Pazartesi, Haziran 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kelimelerin İhaneti

Aklımızdan geçenler, ağzımızdan kaçanlar… Hepimizin başına gelmiştir: Yeni tanıştığınız birine eski sevgilinizin adıyla seslenirsiniz, patronunuza “Teşekkürler ederim” diyeceğinize “Teşekkürler anne” dersiniz ya da çok sıkıcı bir toplantının açılışında “Toplantıyı açıyorum” yerine “Toplantıyı kapatıyorum” deyiverirsiniz. O an yer yarılsa da içine girsek dediğinizi biliyorum. Yüzünüz kızarır, hemen toparlamaya çalışırsınız: “Pardon, dilim sürçtü!”

Peki, gerçekten sadece basit bir kas koordinasyonu hatası mı, yoksa zihninizin en derin odalarından sızan bir itiraf mı? Sadece Freudyen dil sürçmesi… Bu kavrama adını veren Sigmund Freud’a göre, insan zihninde ve davranışlarında tesadüfe yer yoktur. Psikoloji literatüründe buna psişik determinizm diyoruz. Yani dilinizin sürçmesi, bir kelimeyi yanlış telaffuz etmeniz, hatta çok iyi bildiğiniz birinin ismini aniden unutuvermeniz bile asla rastgele gerçekleşmez.

Bu mekanizma nasıl çalışıyor o zaman? Freud’un meşhur Topografik Zihin Modelini hatırlayalım: Zihin bir buzdağı gibidir. Su üstünde kalan küçük kısım bilinçtir; yani şu an farkında olduğumuz, kontrol edebildiğimiz düşünceler. Suyun hemen altı bilinçöncesidir; biraz zorlayınca hatırladığımız bilgiler. En dipteki o devasa, karanlık kısım ise bilinçdışıdır (unconscious). İşte dananın kuyruğu burada kopuyor. Bilinçdışımız; toplumsal olarak kabul görmeyen arzular, bastırılmış öfkeler, kıskançlıklar, cinsel dürtüler ve çocukluk travmalarıyla doludur.

Normal şartlar altında zihnimizin gardiyanları olan Ego (gerçeklik ilkesiyle çalışan mantıklı yanımız) ve Süperego (ahlaki ve toplumsal kurallarımız), bu “tehlikeli” bilinçdışı düşüncelerin yukarı çıkmasını engellemek için yoğun bir savunma mekanizması uygular. Onları aşağıda kilitli tutar. Biz konuşurken aslında zihnimizde devasa bir sansür mekanizması devrededir. Ancak yorgun olduğumuzda, stres altındayken, alkol aldığımızda ya da duygusal olarak çok yoğun bir an yaşarken bu gardiyanlar gevşer, tabiri caizse uyuyakalır. İşte tam o an, bastırılan o güçlü bilinçdışı düşünce, gardiyanların boşluğundan faydalanıp dışarı fırlar. Fakat bilince tamamen çıplak çıkamaz; Süperego’nun gazabından korktuğu için kılık değiştirir. İşte bu kılık değiştirmiş, maskelenmiş sızıntıya biz dil sürçmesi (parapraksi) diyoruz.

Freud buna çok net bir örnek verir: Büyük bir organizasyonun ya da meclisin açılışında konuşma yapan bir başkan, kürsüye çıkıp “Saygıdeğer üyeler, toplantının kapanışını ilan ediyorum!” der. Aslında söylemek istediği şey “açılışıdır.” Ancak Freudyen analize göre, bu başkanın bilinçdışında o toplantıdan hiçbir beklentisi yoktur, sıkılacağını biliyordur ve bir an önce bitmesini istiyordur. Bilinçli olarak bunu söyleyemez (çünkü çok ayıptır ve profesyonelce değildir), ama gardiyanların bir anlık boşluğunda içindeki o saf “gitmek istiyorum” arzusu dilini ele geçiriverir.

Yani Freud’a göre dil sürçmesi, Ego’nun kontrolü kaygıyla kaybettiği anlarda, bilinçdışı ile bilinç arasında yaşanan ego-savunma savaşının dilimizdeki cephesidir. Söylediğiniz o “yanlış” kelime, aslında içinizde bir yerlerde sakladığınız en ham, en filtrelisiz gerçeğin ta kendisidir.

Bugün modern psikoloji ve dilbilim (bilişsel psikoloji yaklaşımı), Freud’un bu mistik ve dramatik açıklamasına biraz şüpheyle yaklaşıyor. “Her dil sürçmesi bilinçdışı bir arzu değildir, bazen zihnimiz sadece bir bilgisayar gibi hata yapar” diyorlar. Bilişsel psikologlara göre beynimiz konuşmayı üretirken inanılmaz hızlı çalışır. Kelimeleri seçer, sesleri sıraya koyar ve kaslarımıza emir verir. Bu süreçte “kelime ağları” devreye girer. Beyinde birbirine benzer sesler veya benzer anlamdaki kelimeler yan yana depolanır.

Ses Benzerliği (Malapropizm): Beyin o kadar hızlı hareket eder ki, bazen fonetik (sescil) olarak birbirine çok yakın iki kelimeyi karıştırır. (Örn: “Müteahhit” yerine “Müvekkil” demek).
Kavramsal Karışıklık: Beyniniz aynı kategorideki kelimeleri (anne, baba, sevgili, eski sevgili) birbirine yakın tutar. Stresli veya dikkatsiz olduğunuzda, beyniniz doğru dosyayı ararken yanlışlıkla yanındaki dosyayı çekebilir.

Dolayısıyla bilişselcilere göre dil sürçmeleri, bilinçdışının sinsice sızması değil; beynin bilgi işleme sürecindeki minik bir “sistem hatasıdır.” Peki biz hangisine inanacağız? Gerçek muhtemelen bu iki teorinin tam ortasında bir yerde duruyor. Eğer yorgunluktan bitap düşmüşken bir kelimeyi yanlış söylüyorsanız, bu büyük ihtimalle bilişsel bir işlem hatasıdır. Ancak, içinizden gitmek gelmeyen bir partiye hazırlanırken arkadaşınıza “Gelmeyi hiç istemiyorum… yani, çok istiyorum” diyorsanız, orada Freud amcaya bir selam vermek gerekebilir. İçinizdeki o bastırılmış “gitmeme arzusu”, dilinizi ele geçirmiştir. Dil sürçmeleri bizi rezil ediyormuş gibi görünse de aslında insan zihninin ne kadar karmaşık, dinamik ve katmanlı olduğunu gösteren harika pencerelerdir. Bir dahaki sefere diliniz sürçtüğünde hemen utanıp konuyu kapatmayın. Durun ve kendinize sorun: “Acaba zihnim az önce bana ne anlatmaya çalıştı?”

Aleyna Kaya Başoğul
Aleyna Kaya Başoğul
Aleyna Kaya, lisans eğitimini Süleyman Demirel Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamlamıştır. Eğitim süreci boyunca çeşitli psikolojik danışmanlık merkezlerinde gönüllü olarak görev almış ve deneyimini artırmıştır. Öğrencilik yıllarından itibaren ruh sağlığının her alanında kendini geliştirmeye önem veren Aleyna Kaya, farklı yaş gruplarına yönelik workshop ve atölye çalışmalarında aktif olarak yer almıştır. Ortaokul ve lise düzeyindeki bireylerle yürütülen bu çalışmalarda psikoeğitim ve grup etkileşimi üzerine deneyim kazanmıştır. Aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Pedagojik Formasyon eğitimi devam etmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitim süreci devam ederken süpervizyon programını başarıyla tamamlayan Aleyna Kaya, bu kapsamda başladığı bireysel terapi hizmetlerini güven, gizlilik ve empati ilkeleri doğrultusunda bir yılı aşkın süredir sürdürmektedir. Aldığı eğitimlerle mesleki gelişimini sürekli olarak güncel tutmaya özen gösteren Aleyna Kaya, şu anda da farklı terapi yaklaşımlarına dair eğitim süreçlerine ve bu eğitimleri geliştirmek ile pekiştirmek adına süpervizyon programlarına devam etmektedir. Aldığı aile danışmanlığı eğitimi ile birlikte terapi süreçlerinin sadece bireysel alanlarında değil, çift danışmanlığı ve aile ortamındaki etkilerinde de destek olmaktadır. Etik ilkelere bağlı, danışanlarına anlayışlı ve onların içsel yolculuklarında eşlik eden bir psikolog olarak Aleyna Kaya, bireyleri yargılamadan dinlemeye ve bu dönüşüm yolculuğunda onlara eşlik etmeye hazırdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar