Küçük şeylerle mutlu olanlardan küçük şeyler esirgenir, hiçbir şeyle yetinemeyenlerin önüne dünyalar serilir.
Hayatımızın büyük bir kısmını ilişkilerimiz kaplamaktadır. Aile, arkadaşlar, romantik partnerler ve belki çok yakın bir bağımız olmasa dahi ilişki kurduğumuz insanlar… İnsan ilişkilerimiz yaşantımız üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Hissettiğimiz duygular, yaşadığımız durumlara yönelttiğimiz tepkiler, sahip olduğumuz düşünceler; çoğu zaman ilişkilerimiz ve çevremiz dolayısıyla ortaya çıkmaktadır.
Her ilişkinin kendi içinde belli bir dinamiği vardır. Zaman zaman ilişki dinamiğindeki bu roller karşılıklı olarak yer değiştirebilir. Alttan almak, savunmaya geçmek, plan yapmak, uyum sağlamak, fedakârlık yapmak, özür dilemek… Bireylerin ilişkilerinde yeri geldiği zaman üstlenebilecekleri durumlardır.
İlişki dinamiğine bağlı olarak bazı roller farkında olmadan tek bir kişiye yüklenebilir. Kimi zaman kişi bir rolü isteyerek alırken kimi zaman ise bilinçsizce üstlenmiş olabilir. Bir tarafın hep alttan aldığı bir ilişki durumunda karşı taraf da buna uyum sağlayarak daha çok üstüne gitmeye başlayabilmektedir. İlişki içerisindeki bu tür dinamikler bazen farkındalıkla bazen de farkında olmadan yürütülebilir.
İnsan ilişkilerindeki sıkça gözlemlenebilen bu şekildeki örüntüler, bir tür tahterevalli oyunu gibidir. İlişkinin iki farklı tarafı da aynı anda yukarıda veya aşağıda olamayacağı için zaman zaman yer değiştirmeleri gerekmektedir. Fakat hep aynı taraf aşağıda veya yukarıda olursa durum bir oyundan daha çok yorucu ve sıkıcı bir hâle gelebilir.
İlişkilerde Uyumlu/Uyumsuz Biri Olmak
Aile içinde, arkadaş gruplarında ya da romantik ilişkilerde de çoğu zaman en fazla ilgi gören ve üstüne düşülen kişinin; aslında ilişkideki en memnuniyetsiz kişi olduğu fark edilebilir. Zor memnun olan, genellikle kolay mutlu edilemeyen, sık sık eleştiren ya da rahatsızlığını ve olumsuzlukları sürekli dile getiren kişiler; çoğu zaman çevresindekilerin daha fazla çaba göstermesine neden olur.
Bu tür kişilere karşılık küçük düşüncelerle mutlu olabilen, olumsuzluklara karşı anlayışlı davranabilen ve eleştirmektense uyumlu davranmayı seçen kişiler ise çoğu zaman çok daha az çabayla ilgi görebilir. Tıpkı yapbozda uyumsuz bir parçanın hemen göze çarpması gibi, insan ilişkilerinde de uyumsuzluk çoğu zaman uyumludan daha hızlı fark edilir ve daha fazla dikkat çeker.
Adaletsiz görünen bu durum, ilk bakışta anlamsız gelse de insan psikolojisi açısından bazı mekanizmalarla açıklanabilmektedir. İnsan zihninin olumsuzluklara daha fazla odaklanması, çevresi tarafından onaylanma ihtiyacı, sosyal ilişkilerde dengeyi koruma isteği, zor elde edilen şeylere daha fazla değer atfetmesi ve emek verilen şeylere daha fazla anlam yüklemesi eğilimi bu dinamiğin ortaya çıkmasında önemli rol oynamaktadır.
Başka bir deyişle, insanlar çoğu zaman ilişkilerinde farkında olmadan “nabza göre şerbet” deyimini uygulayarak ilişkilerini sürdürmeye, gerginliği azaltmaya ve uyumu sağlamaya çalışmaktadır.
Azla Yetinenlere Az, Asla Yetinemeyenlere Çok
Psikolojide olumsuzluk yanlılığı olarak bilinen eğilime göre, insanlar olumlu deneyimlerden daha çok olumsuz deneyimlere dikkat etmeye ve onları daha güçlü hatırlamaya yatkındır. Evrimsel açıdan bakıldığında bu durum, aynı zamanda bireylerin kendilerini tehlikelerden korumasını ve hayatta kalmasını sağlamaktadır. Tehlikeleri fark etmek ve hayatta kalmak için olumsuzluklara odaklanmak faydalı bir özellik olarak geliştirilmiş olabilmektedir. Ancak bu özellik günümüzde toplum içinde ve günlük yaşantımızda da kendisini gösterebilmektedir.
Sosyal ilişkilerimizde bir grup içerisinde herkes mutlu ve memnun görünüyorken bir kişinin memnuniyetsizliği dahilinde tüm dikkat o kişiye yönelebilir. Böylece grubun enerjisi, ilgisi ve çabası doğal olarak en çok sorun yaşayan kişiye aktarılır. Çünkü insanlar genellikle içinde bulundukları ilişkilerde uyumu sürdürmeye çalışırlar. Bu yüzden farkında olmadan en fazla rahatsızlık yaratan kişi, grubun odağı hâline gelebilir.
Bu durumun altında yatan bir başka psikolojik mekanizma ise kıtlık etkisi olarak ele alınır. İnsanlar zor elde edilen, emek verilen ve nadiren görülen şeylere daha fazla değer atfetme eğilimindedir. Böylece zor memnun olan bireyin mutluluğu, takdiri ve memnuniyeti nadir gerçekleştiğinden daha önemli algılanabilir. İnsanlar o kişinin onayını almak için fark etmeden daha büyük bir istek duyabilir ve çabalayabilir.
Kolay memnun edilebilen, olumsuzluklara karşı anlayışlı ve insanları uğraştırmamaya gayret ettiği için azla yetinebilen kişilerin onayı ise zaten “beklenen” bir durum olarak görülür ve bu yüzden çoğu zaman aynı değer ile çaba onlara gösterilmez. Uyumlu kişiler, ilişkilerde üstlendikleri roller ve sorunsuz olma özellikleri ile çoğu zaman görünmez hale gelebilirler. Bu durum uyumlu olmanın değersiz olduğu anlamına gelmez; ancak ilişkilerdeki dengesizliğin anlaşılması ve bireylerin rollerini farkında olmadan üzerine yıkılan bir yük olarak değil, bilinçli bir istekle üstlenebilmesi açısından önemlidir.
Sağlıklı ilişkiler yalnızca sorunları çözerek ve olumsuzluklara düzeltmeye odaklanarak değil; aynı zamanda olumlu yanların değerini bilerek, görünmeyen emeği ve anlayışı fark ederek de güçlenir. Mesele her zaman uyumlu veya her zaman uyumsuz özelliklerde olmak değil; zaman zaman ikisini de olabilen, birbirilerinin sınırlarına ve düşüncelerine saygı duyabilen kişiler olmaktadır.
Gerçek bir sağlıklı ilişki içinde denge, yalnızca memnuniyetsizliklere odaklanmakla değil; aynı zamanda sürdürülen uyumun da takdir edilmesiyle yürütülebilir. Çünkü nasılsa hep orada diye değeri bilinmeyen her şey bir gün yok olur.


