Pazar, Mayıs 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İyi Olanı Unutup Kötüyü Hatırlamak: Beynin “Negatif” Oyunu

Bir sabah güzel bir haberle uyanırsınız, birkaç saat sonra bir eleştiri alırsınız ve günün kalanında aklınızda sadece o olumsuz eleştiri kalır. Neden? Hayatımızda deneyimlediğimiz olumsuz olaylar neden bu kadar derin izler bırakır? Başarısız olduğumuz bir durum neden pozitif olanlardan daha çok zihinde yer edinir? İşte tüm bu soruların yanıtı, bilişsel psikoloji alanında önemli bir kavram olan negatiflik yanlılığı (negativity bias) ile ilgilidir.

Bu yanlılık, insan zihninin olumsuz bilgilere daha çok dikkat verme ve bu bilgileri daha kolay hatırlama eğilimidir. Daha basit bir ifade ile, kötü olaylar ve olumsuz deneyimler zihnimizde daha derin izler bırakır. Üstelik bu durum yalnızca duygusal etkilerle sınırlı değil. Öğrenme, karar verme ve hafıza süreçlerimizi de önemli ölçüde etkiler.

Bu eğilimin temelinde aslında evrim teorisi yatar. Bu teoriye göre olumsuzluk eğilimi, evrimsel olarak hayatta kalmamıza yardımcı olmuştur. Örneğin tehlikeli bir durumu görmezden gelmek ölümcül olaylara yol açabileceği için, negatif olaylara karşı daha hassas oluşumuz evrimsel avantaj sağlamıştır (Bratslavsky et al., 2001).

Karar Verme Süreçleri Üzerindeki Etkisi
Negatife olan yanlılık, bireylerin risk algılarını abartmalarına ve kayıpları kazançlardan daha önemli görmelerine neden olur. Kahneman ve Tversky’nin (1984) ünlü araştırmasında, insanların 50$ kaybetmeye verdiği tepkinin, 50$ kazanmak kadar yoğun olduğu görülmüştür. Molins ve arkadaşlarının (2022) yaptığı çalışmada ise, negatif bilgilerin karar verme sürecinde bireyleri daha temkinli ve kayıp odaklı hale getirdiği gözlemlenmiştir. Bu durum, bireylerin tamamen mantıklı olmasa bile güvenlik arayışına dayalı kararlar vermelerine zemin hazırlar.

Bellek Süreçlerinde Negatifliğin Gücü
Negatiflik yanlılığı, zihnimizde daha yoğun ve kalıcı izler bırakan olumsuz anıların oluşmasına neden olur. Robinson-Riegler & Winton (1996), negatif bilgilerin daha ayrıntılı işlendiğini ve daha net hatırlandığını belirtmiştir. Kark’ın (2020) fMRI çalışması ise, olumsuz uyarıcıların hafızada güçlü izler bıraktığını ve 24 saat sonra bile yeniden aktive olabildiğini ortaya koymuştur. Bu da günlük yaşantımızda neyi nasıl algıladığımızı derinden etkiler.

Gelişimsel Değişim
Olumsuzluk eğilimi, doğumdan kısa bir süre sonra bile kendini gösterir; bebekler negatif yüz ifadelerine daha fazla odaklanır (Farroni et al., 2007). Ergenlikte bu hassasiyet artar, duygusal dalgalanmalar yoğunlaşır. Ancak bu tablo zamanla değişir. Gençler sosyal içerikli negatif görselleri daha iyi hatırlarken, yaşlılar pozitif görselleri hafızalarında daha iyi tutabilmişlerdir (Hess et al., 2013). Bu da yaşla birlikte zihinde “pozitiflik etkisi”nin geliştiğini düşündürür.

Günlük Hayata Yansımaları
Negatiflik yanlılığı” yalnızca bireysel değil kolektif ilişkileri de etkiler. Romantik ilişkilerde, olumlu anılar kısa vadede etkili olurken, olumsuz anılar daha kalıcı izler bırakır (Huston & Vangelisti, 1991). Bu tarz anılar pozitif olanları gölgede bırakabileceği için tek bir olumsuz olayın ilişki üzerindeki etkisi diğer olaylara göre daha fazla olabilir.

Ne Yapmalı?
Olumsuzluk eğilimi, her ne kadar evrimsel olarak koruyucu bir rol oynasa da günümüz dünyasında aşırıya kaçtığı takdirde tehlikeli hale gelebilir. Bu yüzden, olumsuz bilgiye karşı farkındalık geliştirmek, pozitif anıları bilinçli olarak hatırlamak ve dikkatle işlemek, zihinsel dayanıklılığı artırmanın yollarından biridir.

Joseph LeDoux’un “The Emotional Brain” ve Daniel Kahneman’ın “Thinking, Fast and Slow” adlı kitapları, bu konuda hem nörobilimsel hem de bilişsel psikoloji açısından kapsamlı bilgiler sunar. Negatiflik yanlılığına karşı farkındalık kazanmak ve zihinsel işleyişi daha iyi anlamak isterseniz bu kaynaklara başvurabilirsiniz. Unutmayın ki hafıza bizi korumak için kötüyü saklar, biz ise iyiyi hatırlayarak iyileşiriz.

KAYNAKÇA

Bratslavsky, R. F., Finkenauer, C., & Vohs, K. D. (2001). Bad Is Stronger Than Good. Review of General Psychology, 5(4), 323–370.

Kahneman, D., & Tversky, A. (1984). Choices, values, and frames. American Psychologist, 341–350.

Molins, F., Martínez-Tomás, C., & Serrano, M. Á. (2022). Implicit Negativity Bias Leads to Greater Loss Aversion and Learning during Decision-Making. Int. J. Environ. Res. Public Health, 19(24). doi: https://doi.org/10.3390/ijerph192417037

Robinson-Riegler, G. L., & Winton, W. M. (1996). The Role of Conscious Recollection in Recognition of Affective Material: Evidence for Positive-Negative Asymmetry. Journal of General Psychology, 123, 93–104. doi: https://doi.org/10.1080/00221309.1996.9921263

Farroni, T., Menon, E., Rigato, S., & Johnson, M. H. (2007). The perception of facial expressions in newborns. The European Journal of Developmental Psychology, 2–13. doi: https://10.1080/17405620601046832

Hess, T. M., Popham, L. E., Dennis, P. A., & Emery, L. (2013). Information Content Moderates Positivity and Negativity Biases in Memory. Psychology and Aging, 28(3), 853–863. doi: https://doi.org/10.1037/a0031440

Huston, T. L., & Vangelisti, A. L. (1991). Socioemotional Behavior and Satisfaction in Marital Relationships: A Longitudinal Study. Journal of Personality and Social Psychology, 721–733.

Aleyna Sinem Göç
Aleyna Sinem Göç
Aleyna Sinem Göç, psikoloji lisans eğitimini tamamlamış, yüksek lisans sürecine devam eden bir psikologdur. Psikolojiyi yalnızca akademik bir alan değil, hayatın her alanına temas eden bir mercek olarak görmektedir. "Beyin Atlası" adlı podcast serisinde, psikolojiyi bilimsel temelden koparmadan, herkesin anlayabileceği bir dille anlatmayı hedeflemektedir. Yazmak, onun için yalnızca bir ifade biçimi değil; içsel yolculuğunun, merakının ve anlam arayışının en güçlü aracıdır. Yazarlığı, bilgi sunmanın ötesinde; duygularını, sorgularını ve öğrendiklerini okurla paylaşarak kalıcı bağlar kurmanın bir yolu olarak görür. Araştırma yapmayı zihinsel bir keşif olarak değerlendiren Göç, Psychology Times’ta yazmayı bu keşfi kelimelere dökebilmenin ve okurun iç dünyasına ulaşabilmenin eşsiz bir yolu olarak görmektedir. İlerleyen yıllarda, psikoloji alanında hem akademik hem de toplumsal etki yaratan bir isim olmayı; bilimsel bilgiyi geniş kitlelere ulaştırmayı ve kendi uzmanlık alanında mentorluk yapmayı hedeflemektedir. Yazı, ses ve araştırmanın birleştiği her alanda üretmeye ve ilham vermeye devam etmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar