Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2017-2018 eğitim öğretim yılıyla uygulanmaya başlanan Liseye Geçiş Sınavı (LGS) sistemi, sadece öğrencileri değil, velileri de psikolojik olarak derinden etkilediği inkar edilemez bir gerçek. Zorunlu bir sınav olmamasına rağmen nitelikli liselere geçişte temel ölçüt olması hem öğrenciler hem de ebeveynler için güçlüklerle dolu bir seneyi beraberinde getiriyor. Nitelikli bir lise, çoğu zaman iyi bir üniversiteye giden yolun ilk adımı olarak görülüyor. Sınava giren öğrencilerin, YKS düzenindeki gibi “mezuna bırakma” gibi tekrar deneme şansı bulunmadığı için öğrenci ve veliler bu tek bir hakkı iyi kullanma konusunda zaman baskısı altında kalmış durumda. Sınav, öğrencinin tüm potansiyelini ölçmese de sürecin nasıl geçirildiği, aile içi iletişimi ve çocuğun kendine inancını şekillendiriyor.
Sistemi Öğrenmek
Ergenlik çağındaki öğrenciler, kaygılarını ve öfkelerini çoğu zaman ebeveynlerine yansıtır. Ebeveynler ise, “Bizim zamanımızda böyle miydi sanki?” diye iç geçirirken, ne yapacaklarını bilemedikleri bir döneme adım atarlar. Derler ki: “Suya hiç girmemiş bir insan çocuğuna yüzme öğretemez.” Çocuğunu anlamak isteyen veli, öncelikle LGS sistemini iyi bilmeli, anlamalı ve desteğini sistemin getirileri çerçevesinde sağlamalıdır.
Çocuğunun nelerle karşılaşacağını, hangi seçeneklere göre hareket edebileceğini bilmek; yıl içinde hem ebeveyni hem de öğrenciyi plansızlıktan ve süreç içinde kaybolmaktan kurtarır. Hedefleri birlikte belirlemek, süreci planlı ve bilinçli yürütmek, evdeki stresi azaltır ve tüm aileye bir yön haritası sunar.
Fedakarlık
LGS velisinin unutmaması gereken en önemli şey, bu dönemin fedakârlık gerektirdiğidir. Evin içinde ders çalışma ortamı sağlanmalı, düzen bozulmamalıdır. Çocuğun yaşı gereği evde yalnız kalmasını istemeyen ebeveynler, her gittikleri yere çocuklarını da götürdüklerinde öğrencinin çalışma disiplini dağılabilir. Evde kalan çocukların da akıllarının şu anda dışarıda olan aile üyelerinde kalabileceğini de unutmamak gerek. Bu da bize gösteriyor ki: LGS süreci, sadece öğrencinin değil velinin de kendi planına dikkat etmesi gereken bir dönem.
Velinin çocuğa olumsuz duygularını yansıtmaması da çok büyük önem taşır. Birkaç ay sürecek bu fedakârlık, çocuğunun dört yıl boyunca istediği liseye gittiğini gördüğünde, velinin kendi kendine “İyi ki yapmışım.” diyeceği bir mutluluğa dönüşecek.
Kaygı Bulaşıcıdır
Ebeveynin içindeki kaygı, beklenti, umut ve yorgunluk; ebeveyn bunun farkına varamadan çocuğu etkiler. Evdeki bir aile üyesinin grip olup diğerlerine istemeden de olsa bulaştırması durumunda olduğu gibi negatif düşünceler ve kaygılı ruh hali çocuğa geçer. Öğrencinin gerçek potansiyelini açığa çıkarmasının önünde duran en büyük engelin kaygı olduğunu kabul edelim. “Çocuğuma verdiğim emek LGS’de karşılığını bulacak mı?” sorusu doğal olsa da, bu duygular kontrolsüz biçimde yansıtıldığında öğrenciyi olumsuz etkiler. Velinin stresten elleri titrediğini gören öğrencinin tüm vücuduna kaygı yayılır. Çocuk, ebeveynin yüz ifadesinden, ses tonundan, hatta adımlarından duygusal tonunu okur. LGS bir maratonsa, sonucu sadece koşucu değil, destek ekibinin de ruh hali de belirler. Kısacası velinin duygusal dengesi, öğrencinin başarısına yansıyabilmektedir.
Kontrol Sağlamak
Aşırı kontrol, çocuğun sorumluluk duygusunu törpüler ve ebeveyni yorar. Aşırı kontrolsüzlük ise çocuğun yönünü kaybetmesine neden olur. Ergenlik ve çocukluk arasında sıkışmış, gel-git yaşayabilen öğrencilerin üzerinde kontrol sağlamak elbette veli için de zorlayıcı olacaktır. Anlayışlı yaklaşıp çocuğun o an gerçekten neye ihtiyacı olduğunu iyi gözlemlemek gerekir. Dengeli bir tutum sağlamak bu dönemde her zamankinden daha kritik bir önem taşır. Kahvaltıda “Sınav önemli değil.” deyip akşam yemeğinde “Bugün az soru çözmüşsün.” demek tutarsız bir durum oluşturur. Tutarsızlık çocuğu zor dönemden geçerken bir de velisinin tepkisini ölçemediği için strese sokarken tutarlılık, çocuğun kaygısını azaltır ve ebeveyn-çocuk güvenini güçlendirir.
Öğrenciye, “Senin yanındayım, süreci birlikte atlatacağız ama sınava senin yerine ben girmeyeceğim.” mesajı verilmelidir. Sınava yanında girip başında durarak “Bak bu soruya dikkat et, şu sorunu optiğe işaretlemedin, o soruda çıkarılamaz diyor.” diye uyarıda bulunamayacağınız için evde çözdüğü denemelerde de deneme anında müdahalede bulunmayın. Deneme sonrasında yol gösterici olun. Denemeyi prova olarak görün, bırakın öğrenci burada da öğrensin, sınavda ne yapması gerektiğine dair kendi mental notlarını alsın. Denemede hatalarını yapsın ki bunlardan ders çıkarıp asıl sınavda aynı hatalara düşmesin.
Sonuç
LGS hazırlık yılı, sadece öğrenciler için değil, veliler için de zorlu bir süreç. Bu süreçte veli-öğrenci arasında güvenli sınırlar oluşturulması, karşılıklı anlayışlı bir iletişim kurabilmek ve hem öğrencinin hem de velinin kendi iç duygusal dengesini sağlamak için çabalaması, iki tarafın da psikolojisini, ev içi atmosferi belirler. Dönemin getirdiği zorlukları sağlıklı atlatmak, aile içi iletişim ve güvenin inşasındaki yeri büyüktür.


