Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Herkes Narsist mi? Psikolojik Kavramların Sosyal Medyada Deformasyonu

Hayır, herkes narsist değildir. İnsanlar zaman zaman bencil davranabilir, kendi ihtiyaçlarını savunabilir veya sevgi, ilgi gibi beklentilerini dile getirebilirler. Bu, onların otomatik olarak “narsist” oldukları anlamına gelmez. Narsistik Kişilik Bozukluğu (NPD), klinik psikolojide açık tanı kriterlerine sahip ciddi bir durumdur ve yalnızca davranışların yüzeysel gözlemi ile teşhis edilemez (American Psychiatric Association, 2013).

Günümüzde sosyal medyada sıkça rastladığımız “toksik ilişki”, “triggerlandım”, “narsist” gibi ifadeler, bireylerin duygularını ifade etmesini kolaylaştırıyor gibi görünse de çoğu zaman yüzeysel ve hatalı kullanılır. Bu durum, psikolojik farkındalığın artmasından çok kavramların anlam kaybına uğramasına yol açıyor.

Klinik Tanı ve Sosyal Medya Etiketleri Arasındaki Fark

Sosyal medyada sıkça rastladığımız “o narsist”, “kurban-narsist ilişkisi” gibi etiketlemeler çoğu zaman psikolojik kavramların uygulanmasını aşırı basitleştirir. Bir kişinin zaman zaman empati eksikliği göstermesi, sizi hayal kırıklığına uğratması ya da bencilce davranması, tek başına NPD’yi işaret etmez. Gerçek narsistlik, davranışların sürekliliği, yaygınlığı ve işlevsellikteki bozulma gibi birçok klinik kriterin bir arada bulunmasını gerektirir (American Psychiatric Association, 2013).

Benzer şekilde “toksik” kavramı da çoğu zaman sınır koyma, anlaşmazlık yaşama ya da iletişim problemleri gibi her ilişkiye özgü durumlarla karıştırılmaktadır. Oysa her çatışma toksiklik anlamına gelmez. İlişkilerde yaşanan zorlukları tek bir etiketle açıklamaya çalışmak, bireyin kendi sorumluluğunu göz ardı etmesine ve ilişkisel süreçleri yüzeysel değerlendirmesine yol açabilir.

Sosyal Medyanın Psikolojik Kavramları Deforme Etmesi

Sosyal medya, psikolojik terimleri geniş kitlelere ulaştırma konusunda güçlüdür, fakat bu süreçte terimlerin anlamı ve bağlamı ciddi şekilde zarar görebilir. Çekilen video formatları, çarpıcı başlıklar ve hızlı tüketilen içerikler bilimsel gerçeklik yerine etkileşim odaklı içerikler üretir. Bu da bireylerin hem kendi davranışlarını hem de başkalarının davranışlarını eksik veya yanlış bilgilerle değerlendirmesine sebep olmaktadır (Starvaggi, Dierckman & LorenzoLuaces, 2024).

Bir ilişki dinamiğinde taraflardan biri yoğun ilgi beklerken diğer taraf daha mesafeli olabilir. Böyle kişilik farkları sosyal medyada sıkça “narsist–kurban ilişkisi” olarak etiketlenir, oysa bu durum çoğu zaman farklı bağlanma stilleri veya iletişim kalıplarının bir sonucudur (Mikulincer & Shaver, 2007). Yanlış etiketleme, hem karşı tarafı tek boyutlu değerlendirmeye hem de bireyin kendi davranışlarını sorgulamamasına yol açar.

Sonuç

Herkes narsist değildir. İnsanlar zaman zaman bencil davranabilir, hatalar yapabilir, sınırlarını savunabilirler. Bu tür davranışlar doğrudan narsistik kişilik bozukluğunu göstermeyebilir. Sosyal medyanın hızlı etiketlemelerine kapılmak yerine, davranışların arkasındaki psikolojik süreçleri anlamaya çalışmak çok daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Narsist etiketini kolayca kullanmak, gerçek insan deneyimini ve psikolojik derinliği yok sayar.

KAYNAKÇA

  • American Psychiatric Association. (t.y.). DSM-5: Diagnostic and statistical manual of mental disorders.

  • MSD Manuals. (t.y.). Narcissistic personality disorder.

  • Starvaggi, I., Dierckman, C., & LorenzoLuaces, L. (2024). Mental health misinformation on social media: Review and future directions. Current Opinion in Psychology, 56, 101738.

  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. New York: Guilford Press.

Sude Yılmaz
Sude Yılmaz
Psikoloji alanındaki yolculuğum boyunca, teorik bilgiyi sahadaki insan hikâyeleriyle buluşturmayı temel bir ilke olarak benimsedim. Klinik ve adli psikoloji alanlarında edindiğim deneyimler, psikolojinin yalnızca bir bilgi alanı değil; dikkat, etik ve duyarlılık gerektiren canlı bir süreç olduğunu bana gösterdi. T.C. Adalet Bakanlığı Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı Koru Hastanesi’nde yürüttüğüm çalışmalar; psikolojik değerlendirme, klinik gözlem ve müdahale süreçlerine çok yönlü bir bakış geliştirmemi sağladı. Yazmak benim için, psikolojiyi herkesin temas edebileceği bir dile dönüştürmenin en güçlü yollarından biri. Trafik psikolojisi başta olmak üzere farklı alanlarda akademik ve uygulamaya dayalı içerikler üretmeye önem veriyor; bilimsel temeli olan bilgiyi sade, anlaşılır ve insani bir çerçevede sunmayı amaçlıyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi eğitimleri doğrultusunda özellikle çocuklarla çalışma, psikolojik değerlendirme ve klinik süreçler ilgi alanlarım arasında yer alıyor. Psychology Times Türkiye’de yazarken amacım; psikolojiyi yalnızca akademik bir disiplin olarak değil, gündelik yaşamın içinde anlam bulan bir düşünme biçimi olarak ele almak. Okuyucunun kendinden bir parça bulabildiği, düşündüren ve temas eden yazılar üretmekten besleniyorum. Klinik psikoloji alanında uzmanlaşma hedefiyle çalışmalarımı sürdürmekteyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar