Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Savaşın ve Yıkımın Nörobiyolojik izi: Kamu Yönetimi ve Psikososyal Müdahaleler

Savaşlar, terör eylemleri ya da büyük ölçekli doğal afetler, yalnızca şehirlerin veya ulusların fiziksel altyapılarını değil, aynı zamanda o bölgelerde yaşayan bireylerin beyin yapılarını da etkilemektedir. Ekstrem ve yaşamı tehdit eden bir stres faktörüne maruz kalma sonucu ortaya çıkan Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bireyin psikolojik sınırlarının aşırı uyarıldığı ve ihlal edildiği bir durumdur. Bu ve başka birçok nedenle birlikte günümüzde modern kamu yönetimi ve devlet politikaları, güvenliği yalnızca askeri veya fiziksel bir kavram olarak değil; aynı zamanda toplumun zihinsel sağlığını korumaya yönelik psikososyal bir strateji olarak ele almak zorundadır. Bu ayki yazımız, savaş ve afet gibi kitlesel krizlerin insan nörobiyolojisi üzerindeki etkilerini ve farklı coğrafyalardaki kamu yönetimi uygulamalarını incelemektedir.

Travmaların Nörobiyolojisi ve Risk Faktörleri

TSSB’nin kökeni, insan beynindeki üç temel yapının işleyişinin bozulmasına dayanır: Amigdala, hipokampüs ve prefrontal korteks. Tehdit algılandığında ‘savaş ya da kaç’ tepkisini başlatan amigdala, TSSB hastalarında kronik bir hiperaktivite durumuna geçer. Eş zamanlı olarak, hafıza ve zaman algımızdan sorumlu olan hipokampüsun hacminde azalma görülürken; mantıksal düşünme ve duyguları düzenleme işlevi gören prefrontal korteksin amigdala üzerindeki frenleyici etkisi zayıflar (Shin vd., 2006). Bu nörobiyolojik fırtına, kişinin güvende olduğu anlarda bile travmatik anıları flashback şeklinde tekrar tekrar yaşamasına sebep olur.

TSSB’nin gelişimi pek çok psikolojik olayda olduğu gibi herkes için aynı şekilde ve oranda gerçekleşmez. Brewin ve arkadaşları (2000) tarafından yapılan kapsamlı analizler, travma öncesi psikiyatrik geçmiş, düşük sosyoekonomik statü, çocukluk dönemi travmaları ve en önemlisi travma sonrası sosyal desteğin yetersizliği gibi faktörlerin, bireyleri TSSB’ye karşı çok daha kırılgan hale getirdiğini kanıtlamıştır.

Tampon Etki, Sosyal Çevre ve Tedavi

Literatürdeki bilgiler ışığında söylenebilir ki, TSSB’nin klinik tedavisinde altın standart olarak Bilişsel Davranışçı Terapi ve Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme yani EMDR yöntemleri öne çıkmaktadır (Bisson vd., 2013). Ancak klinik müdahaleler kadar kritik olan bir diğer unsur, güvenli ve kapsayıcı bir sosyal ortamın inşasıdır. Bireyin, anlaşıldığını ve güvende olduğunu hissettiği bir toplumsal doku, yüksek kortizol seviyelerini düşürerek beynin kendini onarma yani nöroplastisite kapasitesini hızlandırır. Tam bu noktada, kamu yönetiminin özellikle kriz dönemlerindeki sosyal politikaları oldukça önemli bir rol üstlenir. Bu bağlamda dünyadaki bazı örnekler şöyledir:

Kamu Yönetiminde Psikososyal Müdahale Örnekleri: Avrupa, Ortadoğu ve Türkiye

Kitlesel travmalara karşı devletlerin gösterdiği refleksler coğrafyaya göre farklılık göstermektedir. Örneğin Avrupa’da, Rusya-Ukrayna savaşının ardından göç eden milyonlarca Ukraynalı için kamu yönetimi, geleneksel barınma ve gıda yardımının ötesine geçmiştir. Birçok Avrupa ülkesi, mülteci kabul merkezlerine anadil desteği sunan Psikolojik İlk Yardım uzmanları yerleştirmiş ve eğitim sistemlerini travma duyarlı hale getirerek çocukların entegrasyonunu hızlandırmayı hedeflemiştir.

Öte yandan, Ortadoğu gibi kronik travmaların yaşandığı bölgelerde durum çok daha karmaşıktır. Karam ve arkadaşlarının (2008) Lübnan ve çevre bölgelerdeki savaşlar üzerine yaptığı çalışmalar ışığında, sürekli şiddet ortamında bireysel klinik tedavilerin yetersiz kaldığını, bunun yerine toplum temelli psikososyal destek ağlarının ve dini/kültürel dayanışma mekanizmalarının kamu otoritesi eksikliğini telafi eden bir savunma hattı oluşturduğunu göstermektedir. Ayrıca, doğrudan savaşın içinde yer alan askeri personeller için Batı ordularında (örn. ABD ve İngiltere) uygulanan zorunlu terhis sonrası psikolojik tarama programları, TSSB kaynaklı intiharları önlemede kritik bir askeri kamu politikasıdır.

Türkiye örneğinde ise afet yönetimi bağlamında kamu personeline yönelik atılan adımlar dikkat çekicidir. 2023 yılında yaşanan yıkıcı Kahramanmaraş depremlerinde, enkaz alanlarında çalışan arama-kurtarma ekipleri doğrudan ikincil travmaya maruz kalmıştır. Literatür, afet çalışanlarında tükenmişlik ve TSSB riskinin oldukça yüksek olduğunu vurgulamaktadır (Aker vd., 2004). Bu bilimsel gerçeklik ışığında, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ve Türk Kızılayı koordinasyonunda Psikososyal Destek ekipleri sahada rol almış yalnızca afetzedelere değil, bizzat afete müdahale eden devlet personeline yönelik de ‘debriefing’ yani olayları anlamlandırma ve duygu paylaşımı seansları düzenleyerek travmanın kronikleşmesini önlemeye yönelik kurumsal bir sağlık politikası yürütülmüştür.

Sonuç

Savaş, terör ve doğal afetlerin yarattığı psikolojik enkaz, sadece bireylerin değil, devletlerin de omuzlarındadır. Nörobiyolojik kanıtlar, travmanın beyin üzerindeki yıkıcı etkisinin ancak erken dönem sosyal destek ve bilimsel müdahalelerle geri çevrilebileceğini göstermektedir. Modern kamu yönetimi; mülteciler, askeri personel veya afet çalışanları için psikososyal destek mekanizmalarını bürokrasinin temel bir yapıtaşı haline getirmelidir. Sağlıklı bir toplumun inşasında, kriz anlarında sarsılan insan psikolojisine devletin uzattığı güven verici elle mümkündür.

Kaynakça

  • Aker, A. T., Özeren, M., & Başoğlu, M. (2004). Deprem görevlilerinde tükenmişlik ve travma sonrası stres belirtileri. Türk Psikiyatri Dergisi, 15(3), 195-204.

  • Bisson, J. I., Roberts, N. P., Andrew, M., Cooper, R., & Lewis, C. (2013). Psychological therapies for chronic post-traumatic stress disorder in adults. Cochrane Database of Systematic Reviews, (12). https://doi.org/10.1002/14651858.CD003388.pub4

  • Brewin, C. R., Andrews, B., & Valentine, J. D. (2000). Meta-analysis of risk factors for posttraumatic stress disorder in trauma-exposed adults. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 68(5), 748–766. https://doi.org/10.1037/0022-006X.68.5.748

  • Karam, E. G., Mneimneh, Z. N., Dimassi, H., Fayyad, J. A., Karam, A. N., Nasser, S. C., … & Kessler, R. C. (2008). Lifetime prevalence of mental disorders in Lebanon: First onset, treatment, and exposure to war. PLoS Medicine, 5(4), e61. https://doi.org/10.1371/journal.pmed.0050061

  • Shin, L. M., Rauch, S. L., & Pitman, R. K. (2006). Amygdala, medial prefrontal cortex, and hippocampal function in PTSD. Annals of the New York Academy of Sciences, 1071(1), 67-79. https://doi.org/10.1196/annals.1364.007

Rabianur Şahin
Rabianur Şahin
Rabianur Şahin, Psikoloji lisans öğrencisi ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden fakülte ve bölüm birincisi olarak mezun olmuş, Psikoloji bölümünde ise yüksek onur öğrencisi olarak eğitimine devam eden bir yazardır. İnsan davranışlarını anlamaya yönelik içerikler üretmekte; özellikle sosyal psikoloji, toplumsal cinsiyet rolleri, kamu politikaları ve birey-toplum etkileşimi konularına odaklanmaktadır. Akademik araştırmalarını saha çalışmalarıyla desteklemekte, yazılarında toplumsal farkındalık, katılım ve dönüşüm temalarını işlemektedir. Uzun vadede kamu yöneticisi olarak toplumsal faydayı yönetsel düzlemde artırmayı hedefleyen yazar, psikolojik bilgiyi herkes için erişilebilir ve anlamlı kılmayı amaçlayan disiplinlerarası bir yazı dili benimsemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar