“Çocuk daha küçük, anlamaz, anlayamaz.”
Belki de kayıp yaşayan bir çocukla ilgili söylenebilecek en yanlış cümledir bu. Araştırmalar, çocuklarda yasın yetişkinlerden farklı biçimlerde yaşandığını, ancak en az onlar kadar derin hissedildiğini gösteriyor (Dyregrov, 2008). Yas, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, kişilik özelliklerine ve çevresinden aldığı desteğe göre şekillenebilir; bu özelliklere göre çocuğa nasıl durumu açıklayabileceğiniz ve nasıl destek olabileceğiniz de değişiklik gösterir.
Çocuklar Ölümü Nasıl Anlar?
Piaget’in gelişim kuramı ve Nagy’nin (1948) ölüm algısı çalışmaları, çocukların ölüm kavrayışının yaşla birlikte değiştiğini bize gösteriyor:
-
3–5 yaş: Ölümü geçici veya geri dönebilen bir durum olarak algılayabilirler. “Uykuya daldı”, “Bir gün birbirinizi tekrar göreceksiniz” gibi açıklanmayan ifadeler, ölümün geri dönüşlü olduğuna dair yanlış inançları pekiştirir.
-
6–9 yaş: Ölümün kalıcı olduğunu anlamaya başlarlar, ancak “Kötü davranışlarım yüzünden mi oldu? Bu benim suçum mu? Ben yanlış bir şey mi yaptım?” gibi suçluluk duygusu yaşayabilirler.
-
10 yaş ve üzeri: Ölümü biyolojik bir son olarak kavrar, yetişkinlere benzer duygusal tepkiler gösterebilirler.
Bu gelişimsel farklılıklar, çocuklarla kayıp hakkında konuşurken kelime seçimimizin ve açıklama düzeyimizin neden yaşa uygun olması gerektiğini gösterir.
Çocuklarda Yasın Görünmeyen Yüzü
Çocuklar yaslarını her zaman sözel olarak ifade etmez. Bazıları oyunlarında, resimlerinde veya davranışlarında kaybın izlerini bize gösterir (Webb, 2010).
Sık görülen bazı tepkiler:
-
Regresyon: Tuvalet alışkanlığında gerileme, parmak emme
-
Davranış değişiklikleri: Sinirlilik, içe kapanma, ders başarısında düşüş
-
Ayrılık ve kaybetme kaygısı: Bakım verenin yanından ayrılmak istememe
-
Tekrarlayan oyunlar: Kaybı sembolize eden hikâye ve figürlerin oyunda yer alması
Bu tepkiler, çocuğun yas sürecinin bir parçasıdır; çoğu zaman destekle ve zamanla azalır.
Çocuğun İhtiyacı Olan Şeyler
John W. Worden (1996), çocukların yas süreci için dört temel ve önemli yol belirtir:
-
Ölümün gerçekliğini kabul etmek
-
Kaybın acısını yaşamak
-
Kaybedilen kişi olmadan hayata uyum sağlamak
-
Onun anısını sağlıklı biçimde yaşatmak
Bu süreçte çocukların ihtiyaç duydukları:
-
Dürüstlük: “Deden çok hasta olduğu için öldü” gibi net, yaşa uygun açıklamalar
-
Duygularını ifade edebilme alanı: Oyun terapisi, resim, hikâye anlatımı…
-
Rutinler: Günlük düzenin korunması çok büyük önem taşır, güven duygusunu güçlendirir
-
Model olan yetişkinler: Yetişkinin duygularını kontrollü biçimde paylaşması, çocuğa yasın doğal bir süreç olduğunu gösterir. Çocuğun yanında ağlamak ve duygularını göstermek, duygu gösterme biçiminin sağlıklı olduğunu çocuğa aşılar
Yetişkinler Ne Yapmalı?
-
Ölümle ilgili soyut kavramlar kullanmaktan kaçının. “Uyudu” demek, çocukta uykuya karşı korku yaratabilir
-
Dinleyin, çocuğunuzu hemen “iyi hissettirmeye” çalışmayın
-
Çocuğun duygularını reddetmeyin (“Üzülme” demek yerine “Üzgün olduğunu görüyorum/biliyorum” gibi)
-
Yasın dalgalar hâlinde gelebileceğini unutmayın. Bir gün normal görünen çocuk, ertesi gün yoğun üzüntü hissedebilir
Sonuç
Yas, çocuklukta da yetişkinlik kadar gerçek ve derin yaşanır. Aradaki fark ifade ediliş biçiminde yatar. Çocuğun kaybı anlamasına, duygularını tanımasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olmak, sadece o anki iyilik hâlini değil, gelecekteki duygusal destek ve psikolojik dayanıklılığını da şekillendirir. Her çocuk, sevdiğini kaybettiğinde, anısını güvenle taşıyabileceği bir kalp ve yanında yargılamadan duran bir yetişkin hak eder.
Kaynakça
-
Dyregrov, A. (2008). Grief in Children: A Handbook for Adults. London: Jessica Kingsley Publishers.
-
Nagy, M. (1948). The Child’s Theories Concerning Death. Journal of Genetic Psychology, 73(1), 3–27.
-
Webb, N. B. (2010). Helping Bereaved Children: A Handbook for Practitioners. Guilford Press.
-
Worden, J. W. (1996). Children and Grief: When a Parent Dies. Guilford Press.
-
Silverman, P. R. (2000). Never Too Young to Know: Death in Children’s Lives. Oxford University Press.


