Ücra yerdeki bir markette görüp ilk bakışta ne olduğunu anlayamadığınız aktüel ürün, daha önce hiçbir yapımda görmemenize rağmen instagramda fotoğrafını beğendiğiniz o aktör ya da arkadaşınızın yeni aldığı absürt isimli teknolojik aletini ilk görüşünüzden sonra karşınıza defalarca çıktığı hiç oldu mu? Bu durum size kader, evrenin bir oyunu ya da simülasyon hatası gibi gelmiş olabilir ama psikolojide biz buna Baader-Meinhof fenomeni diyoruz.
Psikolojide bir fenomenin birden çok tanımı ve ismi bulunabilir. Bu yüzden “Ben böyle bir şey hatırlıyorum ama adı sanki bu değildi.” diye düşünebilirsiniz. Büyük bir ihtimalle bu fenomeni “sıklık yanılsaması ya da seçici dikkat” isimleriyle duymuşsunuzdur. Bizim bu yazıda üstüne gideceğimiz isim ilk okuyuşta hiçbir şey açıklamıyor. Eğer ruh sağlığı alanında olduğunuz halde hiçbir şey çağrıştırmıyorsa merak etmeyin. Çünkü ismin ne psikolojiyle ne de bilimle bir ilgisi var. Pekâlâ o zaman neden bu isim seçilmiş ve ne anlama geliyor?
İsmin İlginç Kökeni: Bir Gazete İlanından Literatüre
Baader-Meinhof, 1960-1970 yılları arasında Batı Almanya’da bulunan RAF (Red Army Faction) adlı örgütte öne çıkan iki üyenin isminin birleşimidir. Peki bunun psikolojik bir fenomenle ilgisi nedir? 1990 yılında Minnesota’da yerel bir gazete bu örgütün faaliyetleri hakkında bir yazı yayınlamış. Bu yazı okurlardan birisinin ilgisini çekmiş. Daha önce hiç duymadığı bu çete ile ilgili bir yazıyı okuduktan sonra bu isimlerle farklı alanlarda defalarca karşılaştığını fark etmiş. Bu durumun yazıdan daha da ilginç olduğunu fark edince gazeteye bir mektup yollayarak içinde olduğu durumu anlatmış. Gazete bu mektubun yararlı olabileceğini düşünmüş ve bir sonraki sayısında yayınlamış. Daha sonrasında aynı durumu farklı olaylarla da olsa yaşadığını söyleyen onlarca mektup almışlar. Sadece okurlar da değil yazarlar da bu durumun üstüne düşerek Baader-Meinhof fenomenini ortaya atmışlar.
Algıda Seçicilik ve Beynimizin Bize Oynadığı Oyunlar
Baader-Meinhof etkisi bir nesneye ya da duruma karşı farkındalığın artması durumudur. Bu algı yüzünden aslında o kadar da sık gerçekleşmeyen durumlar sanki daha sık yaşanıyormuş gibi hissedilir. Yani bir kez fark edilen şey, hep fark edilirmiş gibi gelir. Aslında dünden bugüne farkına vardığımız durumun sıklık sayısında hiçbir değişim olmaz ama beynimizin bize oynadığı oyunlarla sanki bu durumu hep yaşıyormuş hissine kapılırız.
Baader-Meinhof fenomeni bu algıyı yaratırken seçici dikkat ve doğrulama yanlılığı kullanır. Bu sayede yeni farkındalık edindiğimiz durum için seçici dikkat ile ipuçlarını daha fazla yakalayabiliyor ve örüntüleri görebiliyorken; doğrulama yanlılığı ile normalden daha fazla bu olayla karşılaştığımız fikrine kendimizi inandırabiliyoruz. Bir geri adım atıp bu fenomene baktığımızda aslında bir şeyin gerçekten popüler ve görünür olmasıyla bizim için popüler ve görünür olmasının farklı şeyler olduğunu anlayabiliriz.
Bilim Dünyasından ve Popüler Kültürden Örnekler
Pekiştirmek adına birkaç örnek verebiliriz; Disosiyatif kimlik bozukluğu patoloji alanında en ilginç hastalıklardan birisidir. Üzerine onlarca film ve kitap yazılmış her mecradan insanın ilgisini çeken bir konu olmuştur. Ama özellikle 1980’li yıllarda hastalığın tanıları bir hayli artmıştır. Peki ama neden? Hızla gelişen sinema sektörü ve DSM 3 ile bu hastalığın resmiyete geçişi psikologlarda bir “farkındalık” yaratmıştır. İlginç bir hastaya bakma beklentisi ya da belirtileri abartı ile yorumlama gibi sebeplerden yanlış tanılar koymaya başlamışlardır. Neredeyse her hastada disosiyatif kimlik bozukluğu olabileceğini düşünmüşlerdir. Oysaki bu hastalığın popülasyon içindeki görülme sıklığı %1.5 gibi çok düşük bir orandır. Popüler kültürde yaygınlaşmış olması ne yazık ki bilim insanlarımızı Baader-Meinhof fenomeninin tuzağına düşürmüştür.
Beynimiz her ne kadar bizi oyunlarıyla beklemediğimiz şekillerde şaşırtsa da uçsuz buçaksız değildir. Belirli bir kapasiteye sahiptir. Ve bu kapasiteyi en iyi şekilde kullanabilmek için önemli bilgileri ulaşılabilir bir alanda tutarken görece daha işlevsiz bilgileri depoya atarak hem yer hem de enerji tasarrufu sağlar. Uzun süre aklımıza takılan ya da yeni öğrendiğimiz bilgiler ulaşılabilir bir alandadır. Bu yüzden bu bilgilerle alakalı detaylar daha kalıcı ve dikkat çekicidir. Böylece odak noktamız bir süre bunlarla doludur.
Eğer sitcom sever biriyseniz “How I Met Your Mother” dizisindeki kırılma sahnesini hatırlayabilirsiniz. Bu bölüm tartıştığımız fenomene çok uygun. Arkadaş grubundaki herkesin birbirleriyle alakalı normalde dikkat çekici olmayan özellikleri, parmakla gösterildiğinde artık katlanılamaz halde “sıklaşmış” hissiyatı veriyordu kahramanlarımıza. Oysaki ortada değişen hiçbir şey yoktu.
İlgisini çekenler için; How I Met Your Mother 4. Sezon 8. Bölüm, Wooo!
Kısacası sürekli olarak karşılaştığımızı düşündüğümüz durumlarla aslında o kadar da sık karşılaşmıyor olabiliriz. Bu sadece beynimizin bizi öyleymiş gibi inandırdığı ve bizim de inanarak doğruladığımız bir farkındalık olayı olabilir.
KAYNAKÇA
Nikolopoulou, K. (2024). The Baader–Meinhof Phenomenon Explained. Scribbr. Pietrangelo, A. (2019). What is the Baader-Meinhof Phenomenon? Healthline.


