Bağımlılık Nedir?
Bağımlılık; kişinin kullandığı bir madde, alkol, nesne veya yaptığı bir davranış (eylem) üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Kontrolsüzce kullanılan her madde ya da gerçekleştirilen her davranış, bağımlılık oluşturma riski taşır.
Kullanım ya da davranış sıklığı azaldığında veya kesildiğinde huzursuzluk, uykusuzluk, öfke gibi yoksunluk belirtileri görülür.
Alice Miller’in dediği gibi bağımlılık, sıkıntıyı gösteren bir işaret, bir sinyal, bir belirtidir. Anlaşılmayı bekleyen bir müşkül hakkında bize bir şeyler anlatan bir ifade biçimidir. Bağımlı kişiler sık sık yoksunluk belirtisi yaşar ve bunlar kusma, karın-kas ağrısı, halsizlik, bitkinlik, depresyon gibi karşımıza çıkar. Bağımlı kişiler çaresizliğini bazen bu şekilde haykırır.
Dsm5 Tanı Ölçütlerine Göre Bağımlılık
► Tasarladığından daha uzun süreli kullanım gösterir.
► Geçmişte başarısız bırakma girişimleri olur.
► Zamanının çoğunu madde bulmak ve kullanmak için ayırır.
► Olumsuz etkilerine ve zarar görmesine rağmen kullanmaya devam eder.
► Sık sık madde kullanım isteği yaşar.
► Tolerans (kullanılan madde miktarının yeterli gelmemesi sebebiyle giderek artırılması) eşiği yükselir.
► Yoksunluk belirtileri yaşar.
Bağımlı bireyler kullandıkları madde ve nesneye karşı maalesef zamanı kontrol edemez. Bir dal diye başlanan sigara bir süre sonra paket paket içmeye dönüşür. Bir saat diye başlanılan sosyal medyanın üzerinden saatler hızlıca geçmiş olur.
Bağımlı bireyler nerede olurlarsa olsunlar, saat fark etmeksizin zamanlarının çoğunu maddeyi bulmak için harcarlar. Özellikle kırsal kesimde yaşayan kişiler kullandıkları maddeyi stok yapar.
Olumsuz etkilerine rağmen kullanmaya devam ederler. Bu kişiler bağımlılık döngüsü içinde hem sevdiklerine zarar verir hem de kullanımı sürdürür. Akılları başlarına geldiğinde büyük bir vicdan azabı çekerler; fakat madde onlar için su gibi, ekmek gibi vazgeçilmez bir ihtiyaç hâline gelir.
Madde kullanan bireyin zamanla tolerans eşiği artar. Madde kullanım süresi gittikçe uzar. Bazı geceler maddeyi kullanmak için uyumaz bile. Uykusundan uyanır, maddeyi kullanır ve tekrar uyur. Her saniye madde kullanmak ister. Boşluğa düştüğü her an onun için madde kullanmanın ilk fırsatıdır.
Kişi madde kullanamadığı durumlarda ise yoksunluk belirtileri yaşar. Durduk yere karnı ağrır, vücuduna kramplar girer. Kusma ve iştahsızlık belirtileri de buna eşlik eder.
Yoksunluk belirtileri sadece biyolojik değildir; aynı zamanda ruhsal ve psikolojik sorunları da yansıtır. Kişi büyük bir uçurumun kenarında depresyonu da yaşayabilir. İçindeki sıkıntı her adımda onunla beraber yürüyebilir. İliklerine kadar bütün gün huzursuzluk yaşayabilir.
Neden Bağımlı Oluruz?
Birey çoğu zaman tek bir unsurdan bağımlı olmaz. Onu bağımlı yapan birçok etken vardır:
Psikolojik Etkenler
Ego güçsüzlüğü yaşayan bireylerde bağımlılık riski daha yüksektir. Kişi hayatın stresine karşı bir savunma mekanizması geliştirir ve maddeye sığınır. Muhakeme gücü yetersizdir.
Alfred Adler’e göre kişi aşağılık kompleksi içindedir. Katı bir eğitim, doğuştan sakatlıklar, sosyal ve iş yaşamındaki başarısızlıklar insanda büyük karmaşa yaratır. Bu karmaşanın duyguları ile baş edemeyenler, bu eksikliklerini madde ile kapatırlar.
Biyolojik Etkenler
Uyuşturucu maddeler beynin hayati fonksiyonlarının devamlılığını sağlayan bölgelerde değişiklikler yapar. Madde kullanımı limbik sistemin duyguları anlamlandırmasını zorlaştırır.
Bağımlılık sürecinde beynin ödül mekanizması zarar görür ve bu durum kişinin davranışlarını kontrol etmesini zorlaştırır. Zamanla birey, madde olmadan normal işleyişini sürdüremez hâle gelir.
Sosyokültürel Etkenler
İnsanlar doğduklarında madde bağımlısı değildir. Hayatın içinde bir noktada madde ile tanışırlar.
Kişi maddeye kolay erişebiliyorsa, onunla temas etmesi kaçınılmazdır. Kullanılan madde çevresinde beğeni ve alkış topluyorsa, kişi eninde sonunda maddeye yaklaşım gösterir.
Özellikle ergenlik döneminde madde, arkadaş ortamının temel yapı taşı ise ergen, kabul görmek adına bu maddeyi kullanacaktır.
Kişisel Özellikler
Nasıl ki herkesin parmak izi birbirinden farklıysa, kişiliği de farklıdır. Bazı kişiler daha kırılgandır. Bu kişiler kalplerindeki sıkıntıyı madde ile bastırır.
Bazı kişiler ise heyecan arayışı içindedir. Yaşayacakları aksiyon onları madde bataklığına götürürken kendilerinden habersizdirler. Zevk, gözlerini kör etmiştir.
Sonuç
Sonuç olarak bağımlı kişiler, büyük bir tutku ile kullandıkları maddeyi sahiplenirler. Hatta bazen onu elde edebilmek için illegal işlere bulaşmak zorunda kalırlar.
Başlarda haz duymak için alınan bu madde, zamanla sadece yaşamak için kullanılmaya başlanır. Kişi bir bakar ki artık demir prangalarla bağlıdır.
Ve hiçbir bebek doğduğunda bağımlı değildir.
Onu bu kör kuyuya adım adım iten bir sürü sebep vardır.
Bazen bir hayal kırıklığı, bazen acımasız bir iş hayatı, bazen seçemediği ailesi…


