Her ne kadar uzak mesafe ilişkileri globalleşen dünya ile özdeşleşmiş olsa da aslında insanların çok eskiden beri deneyimlediği bir durum. Önceden askerlik ve savaş gibi olaylar daha belirleyici iken şimdi ise eğitim ve kariyer amacıyla uzak mesafe ilişkileri daha yaygın bir hale geldi. Hatta günümüzde ilişkiler direkt uzak mesafe ilişkisi olarak bile başlayabiliyor. Her iki durumda da bir ilişkinin kaynaklarının verimli kullanımı o ilişkinin sürdürülebilir olması için kritik. Peki ya özellikle yakın mesafeden uzak mesafe ilişkisine geçecek olanlar için normalde en temel kaynak olarak görülen fiziksel yakınlık eksikken o ilişkiyi güçlü tutmak ne kadar mümkün? Hem kendi deneyimlerimden hem de Arunya Psikoloji’nin uzak mesafe ilişkilerini yönetmek üzerine olan seminerinden yola çıkarak önemli bulduğum noktalara değineceğim.
Uzak Mesafe İlişkisine Geçiş
Bir ilişki özellikle yakın mesafeden uzak mesafe ilişkisine dönüştüğünde en çok kaygı veren unsur fiziksel yakınlığın ortadan kalkması oluyor. Bununla beraber artık eskisi kadar günlük hayat olaylarının birlikte yaşanmaması, iletişim alışkanlıklarının değişime uğraması ve belirsizliklerin artışı da bu kaygıya eşlik edebiliyor. Ancak öte yandan, alternatif bağlantı kaynaklarını keşfederek daha da güçlü olmaya da adım atıyor. Örneğin sık sık görüntülü konuşmak, randevulu görüşmeler ayarlamak ve hediyeleşmek gibi. İlişkinin kaderi değişirken aynı zamanda bireysel ajandamızda da değişiklikler oluyor. Siz ve partnerinizi iç içe geçmiş birer halka olarak düşünürsek, bu halkalar zamanla esniyor ve kendi çaplarında da adapte olması gereken hayat olayları daha çok yer kaplamaya başlıyor. Yeni bir yere alışmak, yeni insanlarla tanışmak, iş yoğunluğu gibi olaylar ortaya çıkıyor. Bunlara kıskançlık, güvensizlik gibi duygular ve yanlış anlaşılmalar da eklendiğinde eskisi gibi fiziksel temasın iyi geldiği yerler için yeni bir kaynak arayışı ortaya çıkmış oluyor. Peki bu kaynakları çeşitlendirebilmek ve ilişkiyi güçlü tutmak için neler yapabiliriz?
Net Rutinler Belirleyin
Bazen saat farkı ve günlük rutin farklarından ötürü eş zamanlı iletişim mümkün olmayabilir. Bu da partnerlerin birbirleri için yeterince çaba göstermediği hissiyatına sebep olabilir. Özellikle mesajlaşırken ses tonu, mimik ve beden hareketlerinin eksikliği bu yanlış anlaşılmaları körükleyebilir. Burada bir durup “Acaba yorgun mu, desteğe mi ihtiyacı var?” şeklinde düşünmek de önemli. Bu noktada net rutinler belirlemek ve doğrudan bir iletişimde bulunup direkt sorabilmek etkili olabilir. Birbirinizin takvimine hakim olup buna göre ortak zamanları önceden belirleyebilirsiniz. Mesela beraber kitap okuma saati ya da uyku öncesi sohbet saati ayarlayabilirsiniz.
Ortak Aktiviteler Oluşturun
Ortak bir diziyi izlemek, bir podcast dinlemek ve üzerine konuşmak, çeşitli çevrimiçi oyunlar oynamak iyi fikirler olabilir. İnternette beraber alışveriş yapabilir, birbirinize günlük vlog çekebilir ve bilgi oyunları oynayabilirsiniz. Bunun yanı sıra çevrimiçi “date”ler ayarlayabilirsiniz. İlişkiniz hakkında sohbet edebilirsiniz. Bazen sevdiğimiz renkler bile değişebiliyor; birbiriniz hakkında ve ilişkiniz hakkında güncellemeler yapmanız gerekebilir. Tekrar ve tekrar birbirinizi ilk gördüğünüz anları ya da birbirinizde sevdiğiniz tarafları konuşmaktan çekinmeyin. Küçük jestler, sürpriz günaydınlar, şarkılar, komik videolar gibi kendi hazırladığınız içerikler de birbirinizin içini kıpır kıpır edecek güce sahip.
Şeffaf Olun
Günlük rutine daha az dahil olmaya bağlı olarak günlük hayat üzerindeki kontrol hissi azaldığında güvensizlik ve kıskançlık duyguları artabilir. Bunun için şeffaf olmak kaygıyı yatıştırabilir. Gün planınızı paylaşabilir, dolaylı anlatımlara daha az yer verebilir ve birbirinizi olabildiğince detaylardan haberdar etmeye özen gösterebilirsiniz. Günlük hayatınızdaki her yeni gelişmeyi yine beraber öğrenebilir, kutlayabilirsiniz. Güven arttırıcı şefkat dolu konuşmalarınızı ihmal etmeyin ve bunları kısıtlamak yerine duygu paylaşımına önem verin. “Bugün sana yazmak istedim ancak çok yoğundum”, “Şimdi çok çalışmam gerek ama aklımdasın” gibi şeffaf ifadelere daha çok yer verebilirsiniz.
Bireysel Kaynaklarınızı Arttırın
İlişki bireylerin hayatlarında tek kaynak olmak zorunda değil. Bu yüzden kendi kaynaklarımızı da arttırmak önemli bir rol oynuyor. İlişkinin formu değişime uğradığında elbette ki görüşme sıklığınız ve ilişkiye ayrılan zaman değişebilir. Yeni temponuz her günden haftada bire geçebilir ancak bu sevginin azalması anlamına gelmez. Bu sebeple beklenen ilgi ve diğer beklentiler de zaman zaman değişebilir. İlişkiyi esnek bir madde olarak kabul ederek bu zamanı bir yanıyla da kendinize yeterince vakit ayırabilmek için büyük bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. “Bağımsız ama bağlı kalabilmek” buradaki anahtar kavram olabilir. Kendinize olan yatırımınız aynı zamanda ilişkiyi de güçlendiren bir kaynak olacaktır.
Birbirinizi Duygusal Olarak Destekleyin
Fiziksel olarak uzak olsanız da bu duygusal olarak mesafelendiğiniz anlamına gelmiyor. Bunun için sesli mesajlarla, görüntülü konuşmalarla ve ufak sürprizlerle burayı desteklemek faydalı olabilir. Çok özlediğinizi ve yanında olmayı dilediğinizi ve cinsel birlikteliği arzuladığınızı söylemeye hala ihtiyaç duyuyor olacaksınız. Ayrıca iki tarafta da birbirinizden bir parça bulunması da yardımcı olabilir. Örneğin sizi hatırlatacak bir yüzüğün onda olması, sizde de onun aldığı bir yastığın olması gibi. Bu fiziksel temasın sunduğu “Ben yanındayım” mesajının bir farklı şekli olacaktır. Unutmayın, “Seni özledim” veya “Seni seviyorum” ifadelerini duymaya her zamandan daha fazla ihtiyacınız olabilir.
Belirli Hedefler Koyun
Son olarak en önemli kısım ise belirsizliğin hükmettiği bu süreçte belirli hedefler koyabilmek. Geleceğin belirsizliği tüm bu senaryoda sonu gelmeyen bir ufuk çizgisi gibi hissettirebilir. İlişkideki ortak çabayı bir yelken gibi düşünürsek, bu yelken güvenli limanını bulamayacak kadar uzaklardaysa o limanda tekrar buluşup buluşulamayacağının şüphesi içten içe bir tükenmişliğe yol açabilir. Bunun için olabildiğince belirli ve somut hedefler koymak iyi bir tercih olabilir. Örneğin “6 ay sonra şu şehirde görüşeceğiz” ya da “Tatilde seninle şuraya gideceğiz” gibi belirsizlik sisini bir nebze de olsa dağıtan cümleler kurmak iki taraf için de rahatlatıcı olacaktır.
Sonuç olarak, yakın mesafe ilişkisi uzak mesafe ilişkisine dönüşse de hala ihtiyaçlar aynı kalıyor. İletişim açık tutulduğunda, var olan hem bireysel hem ilişkisel kaynaklar etkili kullanıldığında, yeni yollar öğrenmeye açık olunduğunda, ortak bir çabayla belirsizliği azaltacak adımlar atıldığında, ilişkinin sadece mesafeyle değil bağ kurma yollarıyla şekillendiği fark edildiğinde; uzak mesafe ilişkileri gayet mümkün olacaktır.
Sevgililer Gününüz kutlu olsun..


