İşyerinde psikolojik yıldırma, literatürde bilinen orijinal adıyla mobbing kavramı, çalışma hayatının tüm grupsal dinamikleri ve süreçlerinde, toplumsal düzende iş kurumlarının, çalışma düzenin kuruluşundan bu yana ortaya çıkmaktadır ve döngüsel olarak katlanarak devam etmektedir. Çalışma yaşamı ile birlikte bu düzenin varlığından beri yaşanan bu yıldırma, söze dökülmeyen, görmezden gelinerek dillendirilmesi istenmeyen yaşantılar haline gelmiştir (Acar ve Dündar, 2008). İş yerinde zorbalık ya da duygusal taciz terimleri ile de ifade edilebilecek olan psikolojik yıldırma, hedef olarak seçilmiş bir çalışanın veya çalışan grubunun sistematik bir döngü ile yıldırıcı, aşağılayıcı, haksız ve ısrarcı davranışlara uğramasına ve haksız davranışların bütününe verilen addır (Demir ve Çavuş, 2009).
Etkileri ve Sonuçları ile Psikolojik Yıldırma
Psikolojik yıldırmaya maruz kalan çalışanlar, aynı olumsuz faktörler sonucunda psikolojik sorunlar yaşamakta, sağlıkları her açıdan kötü etkilenmekte ve iş yaşamında karşılaştıkları bu sarsıntılar hayatlarının her alanında yaşadıkları ortak olumsuz sonuçları meydana çıkarmaktadır. Bu kavram son yıllarda birçok araştırmanın konusu olmuştur. Psikolojik yıldırma hakkında yapılan araştırmaların gösterdiğine göre çalışanların işten kendi istekleri ile ayrılmalarının en büyük sebebi iş yerinde karşılaştıkları psikolojik yıldırma olmaktadır (Acar ve Dündar, 2008). Günlük iş yaşamında devamlı gündeme gelen psikolojik yıldırma ile ilgili yaşanan vakalar artış göstermiş ve iş yaşamı dinamikleri daha sık araştırılmaya, incelenmeye başlamıştır. İş yaşantısında psikolojik yıldırmaya maruz kalan mağdurların oranının %10-15 aralığında değiştiği bildirilmiştir. Maruz kalınan davranışın psikolojik yıldırma kavramını karşılaması için sürekli halde tekrarlayan döngülerle, altı aylık süre zarfında haftada bir veya iki defa meydana gelmesi gerekliliği bulunmaktadır. Yapılan başka araştırmaların bilgisinde diğer kaynaklarda ise meydana gelme sıklığının daha az aralıklı süreçlerde olabileceği bildirilmiştir (Tatar ve ark., 2017).
Çalışma hayatının sürdüğü iş yerlerinde meydana gelen psikolojik yıldırma, çeşitli çalışmalarda, duygusal zorbalık, psikolojik taciz, psikolojik terör gibi bazı kavramlar ile beraber açıklanmaktadır. Benzer kullanımlar psikolojik şiddet ve yıldırma ifadeleriyle Türkiye’de yürütülmüş olan çalışmalarda yer almaktadır (Acar ve Dündar, 2008; Tatar ve ark., 2017).
Psikolojik yıldırma olgusu, uzun bir döneme yayılan psikolojik açıdan bu döngüye maruz kalan kişiyi zorlayacak olan saldırgan davranışların sistemli bir şekilde tekrar tekrar yaşanması ile açıklanabilir; bu saldırgan davranışlara sürekli halde maruz kalan kişi kendisini ümitsiz, çaresiz hissedebilmekte, yapılan bu davranışlara karşılık veremediği için savunmasız, haksızlığa boyun eğmiş durumuna düşebilmektedir (Tatar ve ark., 2017). Çalışma sahasında özellikle güç sahibi olan patronların ellerindeki gücü kötüye kullanarak kendilerinden alt pozisyonda olup da hak sahibi konumda olamayacak kişileri kendilerine hedef seçip onlar için duygusal olarak zorlanmış tehdit içerikli tutumlarda bulunuyor olması yıldırma davranışını açıklamak için uygun bir tanımlama olacaktır. Böylesine büyük bir stres faktörünün olduğu çalışma ortamında çalışmaya devam etmek durumunda kalan kişi kendine duyduğu saygıdan şüpheye düşebilmektedir (Demir ve Çavuş, 2009). Duygusal saldırıya sistematik bir şekilde sürekli ve tekrarlayan aralıklarla ve kasıtlı olduğu anlaşılarak buna rağmen maruz kalanın bu kısır döngüyü durdurmak adına elinde bir yaptırımı bulunmaması, emosyonel olarak yıpratılması anlamına gelmektedir (İlhan, 2010).
Ruhsal açıdan zorlayıcı bir konuma düşen çalışan, örgütsel düzen içerisinde aksaklıklar ile giden bir süreç içinde psikolojik olarak yoğun bir yükle mücadele etmekte, çalışma ortamı gerginleştikçe yapılan işin verimi düşmekte bununla beraber üretilen her yapının kalitesi bozulmaktadır. Sonuçta ise başarı oranı günden güne azalmakta ve tüm bunların doğal getirisi ise çalışanın işten kendi isteği ile belirli süre uzaklaşmasına hatta duygusal yükün yoğun olduğu süreç esnasında işinden istifa etmesine yol açabilmektedir (İlhan, 2010).
Çalışma sahası içerisinde kurulan örgütsel düzende psikolojik yıldırma tutumları ile beraber çeşitli olumsuzluklar yaşanabilmektedir; bunlar arasında çalışanların işe geç gelmesi, işten erken dönme davranışları, ayrılmalar ile mecburi personel değişikliği ve kurumsal alanda işyerinin ve yöneticilerin güven kaybetmesi sayılabilmektedir (Tatar ve ark., 2017). Çalışanlar üstünde kurulmaya çalışılan ruhsal baskı ile ısrarlı bir şekilde devam eden yıldırma politikaları, o kişi veya kişiler pes edip bu duygusal ağırlık ile mücadele edemeyinceye kadar sonunda işten ayrılmaya ya da bir diğer olasılık olan işten atılmaya kadar devam etmektedir (Demir ve Çavuş, 2009).
Psikolojik yıldırma sonucunda alınan hasarlar hem psikolojik hem fiziksel hastalıklara sebep olacak şekillerde görülebilir fakat iş ortamında yaşanan bu tatsız sürecin duygusal yönünün ağır basması, fiziksel şiddet olmaması, somut kanıtların eksikliği tespit edilebilmesi açısından güçlük çıkarmaktadır (Demir ve Çavuş, 2009). Bir diğer olası problem, çalışanların bu yük ile mücadele ettikleri sırada yaşadıkları duygusal hasarın bedenlerine yansıması ile fiziksel sağlıklarının tehdit altında olması, çeşitli psikosomatik rahatsızlıkları yaşamalarıdır. Fiziksel ve ruhsal sağlığı tehdit altında kalan mağdur, aldığı duygusal darbeler ve yaralar ile olan mücadelesini bedenine yansıtmaktadır (Demir ve Çavuş, 2009; Tatar ve ark., 2017).
Psikosomatik belirtiler incelendiğinde ise kronikleşen baş ağrıları, dikkati odaklamada yaşanan sıkıntılar, uyku düzeninde yaşanan aksaklıklar, iştah azalması ile tat alamama, kaygı bozuklukları içinde panik bozukluk görülebilmektedir (Tatar ve ark., 2017).
Psikolojik yıldırma ya da bir diğer ifadeyle duygusal zorbalık, iş yaşamında zorlayıcı olan kötü amaçlı yapılan ve olumsuz duygulanımlara yol açan bir durum olarak çalışanlar üzerinde kaygı, öfke, suçluluk gibi duygulanımlar ile kronik stres ve bunların getirisi olarak majör depresyon tablosu ile sonuçlanabilmektedir (Solmuş, 2005). Psikolojik yıldırmaya maruz kalan çalışanlarda depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu görüldüğü bildirilmektedir (Tatar ve ark., 2017). Bu büyük stres faktörünün gizli kapılar ardında hiçbir kanıtın olmadığı ortamlarda yapılıyor olması mağdur konumundaki kişi için ayrıca bir hakkını gözetleyememe sorununa ortam hazırlamaktadır; bununla birlikte yaşanan baskı ciddi ölçülü bir stres faktörü olarak iş doyumunun azalmasına, depresif bir süreci hazırlaması bakımından tükenmeye yol açmaktadır (Demir ve Çavuş, 2009).
Çalışma hayatında psikolojik yıldırma kültür farkı gözetmeden tüm toplumlarda her iki cinsiyet açısından maruz kalınmakta ve baskılı bir şekilde uygulanarak sistematikleşmektedir. İş yaşamında çalışan kimselere üstleri olan yöneticiler tarafından, eşit konumda bulunduğu ekip elemanlarından veya astların üst mevkide bulunanlara uyguladığı her türlü yıldırıcı, aşağılayıcı kötü davranım psikolojik yıldırma kavramının anlamını kapsamaktadır (Tınaz, 2006).
Psikolojik yıldırma bir amaç etrafında plan ile yapılmaktadır ve tüm bu olumsuz sürecin tek amacı kişiyi ruhsal olarak yaralayarak iş yaşamından uzaklaştırmaktır. Mağdur edilen kişinin itibarını zedeleyecek ölçüde aşırılaşmış saldırılara sürekli maruz kalması, iş ortamında kendinden utanmasına yol açacak küçümseyici, hakaret boyutunda aşağılamalara, alaylar ile eğlencelere konu olması tamamen kasıtlı olarak adeta bir program yönünde yapılmaktadır (Koç ve Bulut, 2009).
Birçok olumsuzluk ile eşlenebilecek olan yıldırma tutumları, düşmanca bir çarpık iletişim etrafında psikolojik ve duygusal tüm süreçler açısından sağlıksız olarak tarif edilebilecek, esasında çalışma düzenine, grup dinamiklerine ters düşebilecek eylemlerdir ve psikolojik terör olarak ifade edilerek tüm bu istenmeyen içerikleri karşılamaktadır (Cemaloğlu, 2007).
İş yerlerinde yaşanan her türlü çatışma yoğun bir şekilde devam ettiği sürece bireysel açıdan olduğu gibi iş kurumunu oluşturan ekip adına olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Bu çatışmaların görülme biçimleri arasında en yoğun düzeyde duygusal şiddet içereni ise iş yerinde psikolojik yıldırma olmaktadır (Aygün, 2012). İş yerinde yaşanan olumsuz bir diğer davranış türü olan iş yeri kabalığı psikolojik yıldırmaya göre daha hafif bir tutum olarak algılanmakta, kaba davranışlar nezaket ve kibarlığa göre daha doğal bulunmaktadır fakat dikkat çekilmesi gereken nokta, bu davranışların birer basamak olarak daha ağır ve yoğun duygusal yük içeren davranışlara hazırlayıcısı olabileceği konusu önem arz etmektedir (Küçük ve Çakıcı, 2018).
İş sahasında psikolojik taciz olarak nitelendirilen bu olguya maruz kalmak durumunda kalan bireyler psikolojik açıdan ağır duygusal bir yük altına girerek bununla baş etmek zorunda kalırken uygun çözüm geliştiremediklerinden kendilerini tükenmiş hissetmektedirler. Bu yüke karşı ego savunması geliştiremeyen bireylerin bastırmış oldukları duygular en sonunda psikosomatik belirtiler ile kendini göstermekte ve sağlık bütünlüğü açısından tehlike oluşturmaktadır. Böylesine ciddi sonuçlar doğuran bu problem yalnızca bireysel düzeyde kalmamakta, örgütsel düzende birçok aksaklığın meydana çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Örgütsel çatışmalar sonucunda işten ayrılma, işten kovulma, uzaklaştırılma, sık personel değişikleri ile beraber iş ortamında sağlanması gereken düzen hali kolayca bozulmakta, tekrar onarılması ise güç hale gelmektedir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde görülen tablo oldukça açıktır. Psikolojik yıldırma olgusu bireysel açıdan biyopsikososyal bütünlüğü büyük ölçüde zedelemekte, birbiri ardına gelen stres faktörlerini açığa çıkartmaktadır; bunun yanında örgütsel kalite ağır bir darbe almakta, iş dünyasına duyulan güven sarsılmaktadır.
Kaynaklar
Acar, A. B. ve Dündar, G. (2008). İşyerinde psikolojik yıldırmaya (mobbing) maruz kalma sıklığı ile demografik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dergisi, 37(2), 111-120.
Aygün, H. A. (2012). Psikolojik yıldırma (mobbing) üzerine nitel bir araştırma. Gümüşhane Üniversitesi Sosyal Bilimler Elektronik Dergisi, 3(5), 92-121.
Cemaloğlu, N. (2007). Örgütlerin kaçınılmaz sorunu: yıldırma. Bilig / Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, (42), 111-126.
Demir, Y. ve Çavuş, M. F. (2009). Mobbing’in kişisel ve örgütsel etkileri üzerine bir araştırma. Niğde Üniversitesi İİBF Dergisi, 2(1), 13-23.
İlhan, Ü. (2010). İşyerinde psikolojik tacizin (mobbing) tarihsel arka planı ve Türk hukuk sisteminde yeri. Ege Akademik Bakış Dergisi, 10(4), 1175-1186.
Koç, M. ve Bulut, H. U. (2009). Ortaöğretim öğretmenlerinde mobbing: cinsiyet, yaş ve lise türü değişkenleri açısından incelenmesi. International Online Journal of Educational Sciences, 1(1), 64-80.
Küçük, Ö. ve Çakıcı, A. (2018). İşyeri kabalığının öznel iyi oluş haline etkisi. İş ve İnsan Dergisi, 5(1), 75-87.
Solmuş, T. (2005). İş yaşamında travmalar: cinsel taciz ve duygusal zorbalık / taciz (mobbing). “İş,Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, 7(2), 1-14.
Tatar, A., Namlı, M., Özüdoğru, M. T., Uysal, A. R., Yeşilkanat, G., Bahadır, E., Kalender, B. ve Aydın, S. (2017). A Psikolojik Yıldırma Ölçeği’nin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi. İş’te Davranış Dergisi, 2(2), 79-88.
Tınaz, P. (2006). İşyerinde psikolojik taciz (mobbing). Çalışma ve Toplum, 4(11), 13-28.


