Çarşamba, Ekim 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Başarısızlığa Hazırlanan Bahane: Self-Handicapping

Kendinizi sabote ettiğinizi düşündüğünüz zamanlar hiç yaşadınız mı? Cevabınız evetse bu durumu hangi günlerden önce yaşadığınızı hatırlamanızı rica ediyorum. Kendini sabote etmek psikolojide ‘self-handicapping (kendi kendini engelleme)’ terimiyle tanımlanır. Kendi Kendini Engelleme (SH) terimi, bireylerin kritik performans anlarında kendilerine koydukları kısıtlamalar aracılığıyla başarılarını zayıflattıkları durumu tanımlar.

Self-handicapping kavramı 1978 yılında Jones ve Berglas’ın yaptığı ampirik bir çalışmanın ardından ortaya çıkmıştır ve Kelley’nin eşdeğişim modeline (Kelley, 1971) dayanarak, self-handicapping’in hem indirgeme (başarısızlık durumunda engeller, yetenekleri düşürür) hem de artırma ilkelerinden (engele rağmen kazanılan başarı, bireyin becerilerini geliştirir) aynı anda yararlandığını öne sürmüştür. Self-handicapping’in iki farklı biçimi mevcuttur. Görev yerine getirmeden önce ortaya çıkan açık eylemleri kapsayan davranışsal self-handicapping (behavioral self-handicaps) ve engelleyici unsurlar hakkında sözlü beyanları içeren kendi açıklamalarına dayanan engelleme (self-reported handicaps). Her iki biçime de örnek vermek gerekirse, sınava çalışma çabasının azaltılması davranışsal self-handicapping’e; zihinsel veya bedensel rahatsızlıklar hakkında şikâyet etmek ise kendi açıklamalarına dayanan self-handicapping’in bir örneği olarak gösterilebilir.

İnsanların kendi kendini sabote etmeleri şaşırtıcı görünse de psikolojik açıdan bakıldığında bu davranış, her zaman başarısız olma isteğinden kaynaklanmaz. Kendini sabote eden bireyler tembel, başarısız veya korkak değildir; aksine benlik saygısını korumak için bu davranışı sergileyebilirler. Bu davranışın temelinde kişinin kendisi hakkındaki olumlu algıyı koruma ihtiyacı bulunabilir. Özellikle başarıyı zekayla, sınav notlarıyla veya yetenekle ilişkilendiren bireyler için başarısızlık sadece hedefe ulaşamamak ya da düzeltilebilecek bir eksiklik değildir. Sınava çalışmayan bir öğrenci düşük not aldığında bunun sebebini zekasına değil, çalışmaya vakti olmadığına bağlayabilir. Bu durum, akademik olarak zarar görmüş olmasına rağmen kendine olan inancını koruyabilmesini sağlar. Fakat bu sabote etme davranışı kısa vadede kişinin benlik algısını koruyabilirken uzun vadede öz saygısını zedeleyebilir. Kişi kendi değerini akademik başarısına veya başkalarının değerlendirmelerine fazlasıyla bağlarsa, başarısız olma hali benlik algısına açık bir tehdit oluşturur. Bu tehdit karşısında self-handicapping kişinin kullandığı bir savunma stratejisine dönüşebilir. Fakat self-handicapping davranışının mutlaka düşük öz saygıdan kaynaklandığını söylemek doğru değildir. Öz saygısı yüksek bireyler de benlik algılarını korumak amacıyla kendilerini engelleyebilir.

Kendini Koruma Çabası Nasıl Bir Engel Dönüşür?

Self-handicapping davranışının devam etmesinde, bireyin kısa vadede elde ettiği psikolojik rahatlamanın önemli bir rolü olabilir. Kişi, başarısızlığını kendi kapasitesi yerine dışsal bir engele bağladığında benlik algısına yönelik tehdidi azaltabilir. Ancak bu rahatlama, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Örneğin, sınava yeterince çalışmayan bir öğrenci dersten kaldığında başarısızlığını hazırlıksız olmasına bağlar ve kendi akademik yeterliliğini sorgulamaktan kaçınır. Fakat benzer bir davranış tekrarlandığında öğrenci hem öğrenme fırsatlarını kaçırabilir hem de gerçek potansiyelini değerlendirmekte zorlanabilir. Sonuç olarak, benlik algısını korumak amacıyla başvurulan bir strateji, zamanla gelişimin önünde bir engele dönüşebilir.

Bu durum bir kısır döngü oluşturabilir. Başarısızlık ihtimalinden endişe duyan kişi, kendisini olası bir olumsuz değerlendirmeden korumak için çabasını azaltır veya performansını etkileyebilecek engeller oluşturur. Yaşanan başarısızlık ardından sonucu bu engellere bağlayarak geçici bir rahatlama hisseder. Bu rahatlama, benzer durumlarda aynı stratejiye yeniden başvurmayı kolaylaştırabilir. Böylece kişi, başarısızlık korkusuyla başa çıkmaya çalışırken korkusunu besleyen koşulları da sürdürebilir. Üstelik yeterince çaba göstermediği için elde edebileceği başarıyı görememesi, zaman içinde kendi yeteneklerine ilişkin daha gerçekçi bir değerlendirme yapmasını da zorlaştırabilir.

Peki, bu döngüden çıkmak mümkün müdür? İlk adım, başarısızlığı kişinin bütünsel değerinden ayırabilmektir. Bir sınavdan düşük not almak, kişinin yetersiz veya başarısız biri olduğunu kanıtlamaz; yalnızca belirli bir zamanda, belirli koşullar altında beklenen sonucun elde edilemediğini gösterir. Bu ayrımın kurulması, kişinin hatalarını benliğine yönelik bir tehdit olarak görmek yerine gelişim fırsatı olarak değerlendirmesine yardımcı olabilir. Bunun yanında, sonuçtan çok sürece odaklanmak da önemlidir. Kişinin yalnızca aldığı nota değil, ne kadar hazırlandığına, hangi yöntemlerin işe yaradığına ve neleri geliştirebileceğine dikkat etmesi, başarısızlık karşısında daha yapıcı bir tutum geliştirmesine olanak sağlar.

Bununla birlikte, self-handicapping davranışını azaltmak yalnızca kişinin kendisine olumlu telkinlerde bulunmasıyla sınırlı değildir. Bireyin başarısızlık karşısında nasıl değerlendirileceğine ilişkin beklentilerini ve başarıya yüklediği anlamı da sorgulaması gerekebilir. Hata yapmanın kabul edilmediği veya başarının kişinin değerini belirlediği düşünülen ortamlarda, kendini engellemek daha işlevsel bir korunma yolu gibi görünebilir. Bu nedenle kişinin çabasının ve öğrenme sürecinin de değer gördüğü bir ortam, başarısızlık korkusuyla daha sağlıklı biçimde başa çıkmasını kolaylaştırabilir.

Sonuç olarak self-handicapping, kişinin kendi başarısına engel olmasından ibaret değildir; başarısızlığın benlik algısı açısından taşıdığı anlamla da ilişkilidir. Birey bazen başarısız olma ihtimalinden korunmak için gerçek potansiyelini ortaya koymaktan kaçınabilir. Ancak kendini korumak amacıyla oluşturduğu engeller, zamanla ulaşmak istediği hedeflerden uzaklaşmasına neden olabilir. Belki de gerçek gelişim, kendimizi başarısızlığın olumsuz etkilerinden korumaktan çok, başarısızlık ihtimaline rağmen kendi potansiyelimizi ortaya koymaya cesaret etmekle başlar.

Kaynakça

  • Berglas, S., & Jones, E. E. (1978). Drug choice as a self-handicapping strategy in response to non-contingent success. Journal of Personality and Social Psychology, 36, 405–417.
  • Kelley, H. H. (1971): Attribution in social interaction. New York: General Learning Press
  • Leary, M. R., & Shepperd, J. A. (1986). Behavioral self-handicaps versus self-reported handicaps: A conceptual note. Journal of Personality and Social Psychology, 51, 1265–1268.
  • Rhodewalt, F., Morf, C., Hazlett, S., & Fairfield, M. (1991). Self-handicapping: The role of discounting and augmentation in the preservation of self-esteem. Journal of Personality and Social Psychology, 61(1), 122–131.
  • Rhodewalt, F. (2008). Self-handicapping: On the self-perpetuating nature of defensive behavior. Social and Personality Psychology Compass, 2(3), 1255–1268.
Meryem Ayca Keskin
Meryem Ayca Keskin
Meryem Ayca Keskin, Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce Psikoloji Lisans mezunu, klinik psikolojiye geçiş aşamasında olan bir psikolog adayıdır. İlgi alanları; fobiler, yeme bozuklukları anksiyete ve obsesif-kompulsif spektrum bozuklukları, ilişki dinamikleri ve bağlanma stilleri ile sosyal medyanın psikolojik süreçler üzerindeki etkileri etrafında şekillenmektedir. Klinik psikolojiyi, bireyin içsel dünyası ile dışa yansıyan davranışları arasındaki anlam bağlantılarını çözümleme alanı olarak görür. Akademik yolculuğu boyunca çeşitli seminerlere, eğitim programlarına katılmıştır. Psikoloji alanında öğrenci birimi kapsamında yürütülen organizasyonel ve akademik çalışmalarda aktif rol almıştır. Gönüllü klinik staj deneyimleriyle de teorik bilgisini saha gözlemleriyle desteklemiştir. Psikolojiyi, insanın kendini ve ilişkilerini anlama çabasına eşlik eden derinlikli bir alan olarak ele alır. Yazı dili ve yaklaşımı, psikolojiyi hem bilimsel hem de insani yönüyle erişilebilir kılmayı hedefler. Bilgi paylaşımının yalnızca öğretici değil, aynı zamanda dönüştürücü bir etkisi olduğuna inanır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar