve darp olarak ortaya çıkmaktadır. Antik çağlarda çocukların köle olarak satılması ya da inançlar doğrultusunda kurban edilmesi öne çıkmaktadır. Günümüze kadar çocuk ihmal ve istismarının çeşitli sebepleri olmuştur. Ekonomik, sosyal, dini, tıbbi, kıskançlık, engellilik, intikam sebeplerin başlıcalarıdır. Mitolojide Uranus ve Gaia’nın çocukları Kronos’un, iktidarı elinden gitmesin diye doğar doğmaz bütün çocuklarını yemesi, Hera ve Zeus’un çocuğu Hefaestos çirkin bir çocuktur bir gün babası Zeus’a karşı annesi Hera’yı korumaya kalkar ve bu sırada Zeus tarafından Olimpos’tan itilerek topal kalır, bir diğer iktidarı korumaya bağlı kendini savunma mitlerinden olan Oedipus mitinde de kutsal olarak görülen bir rüya kehanet ve sonrasında iktidarı korumak uğruna çocuğun mağdur olması anlatılmıştır (Albasan,2019:100).
Ebeveyn tutumlarını psikolojik olarak sınıflayacak olursak;
-
Otoriter ebeveyn: çocuğa karşı katı kurallar koyan, cezalandırıcı, çocuğu sürekli kontrolü altında tutmak isteyen ebeveynlerdir.
-
Kayıtsız ebeveyn: duygusal ihmalin en çok rastlandığı ebeveyn tutumu olarak bilinmektedir. Çocuğu bile isteye yalnız bırakır, gereksinimlerini bilmez ve karşılayamazlar.
-
Serbest ebeveyn: ailede merkeze alınan çocuktur. Çocuğun her dediği istediği yapılır, doğru yanlış, iyi kötü gibi karşıtlıkları çocuk öğrenemez. Patolojik olarak narsiszmin tohumu atılmış olan aile yapılarıdır.
-
Kararsız ebeveyn: anne ve babanın verdikleri kararlar farklıdır arada bir denge orta yol kurulamaz. Aynı zamanda bir gün kızdıkları bir olaya ertesi gün gülerek karşılık veren çocukta ikileme neden olan ebeveynlerdir.
-
Koruyucu ebeveyn: aşırı özen gösteren kontrolcü ebeveynlerdir. Helikopter ebeveyn de denilebilmektedir. Çocuklar genelde bağımlı bir kişilik yapısına sahip olurlar.
-
Mükemmeliyetçi ebeveyn: hayatı boyunca özendiği, ulaşamadığı, başaramadığı her hedefi çocuğunun gerçekleştirmesini isteyen bunun için zorlayan ebeveynlerdir.
-
Demokratik ebeveyn: ailede alınan her kararda çocuğun görüşlerine önem verilerek fikri alınır, her şey ona da danışılır, duygularını paylaşması çok önemlidir. Doğru iletişim bu ebeveynlerin çıkış noktasıdır.
-
İzin verici ebeveyn: çocuğa hiçbir konuda sınırlama ve kontrol getirmeyen ebeveynlerdir. Bu çocuklar kendini ilgisiz hisseder ve tedirginlik yaşarlar (Aydoğdu ve Dilekmen, 2016).
Çocukların Dini Mekanlardaki Mağduriyeti
Dini sebeplerden dolayı çocuğun mağdur edilmesine verilebilecek en iyi örneklerden biri ebeveynlerin kutsal bir inanç edinmesi amacıyla çocuklarını gönderdikleri kutsal mekanlar ve emanet ettikleri din görevlileridir. Almanya’da 1946 yılında Protestan Kilisesi’nin talebiyle hazırlanan raporda Katolik Kilisesi’nde 9355 çocuğu istismar ettiği ortaya çıkmış. İstismara uğrayan çocuk mağdurlar yıllarca inançlarıyla korkutularak susturulmuş. Amerika’nın belirli eyaletlerindeki Katolik Kiliseleri için yapılan aynı araştırma sonucu 1950-2002 yılları arasında on bin çocuğun cinsel istismara uğradığı ortaya çıkarılmıştır. Raporda kilisenin taciz ve tecavüzü sistematik olarak açıklaması ve mağdurlarla ailelerine susmaları için maddi destekte bulundukları notu düşülmüştür. Baskı ve para ile çocuğun yaşadığı mağduriyetin aynı zamanda fiziksel şiddetin ebeveynler tarafından da göz ardı edilmesi çocuğun psikolojik olarak ikincil yaralanmasına neden olan bir davranış olmuştur.
Anne babanın, çocuğun yaşadığı sorunlar karşısında önce çocuğun psikolojisini düşünerek hareket etmesi sonra da çocuklarının bir birey olduğunu kabul ederek yaralamadan adımlar atması gerekmektedir. Bu süreçte anne baba arasında farklı fikirlerin ortaya çıkması sonucu kaos ortamının oluşması da aynı şekilde çocukta hem güvensizlik hissi yaratacak hem de yaşadığı olayın mağduru iken bir de kendini suçlama eğiliminde bulunacaktır.
Kaynakça
Albasan,İ.(2019).Yunan Mitolojisi’ne psikanalitik bir yaklaşım.Homeros,2(3),95-102.https://doi.org/10.33390/homeros.2.011
Akkaş, İ., & Uyanık, Z. (2016). Kadına yönelik şiddet. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi, 6(1), 32-42.
Aydoğdu, F., & Dilekmen, M. (2016). Ebeveyn Tutumlarının Çeşitli Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi. Bayburt Eğitim Fakültesi Dergisi, 11(2).
Dursun, S., Akıncı, F. (2016). Viktimoloji(Mağdurbilim).İstanbul:İnkılap Kitabevi.
Karataş, A. (2020). Uyuyan güzel uyandı.Nemesis Kitap.
Özer E, Tokdemir M, Yıldırım A, Koçak U, Bütün C, Enginyurt Ö. Mitolojide çocuk istismarı olguları. CMJ. Mart 2014;36(1):111-115. doi:10.7197/cmj. v36i1.1008002133


