Salı, Nisan 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Grinin İhanet Tonu: Eyşan Tezcan’ın Hayatta Kalma Sanatı

“Herkes kendi hikâyesinin kahramanı.’’

Ezel’i Anlamak…

Bazı karakterler vardır ki izlerken tuhaf bir rahatsızlık verir. Buna rağmen gözümüzü kulağımızı ondan alamayız. Büyülenmiş gibi oluruz adeta! Ve işte… Eyşan Tezcan; Türk televizyon tarihinin unutulmaz dizilerinden biri olan Ezel’in seven, aldatan, kandıran, kaçan, bütünüyle ihanet eden ikonik ‘femme fatale’ kadını. Ne ilginçtir ki saf bir kötülük de hissettirmedi, ruhundaki yaralar iyi tarafını gölgeliyordu. İzleyenlerin acılarına ve travmalarına dokunan bir yerdeydi. Bu yüzden hala konuşuyoruz belki de, üstünden yıllar geçmesine rağmen siyah ve beyazın arasına sıkışmış bir Eyşan Tezcan geçti hayatımızdan. Peki o gerçekte kimdi? Bir suçlu mu? Ömer’in hayatını alt üst etti ama belki de sadece hayatta kalmaya çalışan bir kadındı.

Kötülük mü, Hayatta Kalma mı?

Birini anlamak affetmek midir? Anlayabilmek yargılamamayı da beraberinde getirir mi? Biliyoruz ki anlamadan yargılamak çok kolaydır. Peki Eyşan gerçekten kötü müydü, yoksa her şeyi, sadece hayatta kalmaya çalışan birinin yaptıklarından mı ibaretti? İnsan davranışlarını değerlendirirken çoğu zaman onun haklı veya haksız oluşuna odaklanırız. Oysaki gerçek hayatın içinde netlikten çok belirsizlikler vardır. Kimin neyi ne için yaptığını işin içine girmeden kestiremeyiz. Bu noktada Eyşan’ın hayatındaki kararlarının yalnızca ahlaki değil, hayatta kalmaya yönelik olduğunu da görebiliriz. Bilemeyiz; bazen güçsüzlük, korku ve çaresizlik hissi, insanı beklemediği kararlar almaya itebilir.

Psikolojik boyutta bu durum “hayatta kalma stratejileri” ile açıklanır. Yani birey, en az zarar göreceği yolu seçer, kötünün iyisini seçmek gibi. Tüm bu seçimlerimiz içinde bulunduğumuz anlarla açıklanamaz, geçmiş hayatın da belirleyici bir unsur olduğunu unutmamak gerek…

Eyşan, güvensiz bir ortamda büyümüş ve yıllarca öz babasının kötülüklerine, manipülasyonlarına ve istismarına maruz kalmıştır. Onun için dünya artık korunulması gereken bir yer değil; başa çıkılması gereken bir tehdit alanıydı. Öyle ki, bu durumda sevginin gücü bile yetersiz gelir, güven vermez ve artık ‘araç’ haline gelir. Onun tam bir manipülasyon ustası olduğunu çoğu sahnede fark ettik. Eyşan tam da bu yüzden ihanet etmiş olabilir miydi? Evet; aşık olduğu adamı sevmediği için değil başka türlü varolamayacağını düşündüğü için yaptı.

Sevgi mi, Çıkar mı?

Akıllarda asıl soru: Eyşan Ömer’i sevdi mi? Eyşan’ı karmaşık bir karakter yapan şeylerden biri de budur. Sevdiğine bile bile zarar veren veya vermek zorunda kalan birini anlamak çok zordur. Sevginin kelime anlamı her ne kadar pozitif, saf, ideal olanı çağrıştırıyor olsa da çoğu zaman korkuyla, ihtiyaçla ve hatta bağımlılıkla iç içe geçebilir. Ne yazık ki Her dönemde ‘sevgi’ zannedilen toksik ilişkilerin varlığı su götürmez bir gerçektir. Eyşanın hayatına baktığımızda da iç içe geçmiş bir hal görürüz; bir yandan güvenli bir hayatın arayışı diğer yanda ise sevgiye benzeyen isimsiz bir bağ. En zor gerçeklerden biri de şu olabilir: insan bazen sevdiği kişiye rağmen değil, tam da sevdiği kişi yüzünden yanlış seçimler yapabilir bu hayatta.

Eyşan’ın Psikolojik Haritası

Eyşan’ın davranışlarına yalnızca dışarıdan bakmak yüzeysel kalacaktır. Bu noktada yüzeyin altına inerek onu biraz daha anlamaya çalışacağız.

Eyşan, yaptığı şeyleri çoğu zaman kendince mantıklı bir zemine oturtmaya çalışır ve haklılaştırır. Rahatsızlık hissiyle yüzleşmek istemez. Onun kullandığı bu savunma mekanizması psikolojideki **“rasyonalizasyon”**dur (Cramer, 2000).

Bağlanma örüntüsü: güvensiz / kaçıngan bağlanma örüntüsüyle açıklanabilir (Bowlby, 1969). Onun ilişkilerinde belirgin bir güvensizlik hissi hakimdir, yakınlık arar ancak o yakınlığın zarar vermesinden endişe eder bu nedenle bağ kurmaktan kaçma ve asıl arzularını bastırma eğilimine de sahiptir.

Eyşan’ın kontrol ihtiyacı; bu sadece bir tercih değil, ihtiyaçtır. Bünyesi bir şeyleri kontrol ettikçe huzura erebilir. Bu yüzdendir ki kontrol kaybı hissi her şeyin dağılıp duman olabileceğine dair inancını güçlendirir.

Ahlakın Gri Alanı

Zihnimiz dünyayı sadeleştirmek istiyor: İyiler ve kötüler… Eyşan gibi karakterler bu ezberi bozar. Çünkü o ne tamamen masumdur ne de tamamen suçlu. İnsanlar çoğu zaman kendi davranışlarını koşullarla açıklarken, başkalarının davranışlarını karakterle açıklama eğilimindedir (Ross, 1977). Yani biz kendimiz için “mecburdum” derken, başkaları için “öyle biri” deriz. Bu noktada Eyşan’ı da bir etikete indirgemiyor muyuz? Anlıyoruz ki Eyşan Tezcan bir karakterden ziyade bir durumun sonucu gibidir.

Kendimizdeki Eyşan’ı Görmek

Eyşan bizleri neden bu kadar rahatsız etti acaba? O, insanların görmek istemediği bir gerçeğin temsili oldu: herkes her zaman doğru olanı seçemez. Doğrusunu bilmek ve onu uygulamak aynı şey değildir. Korku, yalnızlık ve çaresizlik gibi hisler insanın değerlerini yeniden sorgular hale getirebilir. Eyşan, insanın sınırlarını gösteren bir örnektir ve belki de onun rahatsız ediciliğinin asıl nedeni onu bu kadar kolayca yargılayabiliyorken kendimize hiç bakmıyor oluşumuzdur. Peki sen, aynı koşullarda aynı seçimleri yapmayacağına emin misin gerçekten? Özetle, hepimiz bir Ezel değiliz ancak griliğin temsili olan Eyşan’ı anlamak için soracağımız soru “suçlu mu?” değil, “onun yerinde ben olsaydım ne yapardım?” sorusudur ancak dikkat! Cevaplarınız, kendi karanlık ihtimallerinizle karşılaştırabilir.

Kaynakça

  • Ay Yapım. (2009–2011). Ezel

    . Show TV; ATV.

  • Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.

  • Cramer, P. (2000). Defense mechanisms in psychology today: Further processes for adaptation. American Psychologist, 55(6), 637–646. https://doi.org/10.1037/0003-066X.55.6.637

  • Ross, L. (1977). The intuitive psychologist and his shortcomings: Distortions in the attribution process. In L. Berkowitz (Ed.), Advances in experimental social psychology (Vol. 10, pp. 173–220). Academic Press.

Zişan Fulya Kuday
Zişan Fulya Kuday
Psikolog Zişan Fulya Kuday, psikoloji lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle tamamlamış, kariyerine çeşitli hastane ve anaokullarında başlamıştır. Kendini klinik psikoloji ve psikoterapi alanlarında geliştirmeyi hedefleyen Kuday; bireysel danışmanlık, aile/çift terapisi, çocuk ve ergen psikolojisi gibi alanlarda çalışmaktadır. İnsan ruhunu derinlemesine anlamak ve iyileştirmek amacıyla, bireylerin ruhsal iyilik halini etkili yöntemlerle desteklemeyi misyon edinmiştir.Bu doğrultuda, danışanlarına gönüllü psikolojik destek de sunmakta, alanındaki yenilikleri takip ederek psikoloji bilimini daha ulaşılabilir kılmayı, toplumsal farkındalık oluşturmayı ve danışanlarına sürekli öğrenme-gelişim bilinciyle etik temeller çerçevesinde profesyonel destek sunarak toplum ruh sağlığına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Spiritüel ve sanatsal yönleriyle de öne çıkan Kuday, spiritüel psikolojinin ve sanatın terapötik gücüne inanmakta; bu alanlarda da çalışmalar yürütmektedir. Yazıları, özellikle içsel gelişim, ilişki dinamikleri ve psikolojik dayanıklılık temalarına odaklanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar