“Uslu kız ol.” “Abine cevap verme.” “Misafir varken sus.”
Birçok kadın için bu cümleler yalnızca çocukluk anıları değildir; yetişkinlikte de davranışları yönlendiren içsel bir sese dönüşür. Bu ses çoğu zaman nazik, uyumlu ve kabul edilebilir olmayı salık verir. Peki “iyi kız” olmak gerçekten bir kişilik özelliği midir, yoksa toplumsal cinsiyet rolleri tarafından şekillendirilmiş bir kimlik mi?
Toplumsal Cinsiyetin Sessiz Eğitimi
Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkeklere atfedilen davranış kalıplarını kültürel olarak üretir ve yeniden üretir. Kadınlara atfedilen özellikler sıklıkla şefkat, uyum, fedakârlık ve çatışmadan kaçınma ile ilişkilidir. Erkeklere atfedilen roller ise atılganlık, liderlik ve talepkârlık üzerinden tanımlanır.
Alice Eagly’nin sosyal rol kuramı çerçevesinde, bireyler toplumun kendilerinden beklediği rolleri içselleştirir ve bu roller zamanla kişilik özellikleri gibi algılanmaya başlar (Eagly, 1987). Bu içselleştirme süreci, özellikle kız çocuklarının “iyi”, “uslu” ve “sorun çıkarmayan” bireyler olmaya yönlendirilmesiyle belirginleşir.
Sandra Bem’in toplumsal cinsiyet şeması kuramı ise çocukların kültürel cinsiyet normlarını bilişsel şemalar aracılığıyla yapılandırdığını ve davranışlarını bu şemalara göre düzenlediğini öne sürer (Bem, 1981). Böylece “iyi kızlık” yalnızca öğrenilen bir davranış değil, kimliğin merkezine yerleşen bir yapı hâline gelebilir.
İyi Kız Sendromu Nedir?
“İyi kız sendromu” klinik bir tanı değildir; ancak psikolojik literatürde onay arayışı, sınır koyma güçlüğü ve çatışmadan kaçınma örüntüleriyle ilişkilendirilir. Bu örüntü, özellikle sevgi ve kabulün koşullu deneyimlendiği aile ortamlarında daha sık görülür.
Carl Rogers’ın koşullu kabul kavramı burada önemlidir. Rogers’a göre birey, sevginin belirli davranışlara bağlı olduğu ortamlarda “koşullu değer” geliştirir ve gerçek benliğinden uzaklaşabilir (Rogers, 1959). “İyi kız” kimliği de çoğu zaman bu koşullu değerin bir uzantısıdır: Sevilmek için uyumlu olmak gerekir.
Psikolojik Bedel: Bastırılmış Öfke ve Görünmeyen Tükenmişlik
İyi kız olmak, çoğu zaman “sorun çıkarmamak” anlamına gelir. Ancak bastırılan her duygu bir yerde kendini gösterir.
Özellikle kadınlarda öfkenin bastırılması, somatizasyon ve tükenmişlik belirtileriyle ilişkilendirilmektadir (Jack, 1991). Dana Crowley Jack’in “self-silencing” (kendini susturma) kavramı, kadınların ilişkiyi sürdürmek adına kendi ihtiyaçlarını geri plana atma eğilimini açıklar. Bu durum, depresif belirtilerle anlamlı biçimde ilişkilidir.
Terapötik süreçlerde sık karşılaşılan bir örüntü şudur: Danışan sınır koyduktan sonra rahatlamak yerine yoğun suçluluk hisseder. Çünkü içselleştirilmiş iyi kız şeması, “hayır” demeyi bencillikle eşleştirmiştir.
Çifte Yük: Hem Güçlü Hem Uyumlu Olmak
Modern dünyada kadınlardan beklenen rol daha da karmaşık hâle gelmiştir. Kadın hem başarılı hem mütevazı, hem lider hem yumuşak, hem güçlü hem kırılgan olmamalıdır. Bu çelişkili beklentiler, psikolojide “çifte bağ” (double bind) olarak tanımlanan durumu hatırlatır (Bateson et al., 1956).
Kadın iddialı olduğunda “fazla hırslı”, geri çekildiğinde “yetersiz” olarak etiketlenebilir. Bu durum, özdeğer algısı üzerinde baskı yaratarak bu algıyı dış onaya bağımlı hâle getirebilir.
8 Mart’a Dair Bir Not
8 Mart, kadınların hak mücadelesini ve görünmeyen emeğini hatırlama günüdür. Ancak belki de bugün aynı zamanda şu soruyu sormanın günüdür:
“İyi kız olmasaydım kim olurdum?”
Sınır koymak saygısızlık değildir. Öfke yıkıcı değil, yön göstericidir. Hayır demek sevgiyi bitirmez. İyi kız olmak zorunda değiliz. İyi hissetmek zorundayız.
Kaynakça
Bateson, G., Jackson, D. D., Haley, J., & Weakland, J. (1956). Toward a theory of schizophrenia. Behavioral Science, 1(4), 251–264. Bem, S. L. (1981). Gender schema theory: A cognitive account of sex typing. Psychological Review, 88(4), 354–364. Eagly, A. H. (1987). Sex Differences in Social Behavior: A Social Role Interpretation. Erlbaum. Jack, D. C. (1991). Silencing the Self: Women and Depression. Harvard University Press. Rogers, C. R. (1959). A theory of therapy, personality, and interpersonal relationships. In S. Koch (Ed.), Psychology: A study of a science (Vol. 3). McGraw-Hill.


