Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Doç. Dr. Fatümetül Zehra Güldaş ile Röportaj

Bilim, Maneviyat ve Kültürlerarası Bir Yolculuk: Doç. Dr. Fatümetül Zehra Güldaş

Merhabalar, bugün sizlere değerli bir sohbeti paylaşmak istiyorum. Akademik üretimi ve disiplinler arası yaklaşımıyla dikkat çeken Doç. Dr. Fatümetül Zehra Güldaş, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nde sürdürdüğü çalışmalarıyla psikoloji alanına özgün katkılar sunuyor. Psychology Times Türkiye için gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide Güldaş, yurtdışı eğitiminin akademik bakışını, maneviyat ile kurduğu ilişkiyi ve kişisel dönüşüm sürecini samimi bir dille paylaşıyor.

Doç. Dr. Fatümetül Zehra Güldaş

1. Öncelikle Sizi Biraz Tanıyabilir miyiz?

Ben Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde görev yapan bir öğretim üyesiyim. Sosyal psikoloji ve din psikolojisi alanlarında çalışıyorum. Lisans eğitimimi Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladım. Daha sonra psikoloji alanında yurtdışında lisansüstü eğitim aldım. Araştırmalarım özellikle dini ve manevi pratiklerin psikofizyolojik etkileri, maneviyatın terapötik yönü, kişilik özellikleri ve manevi dayanıklılık gibi konulara odaklanıyor. Akademik çalışmalarımda disiplinler arası bakış açısını merkeze alıyorum.

2. Türkiye’den Yurtdışına Gitme Kararınız Hangi Düşünce ve İhtiyaçlarla Şekillendi, Akademik Yolculuğunuz Nasıl Başladı?

Lisans mezuniyetim sonrasında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen YLSY programını kazanarak yurtdışına gittim. Türkiye’de din alanında güçlü bir kuramsal temel edinmiştim; ancak farklı akademik gelenekleri yerinde deneyimleme, araştırma kültürünü yakından tanıma ve uluslararası akademik ağlara dahil olma isteği bu kararı belirledi. Lisansüstü eğitim yolculuğum önce Amerika Birleşik Devletleri, ardından Birleşik Krallık ile devam etti.

3. Eğitim Almayı Tercih Ettiğiniz Ülke ve Üniversiteyi Seçerken Sizin İçin Belirleyici Olan Faktörler Nelerdi?

Eğitimin her iki aşaması için farklı önceliklerim vardı. Yüksek lisans için Amerika Birleşik Devletleri’ni ve özellikle Boston University’yi tercih ettim. Çünkü burada farklı dinlere ait inanç ve pratikleri yaşayan bireylerle doğrudan temas kurarak onların dini deneyimlerini gözlemleme fırsatı bulabilecektim. Ayrıca kabul aldığım lisansüstü programımda farklı dini deneyimleri sahada gözlemleme ve uygulama temelli eğitim imkânı vardı.

Doktora için ise rotamı Birleşik Krallık’a, Leicester Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne çevirdim. Bu tercihte güçlü metodolojik geleneği ve araştırma odaklı akademik ortam belirleyici oldu. Hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem de Birleşik Krallık’ta eğitim almanın, bilimsel üretimde dünya ölçeğinde öncü rol üstlenen iki farklı akademik geleneği doğrudan deneyimleme açısından önemli bir avantaj sunduğunu düşünüyorum.

4. Eğitim Sürecinizde Akademik Anlamda Sizi En Çok Geliştiren Deneyim Ne Oldu?

En çok etkileyen şey aktif öğrenme kültürüydü. Neredeyse tüm derslerde yazma, konuşma, tartışma ve eleştirel düşünme eğitim ve araştırma süreçlerinin merkezindeydi. Sadece dinleyerek öğrenmek değil; metin üretmek, yorum yapmak ve bilimsel fikirleri tartışmak bekleniyordu. Bu yaklaşım ile öğrenmenin edilgen değil, üretken ve sorgulayıcı bir süreç olduğunu deneyimledim.

5. Doktora Süreci, Hem Bilimsel Hem Kişisel Açıdan Sizi Nasıl Dönüştürdü?

Doktora süreci bana sabır, öz disiplin ve zihinsel esneklik kazandırdı. Bilimsel olarak ise sistemli ve planlı çalışma alışkanlığı düşünme biçimimi dönüştürdü. Araştırmanın çoğu zaman kesin cevaplardan çok daha nitelikli sorular üretmekle ilgili olduğunu bu süreçte fark ettim.

6. Türkiye’deki Akademik Eğitim Anlayışı İle Yurtdışındaki Yaklaşımı Karşılaştırdığınızda Sizce En Belirgin Farklar Nelerdir?

Yurtdışında daha yatay ilişkiler ve güçlü bir tartışma kültürü var. Öğrencinin yalnızca bilgi alması değil, bilgi üretim sürecine aktif katılımı teşvik ediliyor. Türkiye’de ise öğrenim sürecinde öğrenci ağırlıklı olarak pasif öğrenme ile eğitim alırken kuramsal derinlik edinmesi öne çıkıyor.

7. Yurtdışında Psikoloji Çalışmak, Bu Alana Bakış Açınızı Nasıl Etkiledi?

İlahiyat kökenli biri olarak başlangıçta metin merkezli çalışıyordum. Ayrıca laboratuvar deneyimim, deneysel tasarım bilgim ya da veri temelli araştırma pratiğim de yoktu. Psikoloji eğitimi beni veri temelli araştırmaya yöneltti. Laboratuvar ortamında çalışmak, dini yaşantıların ölçülebilir yönlerini görmemi sağlamakla kalmadı; insan davranışını hem kavramsal hem ampirik olarak değerlendirmem gerektiğini de öğretti.

8. Din Psikolojisi Alanında Yaptığınız Çalışmalardan Sizi En Çok Etkileyen veya Dönüştüren Konu Hangisiydi?

Bilindiği gibi, davranışçı ekolün de etkisiyle din uzun süre psikoloji içinde temkinli yaklaşılan bir alan oldu. Bu durum, din psikolojisi alanında çalışmanın yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda kavramsal ve epistemolojik bir savunuyu da gerektirdiğini fark etmemi sağladı. Bu yüzden hem deneysel hem kesitsel araştırma tasarımlarıyla çalışmak ve özellikle laboratuvar ortamında dini ya da manevi değişkenleri kontrollü biçimde inceleyebilmek benim için gerçekten ufuk açıcıydı.

9. Yabancı Dil Öğrenmek ve Akademik Eğitiminizi Yabancı Bir Dilde Sürdürmek Başlangıçta Sizin İçin Nasıl Bir Psikolojik Deneyimdi?

Başlangıçta oldukça yorucuydu; çünkü düşünmek ve yazmak sürekli çeviri gerektiriyordu. Zamanla yabancı dilde düşünmek doğal hale geldi. Akademik dili geliştirmede yoğun okuma, yazma ve sürekli pratik belirleyici oldu.

10. Yurtdışına İlk Gittiğiniz Dönemde Uyum Sürecinde Sizi En Çok Zorlayan Durum Ne Oldu?

Yurtdışına ilk gittiğim dönemde beni en çok zorlayan şey sosyal iletişim biçimlerindeki farklılıktı. Türkiye’de yetişmiş biri olarak daha çok toplulukçu toplum yapısının şekillendirdiği bir sosyal anlayışa sahiptim. Yurtdışındaki yaşam ise daha belirgin biçimde bireyselci toplum özellikleri taşıyordu. Bu nedenle yazılı olmayan kültürel kuralları anlamak ve bireyselci toplumsal yapıya uyum sağlamak akademik uyumdan bile daha fazla zihinsel enerji gerektirdi.

11. Yurtdışında Yaşamak ve Çalışmak Kişisel İnanç Dünyanızda Bir Değişime Yol Açtı mı?

Evet, fakat inancımı zayıflatmaktan çok bilişsel olarak yeniden yapılandırdı. Farklı dünya görüşleriyle birlikte yaşamak hem çeşitliliğe saygıyı hem de kendi değerlerimi daha bilinçli değerlendirmeyi öğretti. Yani inanç, benim için daha çok alışkanlığa dayalı bir kabullenmeden ziyade, üzerinde düşünülmüş, farkındalıkla temellendirilmiş ve daha içselleştirilmiş bir anlam kazandı.

12. Türkiye’ye Geri Dönme Kararınız Nasıl Şekillendi ve Bu Dönüş Süreci Sizin İçin Nasıl Geçti?

YLSY programı, yüksek lisans ve doktora eğitiminden sonra yurda dönmeyi ve yurtdışında edinilen akademik birikimi Türkiye’deki üniversitelere taşıyarak katkı sunmayı amaçlayan bir yapıya sahip. Bu nedenle dönüş kararım aslında programın doğal bir parçasıydı; ancak benim için aynı zamanda bilinçli ve anlamlı bir tercihti. Yurtdışında edindiğim birikimi Türkiye’de paylaşmayı akademik sorumluluğumun devamı olarak gördüm.

13. Türkiye’ye Döndükten Sonra Yaşadığınız Uyum Sürecini Nasıl Tanımlarsınız; Zorlayan Yanları Oldu mu?

Kuralları daha net sistemlerden, ilişkilerin daha belirleyici olduğu bir ortama uyum sağlamak zaman aldı. Ancak farklı akademik kültürleri deneyimlemiş olmak uzun vadede önemli bir avantaj sağladı.

14. Bugün Benzer Bir Akademik Yolculuğa Çıkmak İsteyenlere, Özellikle Psikolojik ve Manevi Açıdan Vermek İstediğiniz En Önemli Tavsiye Ne Olurdu?

Yurtdışını yalnızca akademik bir hedef değil, güçlü bir kişisel dönüşüm süreci olarak görmelerini öneririm. Bu yolculuk insanın kendini tanımasını, sınırlarını fark etmesini ve yeni koşullara uyumlanmasını sağlar. Böyle bir deneyimden hem akademik hem kişisel açıdan derin ve kalıcı kazanımlarla döneceklerine inanıyorum.

Bu söyleşide Doç. Dr. Fatümetül Zehra Güldaş’ın bilim ve maneviyatı birleştiren yolculuğunu sizlerle paylaşmak bizler için ilham vericiydi. Bir sonraki yazımızda yeniden buluşmak dileğiyle, keyifli okumalar dileriz.

Meryem Avcı
Meryem Avcı
Eğitimci, yazar ve profesyonel eğitim koçu Meryem Avcı, psikoloji, kişisel gelişim ve eğitim danışmanlığı alanlarında geniş bir deneyime sahiptir. Lisans eğitimini ilahiyat ve psikoloji alanlarında tamamlayan Avcı, şu anda din psikolojisinde yüksek lisans yaparak akademik çalışmalarını sürdürmektedir. Pastoral psikoloji ve bilişsel davranışçı terapi alanlarında uzmanlaşmış olan Avcı, bu birikimini toplumsal ve ahlaki konuları ele alırken psikolojik ve sosyolojik açıdan pozitif bir bakış açısı sunmak için kullanmaktadır. "Törelerin Gelini" ve "Kişisel Gelişimin Kur’an’daki Yeri" adlı kitapları ile bu konuları daha geniş kitlelere ulaştırmıştır. Radyo, TV, gazete ve dijital mecralarda psikoloji, kişisel gelişim ve eğitim üzerine yaptığı yayınlarla eğitimi herkes için erişilebilir kılma misyonunu benimsemiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar