Travma (örselenme) ve stres (zorlanma) bireyin yaşam içerisinde karşılaşabileceği zorlukları ve bu zorlukların psikolojik sağlığa olan dramatik etkilerini tanımlayan iki kavramdır. Bu kavramların psikolojik etkilerini anlamak ve doğru müdahale yöntemlerini kullanmak psikolojik iyilik hali sağlanması için kritik bir öneme sahiptir.
Stres, bireyde tehlike algısı yaratan şeydir ve tehlike karşısında hem fiziksel hem de zihinsel olarak karşı tepki oluşturulması stres tepkisi olarak ifade edilmektedir: Kaçmak, savaşmak ve donakalmak. Bu tepkiler, kısa süreli bir tehlike karşısında geçerlidir ve bireydeki etkisi akut stres olarak tanımlanmaktadır. Tehlikenin, sürekli tekrarlayan düşünceler (ruminasyonlar) ile geleceğe taşınması, en basit ifadesi ile tehlike algısının uzun süreli devam etmesine ve kronik hale gelmesine neden olmaktadır. Travma ise hem bedensel hem de psikolojik olarak kişiyi sarsan yaşam olayının (ölüm, kaza, istismar, ihmal, hastalık vb.) kişide yarattığı psikolojik etkilerini ifade etmektedir (Öztürk ve Uluşahin, 2015). Zihinde oluşan travmatik anılar adacıklar gibidir; parça parça, birbirinden kopuk bu oluşumlar işlenemediği sürece bilinç düzeyinde kendini ifade edebilecek yerler aramaktadırlar. Travmatik olaya dair anıların aniden bilince gelmesi ve bireyi rahatsız etmesi bununla ilişkili olmaktadır.
Travmatik deneyimin ortak teması güven kaybıdır: ‘’Dünya güvenli bir yer değil’’! Güven duygusunun sarsıldığı travmatik olay eğer birey için hala deneyimlenen bir durum ise; hala aktif afet bölgesinde olmak, bir hastalık ile mücadele etmek gibi güven duygusunun devamlı olarak zedelendiği süreçlerde psikolojik ilk yardım birinci öncelik olmaktadır. Peki ebeveynler için, kronik stres altında ve/veya travmatik deneyim yaşayan/ yaşamış olan çocuklarına olan yaklaşımları nasıl olmalıdır? Zorlayıcı yaşam deneyimi ile sarsılan güven duygusu, uygulanacak sürekli ve sistemli bir şefkatli yaklaşım ile nasıl onarılabilir?
Oyun Terapisi Nedir?
Oyun, doğal ve evrensel olan bir eylemi temsil etmektedir. Dışarının değişimine dair kontrol ihtiyacı eylemi gerektirmektedir, oyun bu eylemi gerçekleştirebilmeyi imkanlı hale getirmektedir. Winnicott’ a (2025) göre, yetişkin bir birey de oyun oynamaktadır. Yetişkin terapisinde, sözel iletişimin bir çocuğa göre daha kuvvetli kullanımı düşünüldüğünde; yetişkinin kullandığı kelimelerde ve bunun yansıtıldığı ses tonunda, yine kullandığı mizahta görülebilmek mümkündür. Oyunda, dışarıdan alınan temalar ve o temalara hizmet edebilecek somut şeyler alınır ve kendinden gelecek olan temalar ile de bir zaman-mekan içerisinde onu deneyimleme imkanı bulunur. Bu davranışa, duygular eşlik eder ve duygular bu deneyimde işlenme imkanı bulurlar. Örnek olarak, hastane odasında, hastalığı sebebi ile bir süre kalmak zorunda olan okul öncesi çocuğu, odasındaki oyuncakları ile doktorculuk oynarken, orada yaşadığı olayları, o olaylara yönelik duygularını, oyun içerisindeki roller ile oyun içerisinde işlemektedir. Öte yandan, oyun, aynı zamanda kültürel izler taşımaktadır. Bu yönü ile kültürel farklılıklar, çocuğun oyununda temsil ettiği manaları ile o kültürden izler taşımaktadır ve her çocuğun, oyununda kullandığı oyun materyali farklı anlamlara gelebilmektedir (Türe ve Barut, 2020). Çocuğun konuştuğu dili anlayabilmek ve yine o dile uygun oyunlar sunabilmek için bu farklılıkları dikkate almak önemli olmaktadır.
Zorlanan Çocuklar İçin Theraplay – Bağlanma Temelli Oyun Terapisi
Theraplay, oyun terapisinde kullanılan yapılandırılmış yöntemlerden biridir. Bu yöntem, bağlanmanın gücünü önemseyen ve birincil bakım veren ile çocuk ilişkisini bu temelde kuvvetlendirerek, çocuğun duygularının düzenlenmesinde kolaylaştırıcı ve destekleyici çalışmaları içermektedir (Ed. Schaefer, 2017). Bu oyun terapi yönteminde, materyalin yerini sözel olmayan iletişim araçları almaktadır ve çoğunlukla basit ve az materyal yardımı ile, bakım verenin liderliğinde çocuğun duygularının sağaltımına yönelik bir oyun sisteminden bahsedilmektedir (Taşdelen, 2025). Theraplay / bağlanma temelli oyun terapisi amacında, bakım veren ile çocuk ilişkisini derinleştirerek bir arada olmalarını desteklemektir.
Bu sürecin sağlıklı işleyebilmesi bakım veren ve çocuk dört temel maddede desteklenmektedir (Norris ve Rodwell, 2025):
Yapı – Neye odaklanıyoruz: Sınırlar, kontrol hissi, öngörülebilirlik
-
Çocuğunuzun temel ihtiyaçlarını karşılamak için belli bir düzen ve rutin oluşturmak
-
Çocuğunuzun bedenini düzenleyebilmesine ve organize edebilmesine yardımcı olmak
-
Akış (başı-ortası-sonu belli) ve ritim içeren oyunları kullanarak çocuğunuzla oynamak
-
Çocuğunuzun temel güvenliğini, ona rehberlik ederek ve sınırlar, limitler belirleyerek sağlamak Başka bir deyişle, çocuğunuz dağılmaz. Bu, günlük bakım etkileşimi içerisinde basit gibi görünebilir ama aslında bebeğinizin kendi bedeninde olanları tanımlayıp kendini düzenleyebilmesi için kritiktir. Çocuğunuz ile oyunları bu sistemi sağlayacak şekilde üretebilirsiniz. En basiti, çocuk şarkılarına eşlik etmek, başı-ortası-sonu olan bu oyunlaştırma ile sinir sisteminin düzenlenmesine katkı sağlanabilir.
Bağlılık – Neye odaklanıyoruz: Güvenli bağ kurma, ilgi ve özen
-
Bağ kurma anları yaratmak, seçilen bir yerde ve seçilen bir zaman diliminde; ‘’şimdi anları’’ yaratmak
-
Çocuğunuzun kendini özel hissetmesini sağlamak
-
Çocuğunuzun hızını gözlemleyerek onun seviyesinde ve hızında olmak Beraber yapılan herhangi bir vakit geçirme eylemi bunu sağlayabilir: Yemek yapmak, top oynamak, film izlemek ya da sadece sessizce oturup aranızda oluşan sessizliği paylaşmak.
Besleme – Neye odaklanıyoruz: Bakım verme, iyileştirme
-
Çocuğunuzun kendini değerli ve önemsenmiş hissetmesini sağlamak
-
Çocuğunuz ile sakinleştirici, rahatlatıcı ve güven verici şekilde etkileşim kurmak Bakım vermek ve rahatlatmak çocuğunuzun sevildiğini, istenildiğini ve güvende olduğunu hissetmesine yardımcı olur. Yaralarla ilgilenme saati yaratılabilir ve çocuğunuzun en ufak yarasına bir krem ile masaj yapılması bu besleme eylemini sağlayabilir.
Mücadele – Neye odaklanıyoruz: Psikolojik sağlamlık, eyleme geçme
-
Çocuğunuzun çevresini keşfetmesini desteklemek
-
Gelişimine uygun aktiviteleri gerçekleştirmesini desteklemek ve becerilerinin gelişimini destekleyerek yeterli hissetmesini sağlamak
-
Çocuğunuzun farklı uyarılma seviyelerindeki durumlarla baş etmesini sağlamak; heyecan, gerginlik gibi farklı seviyelerdeki duygular yaşadığında bunu nasıl yönetebileceğini göstermek (CE-E! Oyunu buna basit bir örnektir)
Yaş grubuna göre oyun ihtiyaçlarının değişebileceği unutulmamakla beraber temelde sadece bu dört madde bağlamında geçirilen ‘’şimdi anları’’ ile theraplay yönteminin uygulanması kolay ve ulaşılabilir olmaktadır.
Kaynakça
Norris, V. & Rodwell, H. (2025). Ebeveynler için theraplay (11. bs.). Gün Yayıncılık. Öztürk, M. O., & Uluşahin, N. Y. (2015). Ruh sağlığı ve bozuklukları (13. bs.). Nobel Tıp Kitapevleri.Schaefer, C. E. (Eds.). (2017). Oyun terapisinin temelleri. Nobel Yayıncılık. Taşdelen, G. (2025). Deneyimsel oyun terapisinin çocuklarda travma sonrası duygusal stres düzeyine etkisinin incelenmesi (Yayınlanmamış yüksek lisans tezi).İstanbul Gelişim Üniversitesi. Türe, E., & Barut, Y. (2020). Türkiye’de yapılan oyun terapisi çalışmalarının incelenmesi. Yaşam Becerileri Psikoloji Dergisi, 4(8), 127-138. doi: https://doi.org/10.31461/ybpd.837024. Winnicott, D.W. (2025). Oyun ve gerçeklik (T. Birkan, çev.; 4. bs.). Metis Yayınları. (Orijinal yayın tarihi 1971)


