Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Onay Ekonomisi: Çocukluğun Alkışı Bol, Özdeğeri Az Dünyası

Modern çocukluk giderek görünmez bir sistem içinde şekilleniyor. Bu sistemin para birimi notlar, kupalar ya da sertifikalar değil; onay. “Aferin”, “harikasın”, “en iyisi sensin”, “sen çok özelsin” gibi cümleler çocuk yetiştirmenin neredeyse temel dili hâline gelmiş durumda. Birçok ebeveyn iyi niyetle çocuklarını motive etmeye çalışıyor. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında ortaya ilginç bir tablo çıkıyor: Çocuklar hiç olmadığı kadar övgü alıyor, fakat aynı ölçüde güçlü bir özdeğer geliştirmekte zorlanabiliyor.

Bu durum bazı araştırmacılar tarafından mecazi olarak “onay ekonomisi” şeklinde tanımlanıyor. Bu ekonomide çocuklar davranışlarını içsel merak ya da anlam duygusuyla değil, dışarıdan gelecek onayla düzenlemeyi öğreniyor. Bir başka deyişle, çocuk için önemli olan artık yaptığı şey değil; o şeyin ne kadar alkış aldığı oluyor.

Övgünün Görünmeyen Etkisi

Övgü elbette tamamen zararlı bir şey değildir. Çocukların çabasının görülmesi ve fark edilmesi psikolojik gelişim için önemlidir. Ancak övgünün nasıl ve ne sıklıkta verildiği kritik bir fark yaratır.

Psikoloji literatürü, sürekli ve abartılı övgünün çocukların motivasyonunu beklenenden farklı şekillerde etkileyebileceğini gösteriyor. Özellikle “sen çok zekisin” veya “sen mükemmelsin” gibi kişiliğe yönelik övgüler, çocuğun değerini performansla ilişkilendirmesine neden olabilir.

Bu durumda çocuk şu düşünceyi geliştirmeye başlar: “Eğer başarılıysam değerliyim.”

Sorun şu ki bu düşünce sistemi kırılgandır. Çünkü başarısızlık kaçınılmazdır. Bir sınav kötü geçebilir, bir yarışma kaybedilebilir, bir oyun başarısız olabilir. Eğer özdeğer başarıya bağlanmışsa, bu tür deneyimler çocuk için yalnızca hayal kırıklığı değil aynı zamanda değer kaybı hissi yaratabilir.

Alkışın Gölgesinde Kalan İçsel Motivasyon

Motivasyon psikolojisinde önemli bir ayrım vardır: içsel motivasyon ve dışsal motivasyon. İçsel motivasyon, kişinin bir etkinliği merak ettiği, sevdiği veya anlamlı bulduğu için yapmasıdır. Dışsal motivasyon ise ödül, ceza veya onay gibi dış faktörlerle ilişkilidir.

Araştırmalar, çocukların sürekli dış ödüller ve övgülerle yönlendirildiğinde içsel motivasyonlarının zayıflayabileceğini göstermektedir. Deci ve Ryan’ın öz-belirleme kuramı, bireylerin kalıcı motivasyon geliştirebilmesi için özerklik, yeterlik ve ilişki ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini vurgular. Bu ihtiyaçların yerine sürekli dış geri bildirim konduğunda çocuklar kendi iç pusulalarını geliştirmekte zorlanabilir. Bu nedenle bazı çocuklar yalnızca biri onları izlediğinde çaba gösterir. Öğretmen veya ebeveyn yoksa motivasyon hızla düşer. Çünkü davranışı yöneten şey merak değil, onay beklentisidir.

Şişirilmiş Övgü ve Kırılgan Benlik

Son yıllarda yapılan araştırmalar övgünün bir başka boyutuna daha dikkat çekiyor: abartılı övgü. Örneğin “inanılmaz derecede harika yaptın”, “dünyanın en iyisi sensin” gibi ifadeler çocuklara motivasyon vermek amacıyla kullanılsa da bazı durumlarda ters etki yaratabiliyor.

Brummelman ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışma, düşük özgüvene sahip çocukların abartılı övgü aldıklarında daha zor görevlerden kaçınma eğilimi gösterebildiklerini ortaya koymuştur. Bunun nedeni basittir: Eğer beklenti çok yükseltilmişse, başarısızlık ihtimali daha tehdit edici görünür. Çocuk bu durumda risk almaktansa güvenli alanında kalmayı tercih edebilir. Bu durum paradoksal bir sonuç yaratır: Çocuğu cesaretlendirmek için verilen aşırı övgü, aslında deneme cesaretini azaltabilir.

Görülmek İle Değerlendirilmek Arasındaki Fark

Çocukların psikolojik gelişimi açısından önemli bir ayrım vardır: görülmek ve değerlendirilmek. Değerlendirilmek, çocuğun yaptığı şeyin iyi ya da kötü olarak etiketlenmesidir. Görülmek ise çabanın fark edilmesi ve deneyimin paylaşılmasıdır.

  • Örneğin “Harikasın, mükemmel yaptın!” demek bir değerlendirmedir.

  • “Bu resim için çok zaman harcadığını görüyorum” demek ise çabayı fark etmektir.

İkinci yaklaşım çocuğun davranışını performans ölçeğine yerleştirmek yerine onun deneyimine odaklanır. Böylece çocuk yaptığı şeyin değerini yalnızca dış onayla değil, kendi süreciyle ilişkilendirmeyi öğrenir.

Onay Yerine Bağlantı

Bugünün çocukları çoğu zaman yoğun geri bildirim altında büyüyor. Öğretmenlerden notlar, ebeveynlerden yorumlar, dijital platformlardan beğeniler… Tüm bu sistem çocuğa sürekli bir mesaj veriyor: Değer, dışarıdan ölçülür.

Oysa psikolojik dayanıklılığın temelinde farklı bir deneyim yatar: koşulsuz kabul. Çocuk, başarısından bağımsız olarak değerli olduğunu hissettiğinde hata yapmaktan daha az korkar. Denemek daha güvenli hale gelir.

Belki de çocuk yetiştirirken sorulması gereken en önemli sorulardan biri şudur: Çocuklarımıza gerçekten destek mi veriyoruz, yoksa onları sürekli bir değerlendirme döngüsünün içinde mi tutuyoruz?

Çünkü alkışın bol olduğu bir dünyada büyüyen çocuklar bazen şu soruyla baş başa kalabilir: “Kimse beni alkışlamadığında ben hâlâ değerli miyim?”

Çocukların bu soruya içten bir “evet” diyebilmesi, aldıkları övgü miktarından çok kurdukları psikolojik bağın niteliğine bağlıdır.

Kaynakça

  1. Brummelman, E., Thomaes, S., Orobio de Castro, B., Overbeek, G., & Bushman, B. J. (2017). That’s Not Just Beautiful—That’s Incredibly Beautiful! The Adverse Impact of Inflated Praise on Children With Low Self-Esteem. Psychological Science.

  2. Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The “What” and “Why” of Goal Pursuits: Human Needs and the Self-Determination of Behavior. Psychological Inquiry.

  3. Henderlong, J., & Lepper, M. R. (2002). The Effects of Praise on Children’s Intrinsic Motivation: A Review and Synthesis. Psychological Bulletin.

Elif Acay Deveci
Elif Acay Deveci
Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Psikoloji alanında İngilizce olarak tamamlayan Elif Acay Deveci, psikolog ve yazar olarak psikoterapi, oyun terapisi ve akademik çalışmalar alanında deneyime sahiptir. Öncelikli olarak yetişkin alanında Bilişsel Davranışçı Terapi üzerine kendini geliştirmiş olan Acay, daha sonrasında çocuk alanına da yönelmiştir ve çocuklar ile Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ekolüyle çalışmalar yapmaktadır. Aynı zamanda 10 yaş ve sonrası çocuk ve ergen bireylerle yine Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünden faydalanmaktadır. Akademik olarak da kendini geliştirmeye adamış olan Acay, sürekli olarak literatür taramalarına devam etmiş ve dijital platformlarda psikoloji alanında yazılar kaleme almaya çalışmıştır. Lisans döneminden itibaren sayısız makale kaleme almış olan Acay, Psikolojiyi daha kapsamlı duyurmak, kendini geliştirip kendini geliştirmek isteyenlere ışık tutmak adına şimdilerde Psychology Times bünyesine katılmış olup bu platforma yazılarını kaleme almaya devam edecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar