Perşembe, Ağustos 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Psikolojik Danışmada Dışavurumcu Sanat Terapisi

1. GİRİŞ: BİR İYİLEŞME YÖNTEMİ OLARAK SANAT TERAPİSİ
Sanat icra etmek için nesnelere dokunduğumuzda ya da onları biçimlendirdiğimizde, aslında dünyaya temas etmenin tecrübesini yaşarız. Sanat terapisi, kişinin kendisini adeta bir sanat eserine dönüştürdüğü bir süreçtir. Geleneksel ve sözel yöntemlere göre en güçlü yanı, en acı verici konuları dahi yumuşakça, kişiyi rahatsız etmeden ele alabilmesidir. Danışan kendi şahsı ile değil, ortaya koyduğu sanat çalışması üzerinden konuştuğunu düşünerek savunmalarını esnetir ve direnç kırılır. Böylece zor ve tehdit edici konular estetik bir forma kavuşur.
Çocuklar için derin bir farkındalık ve öğrenme zemini hazırlayan sanat terapisinde, seanslar önceden yapılandırılsa dahi akış ve danışanın o andaki anlık ihtiyaçları ana belirleyicidir. Danışanlar seansa önceden planlanmış konular getirmeyebilir; kilit noktası olan bir konuyu sansürsüzce kâğıdın üzerine bir sanat yapıtı olarak düşürebilirler.

2. SANAT TERAPİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ VE KURAMSAL TEMELLERİ
2.1. Keşfedilme ve Profesyonelleşme
Sanat terapisi modern zamanların ötesinde, kökleri antik çağa kadar uzanan kadim bir dışavurum yöntemidir. Mağara duvarlarına resim çizmek, tören maskeleri oymacılığı ve çamur maddelerle biçimler yaratmak bunun en somut tarihsel örnekleridir (Filiz, 2016: 169). Psikoterapi alanındaki keşfi 1940’lara dayanır. Alman psikiyatr Hans Prinzhorn’un oluşturduğu “Prinzhorn Koleksiyonu” ile delilik ve yaratıcılık arasındaki bağlantı tartışılmaya başlanmıştır. Literatürde “Sanat Terapisi” terimini ilk kez 1942 yılında Adrian Hill, tüberküloz hastalarıyla yürüttüğü çalışmaları tanımlamak için kullanmıştır (Demir, 2017: 577).
Amerika’da gelişim iki temel akıma ayrılmıştır: Margaret Naumburg “Terapide Sanat” (Art in Psychotherapy) kavramıyla sanatı psikanalitik bir aktarım aracı görürken; Edith Kramer “Terapi Olarak Sanat” (Art as Therapy) yaklaşımıyla sanatsal yaratım sürecinin (süblimasyon/yüceltme) bizzat iyileştirici olduğunu savunmuştur (Malchiodi, 2003). Ülkemizde ise kurumsallaşmanın dönüm noktası 2012 yılında “Sanat Psikoterapileri Derneği”nin kurulmasıdır.

2.2. Ham Sanat (Art Brut) Akımı ve İfade Özgürlüğü
1948 yılında Jean Dubuffet, Tapie ve Breton tarafından başlatılan “Art Brut” (Ham Sanat) akımı, estetik normlardan ve biçim kaygısından tamamen uzak, saf içsel dürtülerle oluşturulan sanatı temsil eder. Sanat terapisindeki kişiler sanatçı olmak zorunda değildir; içlerinden geldiği gibi özgürce öğeler oluştururlar.

2.3. Sanat Terapisine Psikolojik Yaklaşımlar ve Ekoller
Psikanalitik yaklaşımda sanat; rüyaları, hayalleri ve fantezileri anlamada bir anahtardır. Jung, “aktif imgeleme”nin psişeyle iletişim kurma yolu olduğunu belirterek sanat terapisinin babası kabul edilmiştir. Margaret Naumburg, resimle dışavurumda kelimelere göre sansürden kaçmanın daha kolay olduğunu ve ortaya çıkan somut ürünlerin inkarı zorlaştırdığını vurgular.
Gestalt yaklaşımında bireyin kendini bir bütün olarak algılaması ruh sağlığının gereğidir (Kar, 2011: 19). BDT’de (Bilişsel Davranışçı Terapi) ise sanat, otomatik tetikleyiciler ile olumsuz iç konuşmalar arasındaki bağlantıların farkına varılması ve değiştirilmesinde etkili bir bağlaştırıcı görevi görür.

3. SANAT TERAPİSİNİN İŞLEVLERİ VE MODALİTELERİ
Alain de Botton ve John Armstrong’a göre sanatın 7 işlevi vardır: Hatırlatma, Umut, Acı, Dengeleme, Kendini Anlama / Keşfetme, Gelişim – Büyüme ve Değerini Fark Etme. Sanat terapisinde üç seviyede farkındalık sağlanır: Görmek-Duymak / Hissetmek / Hayal Etmek-Düşünmek.

| Modalite | Özellikleri ve Kullanım Amaçları | Klinik ve Travmatik Uyarılar |

| Görsel Sanatlar | Resim yapmak, seramik boyama. İki tür materyal vardır: Kontrolsüz (toz pastel, sıvı boyalar) ve kontrollü (kuru boya, keçeli kalemler). | Sınır koymakta zorlanan ve travmatize olmuş bireylerde öncelikle kontrollü malzemelerle başlanmalıdır. |
| Kil ile Çalışma | Topraktan yapılmış, dokunsal bir malzemedir. Erken döneme ait anıları ve duyguları kille kolaylıkla uyanabilir. | Travma geçirmiş danışanlarda çok dikkatli kullanılmalıdır. Regresyona (gerilemeye) sebep olabilir. Yeni danışanlarda hemen kullanılmamalıdır. |
| Doğa Temelli Sanat | Yaratıcılığı en fazla geliştirenlerden biridir. Özelliği doğada gerçekleşmesi ve doğal malzemelerin kullanılmasıdır. | Meditatif bir sürece girerler. Danışanın yeryüzüyle bağ kurmasına, topraklanmasına (grounding) yardımcı olur. |
| Dans ve Hareket | Zihin ve beden bütünlüğüne doğru giden bu modalite duygularla hareketler arasındaki bağın farkına varılmasını sağlar. | Terapistin de kendi bedeni ile ortamda hareket halinde olması gerekir. Danışanın izlendiğini bilmesi en büyük dirençtir. |
| Kısa Film ve Hikaye | Sanat çalışmalarındaki imgelerin bir hikayede rol alması veya film yapılması. | Kişinin kendi öyküsünü yeniden yazmasına ve travmasına “dışarıdan” (mesafe koyarak) bakmasına imkan verir. |

4. TRAVMA VE SANAT TERAPİSİ: KÜRESEL UYGULAMALAR
Travmatik olaylar, beynin dili işleyen sol yarımküresini geçici olarak baskılarken, anıları beynin sağ yarımküresinde duyusal ve bedensel fragmanlar olarak depolar. Bu durum mağdurların yaşadıkları dehşeti kelimelerle ifade etmelerini zorlaştırır. Sanat terapisi, beynin sağ yarımküresine hitap ederek kelimelerin ulaşamadığı alanlarda güvenli dışavurum sağlar.
4.1. Tayfun Yolanda Felaketi ve 1990 Luzon Depremi Araştırmaları
Rachel Ann Parr (2015), Yolanda Tayfunundan kurtulan 39 kişinin deneyimlerini “Oyun ve Farkındalık Temelli İfade Sanatları Terapisi ile Bilişsel Yeniden Çerçeveleme (PMBEAT)” yöntemiyle incelemiştir. Nitel çoklu durum çalışması olarak tasarlanan bu yaklaşım, Filipinler’de Carandang ve Nisperos (1996) tarafından 1990 Luzon depreminde geliştirilen “Pakikipagkapwa-damdamin” iyileşme kılavuzuna dayanmaktadır. Bu kılavuz, çocukların başa çıkma ve problem çözme becerilerini kolaylaştıran dışavurumcu terapi tekniklerini sunar. Yolanda araştırmasında bireysel anlatılardan korku, kaygı, keder, izolasyon, suçluluk ve sorumluluk temaları elde edilmiştir. 3 yaşındaki çocukların da katılabildiği yönlendirici olmayan seanslarda, aile kolajı etkinliğinden “birlik ve aşkınlık”, tüm gruptan ise “Yeni Bir Başlangıç” teması çıkmıştır. Veri tutarlılığı modifiye edilmiş değerlendiriciler arası klinik yargı modeliyle sağlanmıştır.

4.2. Andaman ve Nicobar Adaları’nda Tsunami (Math vd., 2008)
2004 tsunamisi sonrası 37 birincil/ikincil ve 498 üçüncül mağdur çocuk ve ergen incelenmiştir. Ailelerin sıkıntı içinde olması ve olayın konuşulmasını engellemesi nedeniyle sanat terapisi kritik bir catharsis (arındırma) aracı olmuştur. Sığınmacı kamplarındaki seanslarda çocuklar başlangıçta gökkuşağı ve dağ gibi hoş imgeler çizerken, yıkım sahnesi çizenler süreci olumlu temennilerle bitirmiştir. Çizimler, yoğun müdahaleye ihtiyaç duyan çocukların taranmasını kolaylaştırmıştır. Ergenlerde çaresizlik ve belirsizlik ile “hayatta kalma suçluluğu” (survivor’s guilt) görülürken, çocuklarda ev/yer kaybetmenin psikolojik etkisi tespit edilmiştir.

4.3. Japonya Depremi ve “Healing Japan” Projesi (2016)
Büyük Doğu Japonya Depremi sonrasında travma sonrası büyümeyi (PTG) teşvik etmek amacıyla başlatılan proje 4 aşamadan oluşmuştur: Bir buçuk yıllık 1. aşamada güven inşa edilmiş; 2. aşamada “destekçilere destek” hedeflenerek sözel gruplardaki tek kişilik sınır aşılmış, herkesin aynı anda sanatla ifade sunması sağlanmıştır. 3. aşamada TSSB önleme ve dayanıklılık hedeflenmiş; 4. aşamada “Tohoku’nun Sesleri” (VOT) projesiyle kişilerin hikayelerini anlatıp geçmişle aralarına mesafe koymaları ve iyileşmeleri sağlanmıştır.

4.4. Tayvan Depremi’nde Dans ve Hareket Terapisi (2013)
9/21/99 depreminde 350’den fazla kişinin öldüğü bölgede, yüksek TSSB riski taşıyan 15 ilkokul öğrencisine iki günlük “Mutlu Büyüme” (Happy Growth) dans/hareket terapisi uygulanmıştır. Başlangıçta düzensiz ve inatçı olan çocuklar, beden odaklı sözel olmayan ifade yoluyla önce tabut ve mezar, ardından kale maketleri/figürleri inşa ederek psikofiziksel özgürleşme ve iyileşme yaşamışlardır.

4.5. Haiti Depremi ve Sokak Çocukları Üzerine Sanat Atölyesi (Brolles vd., 2017)
2010 Haiti depremi sonrası La Timkatec bakım evindeki 33 sokak çocuğuyla (15 yatılı, 18 gündüzcü ‘turist’) yürütülen proje, bir “yaratıcı arabuluculuk programı” olarak kurgulanmıştır. Sanatçılar ve uzmanlar rehberliğinde sessizce çizimle başlayan süreç, ikinci gün müziğin eklenmesiyle “ses ortamı” (soundscape) ve kolektif aidiyete dönüşmüştür.

4.6. Endonezya Pasaman Depremi (Solina vd., 2022)
2022’deki 6.2 büyüklüğündeki deprem sonrası Nagari Malampah’ta çadırlarda resim yapma, kaşıkla misket taşıma, şarkı ve dans gibi dışa dönük oyunlar (outbound activities) düzenlenmiştir. Çocuklar resimli kitaplara düşüncelerini özgürce çizip anlatarak olumsuz duyguları ortadan kaldırmış, özgüven ve işbirliği kazanmışlardır.

5. TÜRKİYE’DE DEPREM GERÇEĞİ VE SANAT TERAPİSİ MÜDAHALELERİ
Türkiye’nin yoğun tektonik hareketliliği (1999 Marmara, 2020 İzmir, 2023 Kahramanmaraş) sanat terapisinin psiko-sosyal destek alanında kullanımını zorunlu kılmıştır. Ülkemizde bu alanın akademik temelleri Prof. Dr. Nevin Eracar’ın çalışmalarıyla atılmıştır.
5.1. Psikososyal Müdahalelerin Miladı: 1999 Marmara Depremi
1999 Gölcük ve Düzce depremleri, sahada çocuk çadırlarındaki boyama etkinliklerinin derin bir teşhis ve dışavurum aracı olduğunun fark edildiği dönüm noktasıdır. Yıkılan evlerin ve fay hatlarının siyah/kırmızı renklerle dışa vurulması, uzmanların “Duyguların Dışavurumu” ekseninde sanatı yapılandırmasını sağlamıştır.

5.2. 2023 Kahramanmaraş Depremleri ve Somutlaştırma Çabası
6 Şubat depremleri sonrasında çadır ve konteyner kentlerde kapsamlı uygulamalar yapılmıştır:
* Güvenli Alan (Safe Place) Oluşturma: Evini kaybeden çocuklara kâğıt veya oyun hamurlarıyla sınırları belli alanlar yaptırılarak kapsanma (containment) ve bedensel güvenlik algısı tesis edilmiştir.
* Kilin Regülatif Gücü: Travmatik şoku atlatmış gruplarda kille çalışılarak çocukların dayanıklı evler inşa etmesi ve kaybettikleri kontrol duygusunu simgesel olarak kazanmaları sağlanmıştır.
* Bilişsel Yeniden Çerçeveleme (BDT): Çocukların çizdiği “deprem canavarı” figürlerine komik detaylar eklenerek amigdala aktivasyonu hafifletilmiş ve korkunun beyindeki algısı değiştirilmiştir.
* Kolektif Yas ve Aidiyet: “Umut Ağacı” gibi dev tuvallerin birlikte boyanması çocuklara “Yalnız değilim, birlikte iyileşiyoruz” mesajını vermiştir.

5.3. Akademik Bütünleşme ve Sanat Psikoterapileri Derneği (SPD)
Ergoterapi sınırlarından bağımsız bir disipline dönüşen sanat terapisi, PDR ve Psikoloji bölümlerinde ders olarak yer almakta, AUZEF ve Arkabahçe gibi merkezlerde sertifikalandırılmaktadır. 2012’de kurulan Sanat Psikoterapileri Derneği (SPD) ise etik standartları belirleyerek uluslararası entegrasyonu (Avrupa Sanat Terapileri Konsorsiyumu) sağlamaktadır.

6. SONUÇ
Sanat terapisi, PDR alanında kelimelerin bittiği yerde konuşmayı sağlayan evrensel bir dildir. Filipinler, Japonya, Haiti, Tayvan, Hindistan ve Türkiye’deki deprem tecrübeleri; sanatın yıkıntılar arasında yeşeren bir umut dalı ve korkuyu dönüştüren somut bir iyileşme eylemi olduğunu açıkça kanıtlamaktadır.

Kaynakça

  • KAYNAKÇA
  • Acar, C., & Düzakın, E. (2017). Yaratıcılık ve Sanat. (s. 56).
  • Brolles, L. vd. (2017). Art workshop with Haitian street children in a post-earthquake context. International Journal of Art Therapy, 22(1), 2-7.
  • Cameron, J. (2009). Sanat içimizdeki sandıkları ve yüklükleri açar. Mahzenleri ve tavan aralarını havalandırır. Bizi iyileştirir.
  • Carandang, M.L. & Nisperos. (1996). Pakikipagkapwa-damdamin (Healing Manual).
  • Demir, Y. (2017). Sanat Terapisinin Tarihsel Gelişimi. (s. 577).
  • Eracar, N. (2013). Sanatla Terapi. İstanbul. Eracar, N. (t.y.). Türkiye'de Sanatla Terapi Gelişimi ve Uygulamaları.
  • Filiz, A. (2016). Sanatın Psikolojik Boyutları. (s. 169, 174).
  • Göktepe, N. (2015). Sanat ve Birey: Dışavurumcu Sanat Terapisi. (s. 41, 53). Güner, O., & Dinçer, N. (t.y.). Dışavurumcu Sanat Terapisi. (Kitaptan Notlar: Rina Büberoğlu).
  • Malchiodi, C. A. (2003). Handbook of Art Therapy. Guilford Press.
  • Math, S. B. vd. (2008). Psychological impact of the tsunami on children and adolescents from the andaman and nicobar islands. Primary care companion to the Journal of clinical psychiatry, 10(1), 31-37.
  • Parr, R. A. (2015). The Use of Expressive Arts in Making Sense of Traumatic Experiences. Philippine Journal of Psychology, 48(2), 133-159.
  • Solina, W. vd. (2022). Trauma Healing Through Art Therapy For Children Post Earthquake in Pasaman. Human: Journal of Community and Public Service, 1(2), 82-85.
  • Taiwan 9/21/99 Earthquake Study (2013). Dance/movement therapy for children suffering from earthquake trauma in Taiwan. The Arts in Psychotherapy, 40, 151-157. van der Kolk, B. (2014). Beden Kayıt Tutar: Travmanın İyileşmesinde Beyin, Zihin ve Beden.
  • Yazar, Y. (2016). Healing Japan: Expressive arts group therapy approach (Conference ICP2016). Yokohama, Japan.
Bilge Barlık
Bilge Barlık
Bilge Barlık, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans programından mezun olmuştur. Mesleki ilgi ve çalışmalarını ağırlıklı olarak çocuk ve ergen psikolojisi ile sanat terapisi alanlarında yoğunlaştırmaktadır. Temel eğitimini İstanbul Üniversitesi'nden aldığı Sanat Terapisi sertifikası ile destekleyen Barlık; ayrıca yurt dışında katıldığı projelerle yaratıcı sanat etkinlikleri ve Montessori gibi alternatif çocuk eğitimi modelleri üzerine eğitimler alarak vizyonunu genişletmiştir. Güncel olarak Psychology Times bünyesinde yazar olarak yer almakta, sanatın dönüştürücü gücünü ve çocuk odaklı yaklaşımlarını okurlarla buluşturduğu psikolojik içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar