Çarşamba, Haziran 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Travmanın Ardındaki Travma: İkincil Travma Nedir?

İnsanlar hayatları boyunca sayısız olay deneyimler. Bu deneyimler zaman zaman kişinin isteği ve iradesiyle gerçekleşse de zaman zaman kişinin kontrolü dışında gerçekleşebilmektedir. Gerçekleşen her olayın da kişinin hayatında küçük veya büyük etkileri olur. Olumsuz olaylar kişinin hayatında travmatik etkilere sebep olabilir ve travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkarabilir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bireyin gerçek ya da tehdit edilen ölüm, ciddi yaralanma veya cinsel şiddet içeren bir olaya doğrudan maruz kalması, olaya tanık olması, olayın yakın bir kişinin başına geldiğini öğrenmesi ya da travmatik olayın ayrıntılarına tekrarlayan veya yoğun biçimde dolaylı maruz kalması sonucunda gelişebilen bir travma ve stresle ilişkili bozukluktur (American Psychiatric Association, 2022). Travmatik olayı deneyimlemek kadar olaya tanık olmak da kişinin yaşamında olumsuz etkilere sebep olabilir. Bu olumsuz etkiler ikincil travma olarak literatürde yer edinmiştir.

İkincil travma, doğrudan travmatik olay yaşamamış kişilerin; başka bir kişinin yaşadığı travmayı empatik olarak dinleme, anlama veya ona yardım etme süreciyle dolaylı olarak etkilenmesi sonucu ortaya çıkan psikolojik tepkilerdir. Bu durum, travma yaşayan kişiye doğrudan maruz kalmadan içsel olarak yaşanan duygusal bir etkidir. İkincil travma, doğrudan travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ile semptomatik benzerlikler gösterebilir ancak etiyolojik olarak dolaylı etki üzerinden gelişir. Metnin devamında öncelikli olarak travmatik olayları deneyimleyen kişilere yardım eden meslekler ve yaşayabilecekleri ikincil travma konu edinilecektir. İkincil travma konusunda yapılan özgün araştırmalar ve derlemelerde; ceza adaleti çalışanları (kolluk kuvvetleri personeli, avukatlar, hakimler, cezaevi personeli, idari personel), acil servis çalışanları, psikolog, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanları, psikiyatristler, gönüllüler, stajyerler, pedagoglar, ambulans çalışanları, sağlık çalışanları (doktor, hemşire, ebe, sağlık memuru, acil tıbbi teknisyeni, yoğun bakım çalışanları), gazeteciler, psikolojik danışman ve rehberlik uzmanları, çocuk gelişimciler, öğretmenler, alkol ve madde bağımlılığı ile çalışan profesyoneller, afetlerde yardım çalışanları, arama kurtarma ekipleri, itfaiye çalışanları, sivil toplum çalışanları bu meslek gruplarına örnek olarak gösterilmiştir (Demirel, 2024).

İkincil Travma Semptomları Nelerdir?

Meslek hayatlarının büyük çoğunluğunda, işleri gereği, travmatik yaşantılara şahit olan ve bu yaşantılara müdahale etme görevine sahip olan insanların ikincil travmatik semptomlar göstermeleri olasıdır. Kişinin anlattığı travmatik olayların zihinde istemsiz canlanması, travmatik hikâyelerle ilgili kabuslar görme, işe gitme motivasyonunda azalma, sürekli tetikte hissetme, kolay irkilme, konsantrasyon güçlüğü gibi semptomlar ikincil travma durumunda ortaya çıkabilir. Semptomların çoğu travma sonrası stres bozukluğuyla benzerlik göstermektedir, aradaki en önemli fark ise ikincil travma durumunda travmatik etkileri olan olayın doğrudan deneyimlenmemiş olmasıdır.

İkincil travma semptomları arasında mesleki doyumda azalma, iş performansında düşüş, sosyal izolasyon ve mesleği bırakma düşünceleri de görülebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ilgili belirtilerin tükenmişlik ile karıştırılmamasıdır. Tükenmişlik daha çok kronik iş stresiyle ilişkili iken ikincil travma ise travmatik içeriğe empatik maruz kalma sonucunda ortaya çıkar ve TSSB’ye benzer belirtiler gösterebilir.

Risk Faktörleri ve Koruyucu Faktörler

Literatürde risk faktörleri genellikle bireysel, mesleki ve örgütsel düzeyde ele alınmaktadır. Daha önce travmatik deneyim yaşamış olmak, duygusal regülasyon güçlükleri, yüksek empati düzeyi (Bu özellik profesyonel açıdan değerli olmakla birlikte, sınırlar yeterince korunmadığında risk oluşturabilir.) gibi bazı özellikler bireysel risk faktörleri olarak öne çıkmaktadırlar. Travmatik içeriğe yoğun maruz kalma, yüksek vaka yükü, rol belirsizliği ve mesleki sınır sorunları gibi durumlar mesleki risk faktörleri olarak öne çıkmaktadırlar. Bunların yanı sıra mesleki deneyim eksikliği de koruyucu sınırların henüz gelişmemiş olması nedeniyle riski artırabilmektedir. Süpervizyon eksikliği, yetersiz sosyal destek, personel sayısının yetersizliği ve aşırı iş yükü ve travma bilinçli kurum kültürünün olmaması da örgütsel risk faktörleri olarak öne çıkmaktadırlar.

Literatür, ikincil travmanın tek bir nedene bağlı gelişmediğini; çok faktörlü bir risk modeli ile açıklanabileceğini göstermektedir. En yüksek risk ise kişisel travma geçmişi, yoğun travmatik vaka yükü ve yetersiz kurumsal destek bileşenleri ile oluşabilmektedir. Bu nedenle müdahalelerin yalnızca bireysel öz-bakıma değil, örgütsel düzeyde yapısal düzenlemelere de odaklanması gerektiği vurgulanmaktadır.

Koruyucu faktörler, bireyin travmatik içeriğe dolaylı maruziyetine rağmen psikolojik dayanıklılık dengesini sürdürebilmesini sağlayan kişisel, mesleki ve örgütsel kaynakları ifade eder. Literatürde bu faktörler genellikle bireysel dayanıklılık, mesleki kaynaklar ve kurumsal destek mekanizmaları çerçevesinde ele alınmaktadır. İş ve özel yaşam sınırlarını koruyabilme becerisi, öz şefkatin ve psikolojik dayanıklılığın yüksek olması, problem odaklı başa çıkma stratejileri kullanabilme becerisi gibi özellikler bireysel dayanıklılık kapsamında ele alınmaktadırlar. Ayrıca şu ana odaklanma ve duyguları düzenleme becerisi, travmatik anlatıların zihinsel kalıcılığını azaltabilir. Yüksek mesleki doyum, yüksek mesleki deneyim mesleki açıdan koruyucu faktörlerdir. Bunların yanı sıra travma sonrası stres bozukluğu ve ikincil travma konulu psikoeğitimler almak da faydalı olacaktır. Travma bilgisi ve ikincil travma farkındalığı olan profesyoneller risk belirtilerini daha erken tanıyabilmektedir. Vaka paylaşım toplantıları düzenlemek, ekip içi destek ve dayanışmayı artırmak, iş yükünün dengelenmesi ve çalışanlara görevleri esnasında ve sonrasında destek verilmesi kurumsal destek mekanizmaları kapsamında ele alınmaktadır. Bazı durumlarda çalışanın kendisinde fark edebileceği ikincil travmatik semptomları saklama veya görmezden gelme eğilimi olabilir. Bu eğilimler semptomların ağırlaşmasına yol açabilir. Bunun önüne geçmek konusunda kurumsal destek mekanizmaları büyük rol oynayacaktır. Çalışan bu sayede içinde bulunduğu koşullar gereği gösterdiği semptomların normal olabileceğinin farkına varır.

Sonuç

İkincil travma, travmatik olay deneyimlememiş kişilerin; başka bir bireyin deneyimlediği travmayı empatik olarak dinleme, anlama veya ona yardım etme süreciyle dolaylı olarak etkilenmesi sonucu ortaya çıkan psikolojik reaksiyonlardır. Kişiler meslekleri gereği ikincil travma yaşayabilirler ve bu esnada işe gitme motivasyonunda azalma, sürekli tetikte hissetme ve mesleği bırakmayı isteme gibi semptomlar geliştirebilirler. Öz şefkatin ve psikolojik dayanıklılığın yüksek olması, mindfulness becerisi gibi özellikler ve vaka paylaşım toplantıları düzenlemek gibi uygulamalar ise ikincil travma gelişimini önlemek veya etkilerini en aza indirmek adında koruyucu faktörler olarak öne çıkmaktadırlar.

Kaynakça

Varan, D., & Demirel, Ç. (2024). Travmanın dolaylı etkisi: İkincil travmatik stres üzerine bir derleme. İstanbul Kent Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 5(2), 71–86. Şişman, E., GAREAYAGHI, A., & POLAT IŞIK, A. Ö., (2025). The invisible wounds of supporting trauma survivors: Rethinking secondary traumatic stress. Klinik Psikiyatri Dergisi, vol.28, no.4, 352-363.

Barış Şahiner
Barış Şahiner
Barış Şahiner, psikoloji lisans eğitimini TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde tamamlamıştır. Üniversite hayatı boyunca kısa süreli çözüm odaklı terapi, anaokulu danışmanlığı gibi çeşitli alanlarda eğitimler alan Barış Şahiner, kendini çocuk ve ergen psikolojisi alanında geliştirmeyi hedeflemektedir. Kamu kurumları ve özel kuruluşlarda resmi evrak yazma ve düzenleme deneyimleri bulunan Şahiner, kendini iyi bir okur olarak değerlendirmekte ve bunların yardımı ile yazın dünyasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yazılarını psikolojideki güncel konular, gelişim psikolojisi ve kişisel gelişim alanlarında oluşturmayı planlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar