Cuma, Nisan 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Merhametin Gölgesi: İkincil Travma ve Şifacının Yarası

Empati, insan ruhunun en zarif yeteneklerinden biridir. Bir başkasının acısını hissetmek, sessiz çığlığını duymak ve o karanlıkta elini uzatmak, iyileşmenin temel taşıdır. Ancak bu derin bağ, görünmez bir bedeli de beraberinde getirir. Başkasının travmasına şahitlik etmek, sadece bir hikâye dinlemek değildir; o hikâyenin yükünü, tortusunu ve bazen de dehşetini kendi iç dünyana misafir etmektir.

İkincil travma, işte bu misafirliğin beklenenden uzun sürmesi ve ev sahibinin düzenini bozmasıdır. Yardım eli uzatanın, tuttuğu elin titremesini kendi bedeninde hissetmeye başlamasıdır.

Şahitliğin Bedeli: Görünmez Bir Bulaşma

Travma, genellikle yaşayan kişiye ait bir deneyim olarak düşünülür. Ancak travmanın doğasında “bulaşıcılık” vardır. Charles Figley (1995), bu durumu “önemsemenin bedeli” (cost of caring) olarak tanımlar. Psikoterapistler, kurtarma ekipleri veya sosyal hizmet uzmanları, travmatik olaylara doğrudan maruz kalmasalar bile, anlatılan öykülerin ve paylaşılan acının etkisiyle sarsılırlar.

Bu süreç, bir virüs gibi sessizce ilerler. Danışanın korkusu, terapistin uykularına sızabilir; mağdurun çaresizliği, uzmanın hayata bakışını gölgeleyebilir. Figley’e göre bu, profesyonel bir yetersizlik değil, empati kurabilme yeteneğinin doğal ama acı verici bir sonucudur. Çünkü acıyı hissetmeden onu sağaltmak mümkün değildir; ancak hissetmek, yaralanmaya açık olmak demektir.

Güvenli Dünya İlüzyonunun Yıkımı

İkincil travmanın en yıkıcı etkisi, bireyin dünya algısı üzerinde yarattığı değişimdir. Janoff-Bulman (1992), insanların dünyayı anlamlandırmak için “varsayımsal bir dünya inancı” (assumptive world) geliştirdiğini belirtir: “Dünya güvenlidir, insanlar iyidir ve ben değerliyim.”

Ancak travmatik hikâyelere sürekli maruz kalmak, bu inanç sistemini temelden sarsar. Terapist veya yardımcı, dünyanın aslında ne kadar tekinsiz, kötülüğün ne kadar sıradan ve güvenliğin ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu fark eder. McCann ve Pearlman (1990), bu durumu “Bilişsel Şemaların Dönüşümü” olarak açıklar. Artık sokakta yürürken, çocuğunu okula bırakırken veya bir yabancıyla konuşurken zihin, duyduğu travmatik senaryoları referans almaya başlar. Masumiyet kaybolmuş, yerini “tetikte olma” hâline bırakmıştır.

Empati ve Özdeşleşme Arasındaki ince Çizgi

İkincil travma ile tükenmişlik (burnout) sıkça karıştırılır, ancak ikisi farklı köklerden beslenir. Tükenmişlik, bürokratik yükler veya aşırı çalışma sonucu yavaş yavaş gelişen bir savunma mekanizmasıyken; ikincil travma, travmatik malzemenin yarattığı ani ve derin bir sarsıntıdır.

Pearlman ve Saakvitne (1995), bu sürecin terapistin kendi çözülmemiş meseleleriyle rezonansa girdiğinde daha da şiddetlendiğini belirtir. Eğer dinleyen kişi, karşısındakinin acısında kendi geçmişinin yankısını bulursa, sınırlar flurlaşır. “Onun acısı” ile “benim acım” birbirine karışır. Bu noktada empati, bir iyileştirme aracı olmaktan çıkıp, terapisti içine çeken bir girdaba dönüşebilir.

Yaralı Şifacıdan Bilge Şahide

Jung’un “Yaralı Şifacı” arketipi, bu sürecin kaçınılmazlığını hatırlatır. Ancak ikincil travma, bir son değil, mesleki ve insani bir olgunlaşma eşiğidir. Bu yükü taşımanın yolu, acıyı reddetmekten değil, onu dönüştürmekten geçer.

Hernandez ve arkadaşlarının (2007) ortaya attığı “İkincil Dayanıklılık” (Vicarious Resilience) kavramı, bu karanlık tablonun içindeki ışığı işaret eder. Travma mağdurlarının iyileşme gücüne ve direncine şahitlik etmek, terapisti de güçlendirir. Acının derinliğini gören kişi, yaşamın, umudun ve insan iradesinin de ne kadar muazzam olduğunu fark eder.

Kendi Kabını Korumak

Sonuç olarak, başkasına can suyu vermek isteyen, kendi kabını dolu ve sağlam tutmak zorundadır. İkincil travmadan korunmak; duyarsızlaşmak veya mesafe koymak demek değildir. Aksine, kendi sınırlarını bilmek, kendi iç sesine kulak vermek ve “kendine şefkat” göstermektir.

Bir başkasının karanlığına fener tutarken, o karanlığın bizi yutmasına izin vermemek gerekir. Çünkü gerçek şifa, iki yaralı ruhun birbirini aşağı çekmesiyle değil; birinin sağlam durarak diğerine “Buradayım, görüyorum ve dayanabilirsin” demesiyle mümkündür.

İkincil travma, insanlığımızın bir kanıtıdır; çünkü sadece gerçekten bağ kuranlar, başkasının yarasıyla kanayabilir. Ve ancak bu kanamayı durdurmayı öğrenenler, gerçek birer iyileştirici olabilirler.

Kaynakça

  • Figley, C. R. (1995). Compassion fatigue: Coping with secondary traumatic stress disorder in those who treat the traumatized. Brunner/Mazel.

  • Hernandez, P., Gangsei, D., & Engstrom, D. (2007). Vicarious resilience: A new concept in work with those who survive trauma. Family Process, 46(2), 229–241.

  • Janoff-Bulman, R. (1992). Shattered assumptions: Towards a new psychology of trauma. Free Press.

  • Jung, C. G. (1961). Memories, dreams, reflections. Vintage Books.

  • McCann, I. L., & Pearlman, L. A. (1990). Psychological trauma and the adult survivor: Theory, therapy, and transformation. Brunner/Mazel.

  • Pearlman, L. A., & Saakvitne, K. W. (1995). Trauma and the therapist: Countertransference and vicarious traumatization in psychotherapy with incest survivors. W. W. Norton & Company.

  • Stamm, B. H. (2010). The Concise ProQOL Manual. ProQOL.org.

Muhammet Yalçınkaya
Muhammet Yalçınkaya
Muhammet Yalçınkaya, lisans eğitimine psikoloji alanında devam eden ve özellikle yetişkin psikolojisi üzerine uzmanlaşmayı hedefleyen bir öğrencidir. Kendini geliştirmek amacıyla çeşitli kliniklerde aktif görev almış, İGÜ Klinik Psikoloji Laboratuvarı bünyesinde yürütülen birçok çalışma ve eğitimde yer almıştır. Başta TPÖÇG olmak üzere farklı öğrenci topluluklarında aktif rol üstlenerek alandaki deneyimlerini çeşitlendirmiştir. Psikodiyalektik, grup terapisi, yetişkin psikoterapisi, insanın arkeolojisi ve psikanaliz konularına özel ilgi duymaktadır. Psikolojiye olan yaklaşımını yalnızca akademik bir uğraş olarak değil, aynı zamanda bireyin içsel dünyasını anlamaya yönelik bir yolculuk olarak görmektedir. Yazılarında; insanın kendini keşfetme süreçlerini, terapötik deneyimlerin dönüştürücü etkisini ve psikanalitik bakışın sunduğu derinlikli perspektifi okurlara aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar