Pazar, Ocak 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sadakat Çatışması ve Çocuk Ruh Sağlığı: Bağlanma, Kimlik ve Duygusal Regülasyon

Çocuklar dünyaya geldiklerinde yalnızca bir aileye değil, aynı zamanda o ailenin ilişkisel dinamiklerine de doğarlar. Sevgi, güven ve aidiyet ihtiyacı, çocuğun ruhsal gelişiminin temel yapı taşlarıdır. Ancak ebeveynler arasındaki çatışma, ayrılık ya da örtük gerilim durumlarında çocuk, farkında olmadan iki sevgi arasında kalabilir. Bu noktada ortaya çıkan sadakat çatışması, çocuğun duygusal dünyasında derin ve çoğu zaman sessiz izler bırakır.

Sadakat çatışması yaşayan çocuk, bir ebeveyne yakınlaşmanın diğerini inciteceği kaygısıyla hareket eder. Bu durum, çocuğun doğal bağlanma ihtiyacını bir seçim zorunluluğuna dönüştürür. Böylece kritik bir soru belirir: Çocuk, güvenli bağlanmayı mı seçecektir, yoksa sevdiği kişileri kaybetmemek adına kendi duygularından mı vazgeçecektir?

Sadakat Çatışmasının Psikodinamik Temelleri

Psikoloji literatüründe sadakat çatışması, özellikle boşanma, yüksek çatışmalı ebeveyn ilişkileri ve ebeveynin çocuğu duygusal olarak yanına çektiği durumlarda ele alınmaktadır. Araştırmalar, çocuğun kendini bir ebeveynin duygusal destekçisi gibi hissettiği durumlarda yoğun bir içsel bölünme yaşadığını göstermektedir.

Çocuk için anne ve baba yalnızca bakım veren figürler değil; aynı zamanda güven, kimlik ve aidiyetin kaynağıdır. Bu iki figür arasında kalmak, çocuğun ruhsal bütünlüğünü tehdit eder. Bir ebeveyne sadık kalmak, diğerine ihanet etmek gibi algılanabilir. Bu algı, çocuğun iç dünyasında suçluluk, kaygı ve bastırılmış öfke şeklinde kendini gösterebilir.

Sadakat çatışması çoğu zaman açık bir şekilde ifade edilmez. “Annen üzülmesin diye babamdan bahsetmiyorum” ya da “Babam kızmasın diye annemi savunmuyorum” gibi düşünceler, çocuğun içsel sessizliğini yansıtır. Bu sessizlik, zamanla duygusal regülasyon güçlüklerine zemin hazırlar.

Bağlanma ve Kimlik Gelişimi Üzerindeki Etkileri

Sadakat çatışması, çocuğun bağlanma stilini doğrudan etkileyen bir faktördür. Güvenli bağlanmanın temelinde, çocuğun bakım veren figürlerle çelişkisiz ve tutarlı bir ilişki kurabilmesi yer alır. Ancak ebeveynler arası çatışma durumunda çocuk, bağlanma ihtiyacını bastırmak zorunda kalabilir.

Bu bastırma, kimlik gelişimi üzerinde de belirgin izler bırakır. Çocuk, “Ben ne istiyorum?” sorusundan çok, “Kimi üzmemeliyim?” sorusuyla hareket etmeye başlar. Böylece benlik algısı, başkalarının duygularına göre şekillenir. İlerleyen yıllarda bu bireyler, kendi ihtiyaçlarını tanımakta ve ifade etmekte zorlanabilir.

Sadakat çatışması yaşayan çocuklarda, yetişkinlikte sık görülen temalar arasında aşırı uyum, sınır koyamama, ilişkilerde suçluluk ve yoğun sorumluluk duygusu yer alır. Çocuklukta çözülemeyen bu içsel bölünme, yetişkin ilişkilerinde tekrar eden bir örüntüye dönüşebilir.

Duygusal Regülasyon ve Sessiz Yükler

Çocuklar duygularını, çoğunlukla ebeveynlerinin sunduğu alan içinde düzenlemeyi öğrenirler. Sadakat çatışmasının yaşandığı ailelerde ise bu alan daralır. Çocuk, üzüntüsünü, öfkesini ya da özlemini ifade ettiğinde bir ebeveyni inciteceğini düşündüğü için duygularını bastırmayı tercih edebilir.

Bu bastırma kısa vadede uyum gibi görünse de uzun vadede duygusal regülasyon sorunlarına yol açabilir. Kaygı, somatik belirtiler, içe çekilme ya da ani öfke patlamaları, çoğu zaman ifade edilemeyen sadakat çatışmasının dolaylı yansımalarıdır.

Çocuğun taşıdığı bu sessiz yük, fark edilmediğinde içselleşir ve kişinin duygusal dünyasında kalıcı bir düzenleyiciye dönüşür.

Ebeveyn Sorumluluğu: Çocuğu Seçim Yapmak Zorunda Bırakmamak

Sadakat çatışmasının önlenmesinde en kritik nokta, ebeveynlerin çocuğu ilişkisel bir pozisyona yerleştirmemesidir. Çocuk, ebeveynlerin duygusal ihtiyaçlarını dengelemekle sorumlu değildir. Bir ebeveynin çocuğa diğer ebeveyni eleştirmesi, taraf tutmasını beklemesi ya da kendi yalnızlığını telafi edecek bir rol yüklemesi, çocuğun ruhsal yükünü ağırlaştırır.

Ebeveynlerin, çocuklarına her iki ebeveyni de sevebilme özgürlüğünü tanıması; çocuğun psikolojik bütünlüğünü koruyan en önemli faktörlerden biridir. Bu tutum, çocuğa güvenli bir içsel alan sunar.

Sonuç

Sadakat çatışması, çocuk ruh sağlığını derinden etkileyen ancak çoğu zaman görünmez kalan bir süreçtir. Çocuğun bağlanma biçimini, kimlik gelişimini ve duygusal regülasyon kapasitesini şekillendirir. Bu çatışma fark edilmediğinde, çocuklukta sessiz kalan yükler yetişkinlikte daha karmaşık ilişki sorunları olarak ortaya çıkabilir.

Gerçek koruyucu yaklaşım, çocuğu bir seçim yapmak zorunda bırakmamak ve onun duygusal dünyasına tarafsız bir alan açabilmektir. Çünkü bir çocuk için en güvenli zemin, sevginin bölünmek zorunda olmadığı bir dünyada büyüyebilmektir.

Beste Döğer
Beste Döğer
Beste Döğer, klinik psikolog ve psikolojik danışmandır. Lisans eğitimini İstanbul Gelişim Üniversitesi Psikoloji bölümünde onur öğrencisi olarak tamamlayan Döğer, pedagojik formasyon programını da başarıyla bitirmiştir. Klinik psikoloji yüksek lisansını İstanbul Kent Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır. Klinik pratiğinde ergen ve yetişkinlerle çalışan Döğer; Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi, Oyun Terapisi gibi birçok alanda eğitim almış; MMPI ve çocuk değerlendirme testleri gibi ölçme araçlarının uygulayıcısı olmuştur. Özellikle ilişki sorunları, ayrılık- karar süreçleri ve bireysel güçlenme konularına odaklanmaktadır. Bugün kendi ofisinde aktif olarak danışan gören Döğer, yazdığı yazılarla ruh sağlığı alanındaki bilgi birikimini toplumla paylaşmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar