Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Tekrarın Psikolojisi: Alışkanlıklar ve Kimlik İnşası

Hayatımızın büyük kısmının verdiğimiz kararlar doğrultusunda aktığını düşünsek de buradaki en büyük rol, beynimizin enerji tasarrufu yapmayı sevmesinden dolayı, alışkanlıklarımıza aittir. Sabah diş fırçalama şeklimizden, bir tartışmada verdiğimiz otomatik tepkilere kadar birçok davranışımız, zihnin “düşünmeden çalış” modunda ilerler. Bu sayede zihinsel yükümüz azalır, ancak alışkanlıklarımız her ne kadar konforumuzu desteklese de çıkmazlarımızın da baş mimarı sayılır. Çünkü alışkanlıklar, bilinçli benlikten çok, öğrenmiş beyin devreleri tarafından yönetilir.

Alışkanlık değişimini çoğu zaman irademiz ile ilişkilendiririz. Oysa akademik çalışmalar, irademizin sınırlı ve bağlama oldukça duyarlı olduğunu ortaya koyar (Baumeister et al., 1998). Nöropsikolojik araştırmalar ise alışkanlıkların özellikle bazal gangliya ile ilişkili olduğunu gösterir. Bu yapı, “nasıl yaptığımızı” hatırlasa da “neden yaptığımızı” sorgulamaz. Bu bağlamda, alışkanlıklar ahlaki olmadığı gibi mantıklı olmak zorunda da değildir, yalnızca alışılmıştır. Bu nedenle kişi, kendine zarar veren davranışlarını fark etse dahi bunları sürdürmeye devam edebilir. Bunun sebebi beynin aldığı enformasyonların tek başına davranışsal olarak bir değişim yaratamayacak olması çünkü beyin doğruyu değil, tanıdık olanı tercih eder.

Neden Kötü Alışkanlıkları iyi Alışkanlıklara Dönüştürmek Bu Kadar Zordur?

Birincisi, genelde yanlış tarafa odaklandığımız için yanlış şeyi değiştirmeye çalışırız. İkincisi, kendimizi yönlendirdiğimiz nokta yanlış olduğu için yanlış yönde değiştirmeye çalışırız. Son olarak, alışkanlığın kendisini değil, onu ayakta tutan sistemi gözden kaçırdığımız için değişim sürdürülebilir olamaz. Bu yüzden kötü alışkanlıkları iyi alışkanlıklara dönüştürmek zor gelir; çünkü mesele davranışı düzeltmekten ziyade, kişinin kendisiyle kurduğu otomatik ilişkiyi yeniden çerçevelemektir.

Çoğu zaman alışkanlıklarımızı değiştirme sürecinde ne elde etmek istediğimize odaklanarak kendimizi sonuca dayalı alışkanlıklara yönlendiririz. Ancak alternatifini kimliğe dayalı alışkanlıklar yaratmaktadır. Bu yaklaşım bize kim olmak istediğimizi sorduğu için odak noktamız kim olmak istediğimizdir. Genelde insanlar dönüştürme yoluna çıktığında kimlik değişimini aklından dahi geçirmez. Ancak gerçek şudur ki: Hedef belirledikten sonra eylemleri yönlendiren inançları hesaba katmamak değişimi yüzeyde bırakır. Çünkü hedefler davranışı başlatmış olsa da davranışı sürdüren şey, o davranışın kimliğimizle kurduğu bağdır. Kişinin özüyle uyuşmayan bir davranışın kalıcı olamadığı gibi insan, kendisiyle çeliştiğini hissettiği bir eylemi de uzun süre devam ettiremez. Araştırmalar kişinin, kimliğinin bir belli bir yönüne inandığı zaman, o inanca uygun şekilde davranma olasılığının arttığını gösteriyor (Clear, 2018, s. 39).

Alışkanlıkların Kimliği, Kimliğin Alışkanlıkları Beslemesi

Yapılan çalışmalar kişinin, kimliğinin bir yönüne inandığı zaman, o inanca uygun bir şekilde davranma olasılığının arttığını gösteriyor (Clear, 2018). Burada iki ayrım söz konusudur: hedefler sonuç ile ilgiliyken sistemler kimlikle ilgilidir.

Clear’a göre çoğu insan değişimin gerçekleşmesi için sonuca odaklanır. Örneğin, kişi kilo vermek, daha üretken olmak veya daha sabırlı olmak ister. Bu isteklerin her biri sonuca odaklıdır ve sonuç odaklı hedefler geçicidir; çünkü hedef gerçekleştiğinde motivasyon düşer, gerçekleşmediğinde ise kimlik zarar görür. Bunun yerine kişi, kişiliğini değişim istediği noktada tanımlarsa örneğin, “ben sağlığına dikkat eden biriyim” veya “ben okuyan biriyim”, davranışı bir görev olmaktan çıkararak kimliğinin kanıtına dönüştürür.

Bu durum duygu ve düşünce döngüsünde olduğu gibidir. Yani, alışkanlıklar kimliği şekillendiriyorken, kimlik de alışkanlıkları beslemektedir. Mevcut durumda yaptığımız her küçük davranış, olmakta olduğumuz kişiye dair bir oydur. Bir gün spor yapmak sizi sporcu yapmasa da her tekrarınız o kimliğe verilmiş küçük bir destektir. Zamanla verdiğiniz oylar birikip sizi olmak istediğiniz kişiye daha çok yakıştırmaya başlar. Burada önemli olan dramatik değişimlerden ziyade mikro düzeyde tekrar ettiğiniz eylemlerdir.

Clear bu noktada ortaya %1’lik iyileşme metaforunu ortaya koymaktadır. Bu metafor davranışın büyüklüğünden çok sürekliliğini merkeze almaktadır. Çünkü beyin büyük sıçramalardan çok, tekrar eden mikro sinyalleri ciddiye alır. Küçük alışkanlıklarımız, kimliğimizi istediğimiz yönde sessizce yeniden inşa eder. Dolayısıyla alışkanlık dönüşümünde asıl soru “Bu hedefe ulaşır mıyım?” değil, “Bu davranışı tekrar edersem nasıl birine dönüşürüm?”dür.

Dönüşmek İstediğiniz İnsana mı Dönüşüyorsunuz?

İlk adım ne ya da nasıl değil, kim. Kim olmak istediğinizi bilmediğiniz bir senaryoda değişim arayışınız dümensiz bir tekneye benzer. Kendinizle ilgili inançlarınızı değiştirebilecek tek güce sahip olan her zaman kendinizsiniz. Seçtiğiniz alışkanlıklarla bugünkü kimliğinizi şekillendirebilirsiniz. Edindiğiniz alışkanlıklar bir şeye sahip olmaktan çok ötede birine dönüşmekle ilgilidir.

Nihayetinde, alışkanlıklarınız, olmak istediğiniz insana dönüşmeniz de büyük bir rol oynadıkları için oldukça önemlidir. Bunlar, kendinizle ilgili en derin inançlarınızı geliştirmenize aracılık eden kanaldırlar. Kelimenin tam anlamıyla, insan alışkanlıklarına dönüşür diyebiliriz. Ancak, insanın alışkanlıklarına dönüşürken mevcut alışkanlıklarını bilinçli seçimler ile şekillendirebilecek kapasiteye sahip olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Buradaki süreci tek yönlü olmaktan çıkarabilir; alışkanlıklarının pasif bir sonucu olmaktansa yeni davranışlar ile kendi kimliğini yeniden tanımlayabilir. Önemli olan edinmek istenilen kimliğe hizmet edebilecek davranışların tutarlı bir şekilde sürdürülmesidir. Örneğin, kişinin kendini “disiplinli biri” olarak görmesi, tek bir gün planlı çalışmasından değil, planlı çalışmayı tekrar tekrar seçmesinden kaynaklanır. Aynı şekilde, bir kişinin kendini “sabırlı biri” olarak tanımlaması, bir anlık sakinlikten değil, zorlayıcı durumlarda defalarca daha dengeli tepkiler vermesinden doğar.

Zamanla bu küçük kanıtlar kimliğin bir parçası haline gelerek, kişinin kendisiyle uyumlu bir eyleme dönüşür. Bu noktada, alışkanlıklar da sürdürülebilir hale gelir. Çünkü insan, kimliğine uygun davranmayı bir zorunluluk değil, doğal bir eğilim olarak deneyimler.

Sonuç

EĞER YENİ ALIŞKANLIKLAR EDİNMEK İSTİYORSANIZ..

  • Değişime sonuçtan değil, kim olmak istediğinizden başlayın.

  • Büyük hedefler yerine küçük ve sürdürülebilir adımlar seçin.

  • Yaptığınız her küçük davranışı, edinmek istediğiniz kimliğin bir kanıtı olarak görün.

Alışkanlıklarınızı günlük rutinleriniz olduğu gerçeğinden ayırıp onların aslında kendiniz hakkında geliştirdiğiniz inançlarınızı şekillendiren güçlü araçlar olarak görmeniz daha faydalı olacaktır. Çünkü insan çoğu zaman düşündüğü kişi değil, tekrar ettiği davranışların toplamı haline gelir. Bu nedenle, alışkanlıkları değiştirmek, aslında kişinin kendi hikayesini yeniden yazma cesaretidir.

KAYNAKÇA

Clear, J. (2018). Atomic habits: An easy and proven way to build good habits and break bad ones. Avery.

Senay Can
Senay Can
Senay CAN, TED Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun bir psikolojik danışmandır. Ergen ve yetişkinlerle çalışarak bireylerin psikolojik iyi oluşlarını desteklemeye odaklanmaktadır. Psikolojik danışmanlıkta bütüncül ve bireye özgü yaklaşımlar benimseyen Senay, At Destekli Terapi, Aile Danışmanlığı ve Spor Psikolojisi alanlarında eğitimler alarak uzmanlığını genişletmektedir. Psychology Times’ta, psikolojik sağlamlık, kişisel gelişim ve terapi süreçlerine dair yazılar kaleme alarak, psikoloji biliminin herkes için anlaşılır ve uygulanabilir olmasını amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar