Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Anlatamıyorum Şiiri Üzerine: Duyguyu Bilmek Ama Anlatamamak

Orhan Veli’nin ‘Anlatamıyorum’ şiiri, duygunun yokluğundan ziyade, dile getirilememesini işlemiştir. Anlatamamak burada hissetmemek değildir; var olan duygunun yoğunluğu o kadar fazladır ki bir nevi görünmek ihtiyacıdır. Aslında burada bize bırakılmış bir çerçeve vardır. Söylenemeyeni, anlatılamayanı, içinde birikmiş duyguları okurun çizeceği çerçeveye bırakmıştır.

“Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda”

Burada duyguyu ifade edebilmekten çok duygunun karşıdaki için karşılığı olup olamaması kaygısı dile getirilmiş olabilir. Çünkü şiirde ağlamak sadece duyguyu dışavuran bir davranış değil; kişinin duyulma ve görülme ihtiyacıyla örtüşebilir. Dizelerde bahsedilen bu arayış, modern psikolojiye de bakıldığında, duygusal paylaşımın ve duygu regülasyonunun ancak karşıda bir anlam bulduğunda düzenleyici rolü olacağı fikriyle örtüşür. “Duygu düzenleme sadece duruma ilişkin duygunun yoğunluk ve sıklığının azaltılması değil, diğer insanların duyguları ile koordinasyon halinde olarak, insanlarla iletişim kurabilmek için duyguların üretilebilmesi ve sürdürülmesini içermektedir” (Cole, Michel & Teti, 1994; akt. Yüksel, Saruhan & Keçeci, 2021, s. 145). Bu çerçevede şiirdeki “duyulma” ihtiyacı, duyguların sadece dışavurumundan ziyade kişilerarası aktarım ile anlamlı hale gelen bir duygu düzenleme aracı olarak görülebilir.

“Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle?”

Bu dizeler somut ve soyut ögeler barındırır. El ögesi burada şairin duygularını, göz yaşlarını sahiplenme, şefkatle yaklaşma anlamına gelebilir. “Sadece göz yaşlarımı görme, benim duygularımı hisset” demenin edebi bir yorumu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dokunmak sadece somut anlamda değil, duyguları anlamak anlamında duygusal temas ile bağdaşabilir. Şair, karşısındaki kişinin yalnızca anlamasını değil, acısına dokunmasını ister. Bu cümle şairin iç dünyasına açılmış bir kapıdır adeta.

“Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu, Bu derde düşmeden önce.”

Bu dizelerde bahsedilen bağlamı “duygusal uyarılma” ile anlatmak mümkündür. “Duygusal uyarılma, fizyolojik bir aktivasyon durumu olarak tanımlanabilir; yüksek seviyeler heyecan, gerginlik veya uyanıklık duyguları uyandırarak harekete geçmeye hazır olma hali yaratırken, düşük seviyeler ise rahatlama veya can sıkıntısına neden olur.” (Mather & Sutherland, 2009; Pessoa, 2013; Reisenzein, 1994; akt. Zsidó, 2024, s. 1). Bu bağlamda dizelerde bahsedilen “bu derde düşmeden önce” bireyin duygusal algısının nasıl insanın öznel aktivasyon derecesini değiştirdiğini görmemizi sağlayabilir. Bir tür eşik ve farkındalıkla özdeşleşmiştir. Acıyı yaşadıktan sonra duygusal aktivasyonun arttığını dizelerden fark edebiliriz. Artan duygusal uyarılma ile, bireyin duygu yoğunluğu ve öznel deneyim yoğunluğu artmıştır. Kelimelerinse kifayetsiz olması yaşanılan deneyimin dile dökülmesindeki zorluğunu aktarır. Aslında bu herkesin yaşadığı ama dile getiremediği içsel bir farkındalığı temsil etmektedir. Çünkü bu yaşanılan evrenseldir; yaşla dinle dille bir ilgisi yoktur. Şair, yaşanılan acının duyguların daha derin hissedilmesini sağladığını, bu derinliğin dil ile dışavurulamadığını anlatır.

“Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum”

Şiirin duygunun özüyle temas halini bu dizeler bize aktarır. Şair, aslında yaşadığı duygudan emindir; gittikçe de anlamına yaklaştığını hisseder. Biliyorum diyerek duygusal farkındalığını, duyuyorum diyerek duygusal deneyimini görmüş oluruz. Anlatamıyorum kısmı ile şair, şiirin ana hattını ortaya koyar. İçsel olarak farkındalığının gerçekliği ile dışavurumunu sağlayacak dil arasındaki kopukluğu temsil eder. Psikolojik olarak bakıldığında, bahsedilen burada duygunun yokluğu değildir. İfade etmenin zorluğudur. Tam tersi anlatamamak; burada bir duygusal kopukluk değil yukarıda da bahsedildiği üzere duygusal yoğunluk ve duygusal uyarılmanın artmasıyla birlikte oluşan duyguyla temas halinde olmanın doğurduğu sonuçtur.

Şair şiiri kişisel, tek bir duruma yönelik yazmamıştır. Herkesin yaşarken deneyimleyebileceği, tamamen doğal, evrensel bir duygusal deneyimden bahsetmiştir. Bu yönüyle şiir, aslında belirli bir kişi ya da olay çerçevesinde olmaktan çıkar, bireyin içsel yaşantısına ve duygusal yoğunluğuna dair ortak noktada birleştirir. Şiirdeki tema, duygunun yokluğundan ziyade, fazlalığını anlatmak ister. Bu yüzdendir ki “anlatamamak” aslında konuşamayan kişiye dair bir şiir değil, duygusunu taşıyamayan ve deneyimlenen duyguların yoğunluğu içinde ifade etmenin zorlaştığını gösteren bir şiiridir.

Kaynakça

  • Halk Kitabevi. (2024, 14 Ekim). Anlatamıyorum Şiiri – Orhan Veli Kanık. Halkkitabevi.com.

  • Yüksel, M., Saruhan, V., & Keçeci, B. (2021). Psikolojik sağlamlığın duygusal zeka ve kişilerarası duygu düzenleme açısından incelenmesi. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 53, 141–156.

  • Zsidó, A. N. (2024). The effect of emotional arousal on visual attentional performance: A systematic review. Psychological Research, 88, 1–24.

Aslı Beyza Ayazoğlu
Aslı Beyza Ayazoğlu
Aslı Beyza Ayazoğlu, psikoloji lisans eğitimine devam eden bir yazar adayıdır. Klinik psikoloji, ahlak psikolojisi ve psikopatolojiler üzerine yoğunlaşan, aynı zamanda edebiyatla psikolojiyi harmanlayan yazılar kaleme almaktadır. Eğitim sürecinde özellikle psikopatolojinin edebiyattaki temsilleri ve patolojilerin nöropsikolojik yaklaşımları üzerine yazılar yazmış; psikopatolojinin edebiyattaki temsilleri üzerine olan yazılarında akademik bilgiyi hem gündelik yaşama hem de edebi anlatı diline entegre etmeye özen göstermiştir. Psikopatolojileri yalnızca klinik bir perspektiften değil, aynı zamanda sosyolojik, ahlaki ve edebi boyutlarıyla da ele almayı önemseyen, çok yönlü düşünmeyi sağlayan içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar