Çocukluk dönemi çocukların dünyayı algılama ve güven duygularının henüz gelişmekte olduğu bir süreçtir. Bu süreçte korku sadece bir duygu olmaktan çıkıp çocuğun çevresine uyum sağlamasının doğal bir parçası olarak da yansır. Ancak korkuların türü, çocuğun günlük hayatını ne düzeyde etkilediği ve korkuların ne sıklıkta yaşandığı ebeveynlerin dikkatle izlemesi gereken durumlardır.
Gündelik Korkuların Gelişimsel Kaynağı
Çocuklarda korkular yaşa ve gelişim düzeyine göre değişir. 2-6 yaş erken çocukluk döneminde hayal gücünün de gelişimiyle birlikte hayalet, canavar gibi soyut korkularla sıkça karşılaşılır. Okul döneminde ise köpek korkusu, yüksekten düşme korkusu gibi gerçek hayatta karşılaşılabilecek somut tehditlere yönelir (Türk PDR, Gelişimsel Korkular). Bu durum çocuğun çevresini anlamlandırma çabası ve bilişsel gelişimiyle ilgilidir.
Korkuların Altında Yatan Psikolojik Sebepler
Gündelik korkuların nedeni yalnızca çevresel uyaranlar değil, çocuğun çevresini ve dünyayı algılama şekliyle de ilişkilidir. Özellikle erken çocukluk döneminde çocuklar hayal ve gerçek arasındaki farkı henüz tam kavrayamazlar. Örneğin çocuk karanlıkta uyurken pencereden duvara yansıyan ağaç gölgesini ve hareketlerini korkunç bir yaratık olarak algılayabilir. Çocuklar, güvenli bağlanma ilişkileri geliştirmediklerinde yalnız kalma veya ayrılma korkusu yaşayabilirler. Bu tür korkular, çocukta kaygı ve güvensizlik hissini artırabilir. Çocuklar bakım veren ebeveynlerinin veya çevrelerindeki yetişkinlerin davranışlarını model alırlar. Örneğin annede kedi fobisi olduğu için kedi görünce verdiği irkilme tepkisini, çocuk ilk kez kediyle karşılaşmasına rağmen model alabilir.
Ebeveyn Çocuğunun Korku Durumunda Neler Yapabilir?
Çocuğun korkularıyla sağlıklı bir şekilde baş edebilmesi için ebeveynin rolü çok önemlidir. Bu nedenle her şeyden önce çocukla empati kurulmalı ve korkusu kabul edilmelidir. ‘Korkacak bir şey yok’ veya ‘Sen cesur bir çocuksun, cesur ol’ gibi ifadeler çocuğun korkusunu küçümser ve korkunun içselleştirilmesine neden olabilir. Duygusunu ya da fikrini yok saymak çocukta ona saygı duymadığınız anlamına gelebilir. Aksine korkuyu anlamak ve kabul etmek çok daha faydalı olacaktır. Ebeveyn çocuğu dinledikten sonra “Karanlıktan korktuğunu anlıyorum, bu gerçekten seni korkutabilir.” (American Academy of Pediatrics, HealthyChildren.org) tarzında ifadelerle yaklaşabilir. Durumun anlaşıldığını ifade eden cümleler çocuğun kendini ifade etme ve duygularını düzenleme becerisini güçlendirir.
Çocuğun korkularını yargılanmayacağı bir ortamda paylaşması kilit noktalardan biridir. ‘Gerçekten de çok korkmuşsun. Ama şu an yanındayım.’ gibi ifadelerle çocuğa sarılmak, omzuna dokunarak bir güven ortamı oluşturmak temel amaç olmalıdır. Korku hakkında uzun açıklamalar veya uyarılar yapmak kriz anında pek yararlı olmayabilir. Gerekli güven ortamı sağlandıktan sonra korkulan şeyin ne olduğunun söylenmesi, tekrarlanması önemlidir. Bu esnada gerçek hakkında açıklamalar yapılabilir. Örneğin blenderden korkan bir çocuğa korku kabul edilip yatıştırıldıktan sonra ‘Bak, şu an kapalıyken hiçbir ses çıkarmıyor. Sadece duruyor. Senin en sevdiğin çorbayı bununla yapıyoruz. Çünkü blender çorbayı yumuşatmamızı ve kolay içmemizi sağlıyor.’ gibi ifadeler kullanılabilir. Böylece çocuk korku kaynağını tanır, duygularının anlaşıldığını hisseder. Korkudan kaynaklanan olumsuz düşünceler azalıp, hafızada olumlu bir etki bırakılabilir.
Çocukların maruz kaldığı medya içerikleri de korkunun kaynağı olabilir. Özellikle şiddet içerikli dizi, filmler veya çocuğun yaşına uygun olmayan korkutucu içerikler korkuyu tetikleyebilir. Ebeveynler medya kullanımını yaşa uygun içeriklerle sınırlamalı ve korku yaratabilecek görselleri önceden değerlendirmelidir.
Sonuç
Çocukların gündelik hayatta karşılaştıkları korkular, çoğu zaman ebeveynler için ‘aşılması gereken bir sorun’ gibi görünür. Oysa korku çocuk için bir eksiklik değil, dünyayı algılama ve kendini koruma çabasının doğal bir parçasıdır. Örneğin elektrikli süpürge ya da yürüyen merdiven gibi günlük hayatın bir parçası olan araçlar çocuk için yüksek sesleri ve kontrol edilemezliği temsil ediyor olabilir.
Bu noktada ebeveynin rolü, korkuyu ortadan kaldırmaya çalışmak değil; çocuğun bu duyguyla yalnız olmadığını hissettirmek ve ona korkusunu yönetebileceği güvenli bir çerçeve sunmaktır. Çünkü çocuklar için asıl yatıştırıcı olan ebeveynin nasıl bir eşlik sunduğudur. Unutulmamalıdır ki, çocuk korktuğunda aslında ‘beni koru’ demek istiyor olabilir. Ebeveyn, çocuktan gelen bu yardım çağrısına şefkatli, tutarlı ve sakin bir yanıt verdiğinde çocuk o anki korkusunu atlatmanın yanında gelecekte karşılaşacağı belirsizlikleri de sağlam bir psikolojik zemin ile karşılamayı öğrenir. Bu nedenle gündelik korkular, doğru eşlik edildiğinde, çocuk için bir engel olmaktan çıkıp duygusal gelişimin önemli bir basamağına dönüşür.
Kaynakça
American Academy of Pediatrics. (n.d.). Understanding Childhood Fears and Anxieties: How Parents Can Help. HealthyChildren.org.
Türk PDR. (n.d.). Çocuk korkuları ve nedenleri. https://www.turkpdr.com/makale/aile-danismanligi/cocuk-korkusu-ve-nedenleri.htm


