Kalp çoktan seçmeli bir soru değildir. Tercihte bulunduğunuz şıkkın haricindeki tüm seçenekler yok hükmündedir. Geçerliliklerini yitirmiş, amaç örüntüsünün dışında kalmışlardır. İki şıkkın aynı anda doğruluğu mümkün değildir. Eğer böyle bir durum varsa, soruyu yeniden yazmak gerekir. Soruyu yeniden yazmaya değil, okumaya bile zaman bulunamıyorsa, tercih edilen şıkkın doğruluğunu kabul etmek ve yoluna devam etmek gerekir.
Bir insan kalbi, hele de sevmiş olan bir kalp, bir sorunun, bir ömrün içinde ikinci bir şık olarak kullanılamaz. Tektir, bir tanedir; kullanılma gereği duyuluyorsa artık “hiç”tir.
Hayat, çoğu zaman bize sınavlarda alıştığımız çoktan seçmeli sorular gibi görünür. Oysa insan ilişkileri ne A, B, C ne de D seçeneğine sığar. Çünkü ilişkiler mantığın değil, güvenin; hesapların değil, duygusal bağlılığın üzerinde yükselir. Bir insanı hayatına almak, aslında diğer bütün ihtimallerden bilinçli bir şekilde vazgeçmektir. Sevginin en güçlü tarafı da tam olarak budur: Belirsizlikler içinde bile bir kişiyi seçebilmek ve o seçimin sorumluluğunu taşıyabilmek.
Psikoloji bize gösteriyor ki sağlıklı bağlanmanın temelinde kararsızlık değil, tutarlılık vardır. İnsan zihni belirsizliğe uzun süre dayanamaz. Sürekli “Acaba?” sorusuyla yaşayan birey, zamanla kaygı geliştirir; değersizlik hissi büyür, güven duygusu zedelenir. Özellikle romantik ilişkilerde bir kişinin kendisini sürekli bir seçenek gibi hissetmesi, en ağır duygusal yaralanmalardan biridir. Çünkü insan, sevildiğini duymaktan çok seçildiğini hissetmeye ihtiyaç duyar.
Aile ve çift danışmanlığında en sık karşılaşılan sorunlardan biri de tam olarak budur: Karar verememek. Bir kapıyı kapatmadan diğerini aralık bırakmak… Geçmişi tamamen bitirmeden yeni bir ilişkiye başlamak… Bir ilişkiyi sürdürürken başka ihtimalleri zihinde canlı tutmak… Oysa açık bırakılan her kapı, içeridekilerin güvenini azaltır. Çünkü güven, kapıların sayısıyla değil, kapatılabilen kapılarla inşa edilir.
İnsan beyni alternatifleri çoğalttıkça özgürleştiğini zanneder. Fakat araştırmalar bunun tam tersini söyler. Seçenekler arttıkça karar vermek zorlaşır, pişmanlık ihtimali yükselir ve kişi yaptığı seçimin değerini sorgulamaya başlar. Bu durum yalnızca alışverişte değil, ilişkilerde de geçerlidir. Sürekli daha iyisini arayan zihin, elindekinin kıymetini göremez. Sonunda ise kaybettiği şeyin aslında aradığı huzur olduğunu fark eder.
Gerçek sevgi, ihtimalleri çoğaltmak değil; ihtimallerden vazgeçebilmektir. Çünkü sadakat sadece fiziksel bir bağlılık değildir. Sadakat, zihnin de kalbin de aynı kişide karar kılmasıdır. Bir insanı yanında tutarken başka hayatlara yatırım yapmak, yalnızca karşı tarafı değil, kişinin kendi ruh bütünlüğünü de parçalar. Bölünmüş bir zihin, bütün bir sevgi üretemez.
İlişkilerde en derin yara, terk edilmekten önce yedekte tutulmaktır. Çünkü yedekte bırakılan kişi zamanla kendi değerini sorgulamaya başlar. “Neden yetmiyorum?”, “Bende eksik olan ne?” soruları zihni kemirir. Oysa mesele çoğu zaman onun eksikliği değildir; karşı tarafın karar verememesidir. Fakat karar veremeyen birinin yaşadığı belirsizlik, en ağır yükü bekleyen kişiye taşır.
Sağlıklı bir ilişki, iki insanın birbirini sürekli sınadığı bir alan değildir. Aksine, birbirine güvenle yaslanabildiği güvenli bir limandır. Güven ise yalnızca verilen sözlerle değil, vazgeçilen seçeneklerle görünür hâle gelir. Çünkü insan, neyi seçtiğinden çok, nelerden vazgeçtiğiyle karakterini gösterir.
Belki de ilişkilerin en önemli cümlesi şudur: Bir kalp, ödül değildir; emanetidir. Emanet ise kıyaslanmaz, ertelenmez, yedekte bekletilmez. Hak ettiği değeri görmediği yerde zamanla susar. Ve bazı sessizlikler, söylenmiş en ağır vedalardan daha kesin olur.
Bu yüzden sevgi, cesaret ister. Karar vermeyi, sorumluluk almayı ve seçimin arkasında durmayı gerektirir. Çünkü hayat, bazı soruları yalnızca bir kez sorar. O sorularda işaretlediğiniz seçenek, yalnızca geleceğinizi değil; bir başka insanın umutlarını, güvenini ve kalbini de belirler.
Unutulmamalıdır ki insan kalbi çoktan seçmeli bir sınav kâğıdı değildir. Aynı anda iki doğruyu taşıyamaz. Gerçek sevgi, ikinci şık olmayı kabul etmez. Çünkü sevginin olduğu yerde seçenek değil, tercih vardır; tereddüt değil, aidiyet vardır. Bir kalp ya gerçekten seçilir ya da sessizce çekilir. Arada bırakılan her duygu ise zamanla sevgisini değil, kendisini kaybeder.
Aşk ile…


