Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sarılmak İstemeyen Çocuk: Bayramda Mahremiyet ve Sınırlar

Bayram ziyaretleri çoğu zaman sevgi, yakınlık ve aile bağlarının güçlendiği özel zamanlar olarak görülür. Büyüklerin ellerinin öpülmesi, sarılmalar, yanaklardan öpücükler ve uzun sohbetler bu kültürel atmosferin tanıdık parçalarıdır. Birçok aile için bayram, nesillerin bir araya geldiği ve sevginin açıkça ifade edildiği anlamlı bir zamandır. Ancak bu temasların çocuklar açısından her zaman aynı anlamı taşımayabileceğini hatırlamak gerekir.

Bir çocuk bazen sarılmak istemeyebilir, birini öpmek istemeyebilir veya sadece uzaktan selam vermek isteyebilir. Bu durum çoğu zaman yetişkinler tarafından geçici bir çekingenlik ya da utangaçlık olarak yorumlanır. Ardından çoğu zaman şu cümle duyulur: “Hadi git amcanı öp.” Çocuk tereddüt ettiğinde ise bu cümle biraz daha ısrarcı hale gelebilir. Çevredeki yetişkinler bunu çoğu zaman bir görgü kuralı olarak değerlendirir. Oysa bu küçük gibi görünen anlar, çocukların beden sınırlarını ve mahremiyet algılarını öğrenmeleri açısından oldukça önemlidir.

Burada mesele, çocukların kimseyle temas kurmaması değildir. Sarılmak, öpmek veya el ele tutuşmak ailede sevgi ve yakınlığın doğal bir ifadesidir. Önemli olan, bu temasın çocuğun isteğiyle gerçekleşmesidir. İstemediği bir davranışı yapmak zorunda kalması, çocuğun bedeni üzerindeki kontrol duygusunu zayıflatabilir ve ilerleyen yaşlarda sınır koyma becerilerini etkileyebilir.

Gelişim psikolojisi literatürüne göre bedensel özerklik, bireyin kendi bedeni üzerinde söz sahibi olduğunu fark etmesi ve sınırlarını ifade edebilmesidir. Erken yaşlardan itibaren bu beceriyi deneyimleyen çocuklar, hem sosyal hem duygusal gelişim açısından avantaj kazanır. Bir çocuğun “istemiyorum” demesi, sağlıklı psikolojik gelişimin doğal bir parçasıdır.

Bayram ziyaretlerinde yaşanan küçük zorlamalar çoğu zaman iyi niyetle yapılır. Kimse çocuğa zarar vermek istemez. Yetişkinler bunu bir saygı ve sevgi göstergesi olarak görürler. Ancak verilen mesaj önemlidir. Çocuk istemediği halde birini öpmek zorunda kaldığında, farkında olmadan şunu öğrenebilir: Büyükler istediğinde kendi sınırlarım ikinci planda kalabilir.

Bu nedenle ebeveynlerin ve diğer yetişkinlerin çocukların tepkilerini dikkatle gözlemlemesi gerekir. Bir çocuk sarılmak istemediğinde bunu saygısızlık olarak görmek yerine, sınır koymanın doğal bir davranış olduğunu kabul etmek önemlidir. Çocuk bazen sadece o an için mesafe koymak ister, bazen kalabalık ortamlar veya yabancı yüzler onu rahatsız edebilir. Bazen de çocuk, bayram ziyaretlerinin kalabalığı ve uzun süresi nedeniyle fiziksel temastan kaçınabilir; bu, tamamen gelişimsel bir durumdur ve çocuğun kişisel sınırlarını korumasına yardımcı olur.

Böyle durumlarda alternatif selamlaşma biçimleri sunmak mümkündür. El sallamak, gülümsemek, “iyi bayramlar” demek veya uzaktan selam vermek de sevgi gösterisinin bir biçimidir. Bu küçük alternatifler hem sosyal ilişkiyi korur hem de çocuğun sınırlarına saygı gösterildiğini hissetmesini sağlar. Aynı zamanda çocuğa, duygularını ifade etmenin normal ve kabul edilebilir olduğunu öğretir. Bu yaklaşım, çocuğun kendine güven duygusunu ve özerklik hissini güçlendirir.

Çocukların beden sınırlarına saygı göstermek yalnızca o anı kolaylaştırmakla kalmaz; uzun vadede önemli bir psikolojik kazanım sağlar. Kendi sınırlarının farkında olan ve bu sınırları ifade edebileceğini deneyimleyen çocuklar, ilerleyen yıllarda da ilişkilerinde daha sağlıklı sınırlar kurabilirler. “Hayır” diyebilmek, psikolojik dayanıklılığın ve sağlıklı ilişkilerin önemli bir bileşenidir.

Bayramlar kuşkusuz sevginin paylaşıldığı zamanlardır. Ancak sevgi, yalnızca karşılıklı ve gönüllü olduğunda gerçek anlamını bulur. Bir çocuğun sarılmak istememesi, sevgisiz olduğu anlamına gelmez; bu sadece kendi sınırlarını ifade etme biçimidir. Ebeveynlerin ve yetişkinlerin görevi, çocukların bu sınırlarını gözlemlemek ve desteklemektir. Böylece çocuklar hem güvenli hem de psikolojik olarak sağlıklı bir şekilde büyüyebilirler.

Özetle, bayramlarda çocuklara duyulan sevgi, onların kendi bedensel özerkliklerini deneyimlemelerine ve sınır koyabilme becerilerini geliştirmelerine uygun şekilde gösterilmelidir. Bu yaklaşım, hem çocukların duygusal güvenliğini sağlar hem de aile içi ilişkilerin sağlıklı ve saygılı bir biçimde sürdürülmesine katkıda bulunur.

Belki de bayram ziyaretlerinde kendimize sormamız gereken soru şudur: Sevgi gerçekten zorla gösterilebilir mi? Unutulmamalıdır ki, zorla yapılan sevgi gösterileri yalnızca çocuğun psikolojik sınırlarını zedeler, sevgiyi değil, sosyal baskıyı pekiştirir.

Kaynaklar

  • Baumrind, D. (1991). The Influence of Parenting Style on Adolescent Competence and Substance Use. Journal of Early Adolescence.

  • Kuczynski, L., & De Mol, J. (2015). Dialectical Models of Socialization. Developmental Psychology.

  • Grolnick, W. S., & Pomerantz, E. M. (2009). Issues and Challenges in Studying Parental Control: Toward a New Conceptualization. Child Development Perspectives.

  • Grusec, J. E., & Hastings, P. D. (2015). Handbook of Socialization. Guilford Press.

Fatime Konuş
Fatime Konuş
Fatime Konuş, psikoloji lisansını onur derecesiyle tamamlamıştır. Aile danışmanlığı sınavını başarıyla tamamlayarak uzmanlaşmıştır. Şu anda bir rehabilitasyon merkezinde psikolog olarak görev yapmakta ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Vizyon Kampı'nda gönüllü mentörlük yapmaktadır. Bireysel terapiye özel ilgi duyup özellikle yetişkinlerin yaşadığı psikolojik sorunlar üzerine çalışmalar yapmaktadır. “Sigara Bağımlılığının Dikkatsizlik ve Algı Bozukluğuyla İlişkisi”ni inceleyen TÜBİTAK projesi, Sosyal Beşeri ve İdari Bilimler Dergisi’nde yayımlanmıştır. Çeşitli dergi ve dijital platformlarda yazıları yayımlanmış, terapinin herkes için ulaşılabilir olması gerektiğine inanmaktadır. Yazılarında ruh sağlığı farkındalığını artırmayı ve psikolojik bilgiyi topluma sade dille aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar