Evlilik niçin zaman zaman çetin görünür? Kimi ilişkiler ömür boyu uyum içinde yürürken, neden kimisi saatli bir bomba gibi tıklar?
Duygusal Zekalı Evlilikler
Duygusal zekalı evlilikler; çiftlerin duygularını anlaması, empati kurması, sağlıklı iletişim kurması ve duygusal zorluklarla başa çıkabilme becerisi anlamına gelir bu tür evliliklerde çiftler birbirlerinin duygularını anlayarak daha ve güçlü bir bağ kurarlar. Bir çiftin duygusal zekâsı yani birbirlerini anlama, birbirlerine ve evliliklerine değer verme, saygı gösterme yetenekleri ne denli yüksekse mutlu yaşam olasılıkları da o denli artar. Duygusal zekâ çiftlerin boşanma ihtimalini ortadan kaldırabilir.
Duygusal zekalı evliliklerde çeşit çeşit başarılı onarma girişimleri vardır. Duygusal zekalı çiftler birbirinin dünyasıyla yakından ilgilidir. John Gottman, buna ‘‘çok ayrıntılı bir sevgi haritasına sahip olmak’’ der. Bu deyimi kişilerin eşlerinin yaşantılarıyla ilgili tüm bilgileri sakladığı yer için kullanır.
Başka bir deyişle çiftler evlilikleri için çok sayıda bilişsel yer yaratmışlardır zihinlerinde, birbirlerinin geçmişlerindeki önemli olayları hatırlar ve eşlerinin dünyasındaki olgular ve duygular değiştikçe bilgilerini güncellemeyi sürdürürler ve birbirlerinin hedefleri, endişeleri, umutları hakkında bilgi sahibidirler. Örneğin; kadın, kocası için salata siparişi verdiğinde yanında sosunu da istemeyi unutmaz. Ya da erkek, eşinin yoğun bir iş günü sonrası stresli olduğunu fark edip ona sevdiği yemeği yapması.
Tartışırken Bile Birbirini Kaybetmeyen Çiftler
Duygusal zeka bireyin kendi duygularını ve eşinin duygularını tanıma düzenleme ve ilişki içinde işlevsel biçimde yönlendirme kapasitesi olarak tanımlanır bu beceri evlilik bağlamında çatışma anlarında partnerler arasındaki bağın korunmasında kritik bir rol oynar.
Daniel Goleman’ın duygusal zeka kuramına göre öz-farkındalık, duygusal düzenleme, empati ve ilişki yönetimi gibi bileşenler bireylerin sadece kendi içsel tecrübelerini anlamalarına değil aynı zamanda eşlerinin duygusal sinyallerine dikkatle değerlendirmelerine ve uygun sosyal tepkiler vermelerine olanak sağlar. Bu beceriler çatışma esnasında haklı çıkma yerine birbirini anlama hedefini önceliklendirir; bu nedenle duygusal zeka yüksek çiftler tartışma sürecinde bile ilişkisel kaybediş yerine ortaklık ve tatmin duygusunu sürdürebilirler. Goleman’ın çalışması, duygusal zekanın sadece bireysel uyum için değil, sosyal ve kişilerarası bağların niteliği için de vazgeçilmez olduğunu ortaya koymaktadır (Goleman, 1995).
Mahşerin Dört Atlısı Metaforu
John Gottman, evlilik içerisinde çiftler arasında evliliği bitirebilecek dört atlının olduğunu metaforlar bu dört atlının nal sesleri evliliğin kalbinde şu sırayla duyulur: Eleştiri, hor görme, kendini savunma ve araya duvar örme.
-
Atlı: Eleştiri. Birlikte yaşadığımız kişi hakkında her zaman bazı yakınmalarınız olacaktır. Ancak yakınma ile eleştiri arasında çok fark vardır. İşte size yakınmayla eleştiri arasındaki farkı gösterecek bir örnek cümle:
-
Yakınma: Arabada benzin kalmamış, dolduracağına söylediğin halde neden doldurmadın?
-
Eleştiri: Niçin hiçbir şey aklında tutamıyorsun? Depoyu doldurmanı sana bin kez söyledim yine yapmamışsın.
-
-
Atlı: Hor görme. Dört atlının en kötüsü olan hor görme, tiksinmeye ima ettiği için ilişkiyi zehirler.
-
‘‘Sen zaten hiçbir şey beceremezsin’’
-
‘‘Bunu da mı düşünmedin, aklın hiç çalışmıyor mu?’’
-
-
Atlı: Kendini Savunma. Eş, ilişkiye dair bir sorun dile getirildiğinde sorumluluk almak yerine kendini aklamaya, suç karşı tarafa ya da koşullara atmaya başlar böylece sorun çözülmez karşılıklı anlaşılma yerini savunma ve uzaklaşmaya bırakır.
-
‘‘Ben mi suçluyum yani?’’
-
‘‘Öyle diyorsun ama sen de aynısını yapıyorsun.’’
-
‘‘Ben zaten bütün gün yoruluyorum bir de bunu mu sorun ediyorsun bana?’’
-
-
Atlı: Araya Duvar Örme. İki kişi arasında geçen tipik bir konuşma süresince, dinleyici, dikkat ettiğine dair konuşmacıya çeşitli ipuçları verir. Göz teması kurabilir, başını sağlayabilir, evet ya da ‘hı-hıh’ gibi bir şeyler söyleyebilir. Araya duvar ören biri ise size böyle gelişi güzel bir geri bildirimde bulunmaz genelde hiç sesini çıkarmadan başka yöne veya aşağı bakar. Vurdumduymaz bir duvar gibi oturur. Duvar ören kişi söylediklerinizi duysa bile hiç ilgilenmiyor olmuş gibi davranır.
Sonuç
Eşler arasındaki öfke, tek başına evliliğinin sarsılacağını göstermez. Asıl yıkıcı olan öfkenin eleştiriye, hor görmeye, kendini savunmaya ve duvar örmeye dönüşerek ilişkide güveni ve duygusal bağ yavaş yavaş aşındırmasıdır.
Bu ‘Dört Atlı’ çoğu zaman büyük krizlere değil gündelik cümlelerle sıradan anlarla ve fark edilmeden kurulan mesafelerle ilerler nal sesleri duyulmaya başladığında ise mesele artık bir tartışma değil duygusal bağın zedelenmesidir. Bu bağlamda duygusal zeka, evlilikte yalnızca bireysel bir beceri değil, ilişkinin sürekliliğini ve duygusal güvenliğini belirleyen temel bir ilişkisel yeterlilik olarak değerlendirilebilir.
Kaynakça
Gottman, J.- Sılver, N. (2022). Evliliği sürdürmenin yedi ilkesi. Varlık yayıncılık. Eryorulmaz, A. (2025). Zehirli İlişkiler. Destek yayıncılık.


