Cumartesi, Nisan 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İyi Kız Sendromunun Toplumsal Cinsiyetle İmtihanı

“Uslu kız ol.” “Abine cevap verme.” “Misafir varken sus.”

Birçok kadın için bu cümleler yalnızca çocukluk anıları değildir; yetişkinlikte de davranışları yönlendiren içsel bir sese dönüşür. Bu ses çoğu zaman nazik, uyumlu ve kabul edilebilir olmayı salık verir. Peki “iyi kız” olmak gerçekten bir kişilik özelliği midir, yoksa toplumsal cinsiyet rolleri tarafından şekillendirilmiş bir kimlik mi?

Toplumsal Cinsiyetin Sessiz Eğitimi

Toplumsal cinsiyet rolleri, kadın ve erkeklere atfedilen davranış kalıplarını kültürel olarak üretir ve yeniden üretir. Kadınlara atfedilen özellikler sıklıkla şefkat, uyum, fedakârlık ve çatışmadan kaçınma ile ilişkilidir. Erkeklere atfedilen roller ise atılganlık, liderlik ve talepkârlık üzerinden tanımlanır.

Alice Eagly’nin sosyal rol kuramı çerçevesinde, bireyler toplumun kendilerinden beklediği rolleri içselleştirir ve bu roller zamanla kişilik özellikleri gibi algılanmaya başlar (Eagly, 1987). Bu içselleştirme süreci, özellikle kız çocuklarının “iyi”, “uslu” ve “sorun çıkarmayan” bireyler olmaya yönlendirilmesiyle belirginleşir.

Sandra Bem’in toplumsal cinsiyet şeması kuramı ise çocukların kültürel cinsiyet normlarını bilişsel şemalar aracılığıyla yapılandırdığını ve davranışlarını bu şemalara göre düzenlediğini öne sürer (Bem, 1981). Böylece “iyi kızlık” yalnızca öğrenilen bir davranış değil, kimliğin merkezine yerleşen bir yapı hâline gelebilir.

İyi Kız Sendromu Nedir?

“İyi kız sendromu” klinik bir tanı değildir; ancak psikolojik literatürde onay arayışı, sınır koyma güçlüğü ve çatışmadan kaçınma örüntüleriyle ilişkilendirilir. Bu örüntü, özellikle sevgi ve kabulün koşullu deneyimlendiği aile ortamlarında daha sık görülür.

Carl Rogers’ın koşullu kabul kavramı burada önemlidir. Rogers’a göre birey, sevginin belirli davranışlara bağlı olduğu ortamlarda “koşullu değer” geliştirir ve gerçek benliğinden uzaklaşabilir (Rogers, 1959). “İyi kız” kimliği de çoğu zaman bu koşullu değerin bir uzantısıdır: Sevilmek için uyumlu olmak gerekir.

Psikolojik Bedel: Bastırılmış Öfke ve Görünmeyen Tükenmişlik

İyi kız olmak, çoğu zaman “sorun çıkarmamak” anlamına gelir. Ancak bastırılan her duygu bir yerde kendini gösterir.

Özellikle kadınlarda öfkenin bastırılması, somatizasyon ve tükenmişlik belirtileriyle ilişkilendirilmektadir (Jack, 1991). Dana Crowley Jack’in “self-silencing” (kendini susturma) kavramı, kadınların ilişkiyi sürdürmek adına kendi ihtiyaçlarını geri plana atma eğilimini açıklar. Bu durum, depresif belirtilerle anlamlı biçimde ilişkilidir.

Terapötik süreçlerde sık karşılaşılan bir örüntü şudur: Danışan sınır koyduktan sonra rahatlamak yerine yoğun suçluluk hisseder. Çünkü içselleştirilmiş iyi kız şeması, “hayır” demeyi bencillikle eşleştirmiştir.

Çifte Yük: Hem Güçlü Hem Uyumlu Olmak

Modern dünyada kadınlardan beklenen rol daha da karmaşık hâle gelmiştir. Kadın hem başarılı hem mütevazı, hem lider hem yumuşak, hem güçlü hem kırılgan olmamalıdır. Bu çelişkili beklentiler, psikolojide “çifte bağ” (double bind) olarak tanımlanan durumu hatırlatır (Bateson et al., 1956).

Kadın iddialı olduğunda “fazla hırslı”, geri çekildiğinde “yetersiz” olarak etiketlenebilir. Bu durum, özdeğer algısı üzerinde baskı yaratarak bu algıyı dış onaya bağımlı hâle getirebilir.

8 Mart’a Dair Bir Not

8 Mart, kadınların hak mücadelesini ve görünmeyen emeğini hatırlama günüdür. Ancak belki de bugün aynı zamanda şu soruyu sormanın günüdür:

“İyi kız olmasaydım kim olurdum?”

Sınır koymak saygısızlık değildir. Öfke yıkıcı değil, yön göstericidir. Hayır demek sevgiyi bitirmez. İyi kız olmak zorunda değiliz. İyi hissetmek zorundayız.

Kaynakça

Bateson, G., Jackson, D. D., Haley, J., & Weakland, J. (1956). Toward a theory of schizophrenia. Behavioral Science, 1(4), 251–264. Bem, S. L. (1981). Gender schema theory: A cognitive account of sex typing. Psychological Review, 88(4), 354–364. Eagly, A. H. (1987). Sex Differences in Social Behavior: A Social Role Interpretation. Erlbaum. Jack, D. C. (1991). Silencing the Self: Women and Depression. Harvard University Press. Rogers, C. R. (1959). A theory of therapy, personality, and interpersonal relationships. In S. Koch (Ed.), Psychology: A study of a science (Vol. 3). McGraw-Hill.

Kevser Sağlam
Kevser Sağlam
Kevser Sağlam, psikoloji lisans eğitimini başarıyla tamamlamış, klinik psikoloji yüksek lisans eğitimine devam eden bir psikologdur. Akademik ve mesleki çalışmalarını çocuk, ergen ve özellikle kadınlarla yürütmeye odaklamıştır. Oyun terapisi, psikolojik değerlendirme ve danışmanlık süreçlerinde aktif rol almıştır. Rehabilitasyon merkezleri, psikiyatri klinikleri ve kamu kurumlarında edindiği gönüllü ve profesyonel deneyimler sayesinde; korunmaya muhtaç çocuklar, özel gereksinimli bireyler ve kadınlarla çok yönlü çalışmalar yürütmüştür. Kadınlara yönelik psikososyal destek alanlarında gönüllü çalışmalara katılmış; toplumsal duyarlılığı yüksek saha deneyimleri edinmiştir. Çalışmalarında Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ekolünü benimseyen Kevser Sağlam, bireyin yaşantısıyla temas kurmasını, psikolojik esneklik geliştirmesini ve değerler doğrultusunda anlamlı bir yaşam inşa etmesini merkeze alır. Özellikle kadınların yaşam döngüsü içinde karşılaştığı baskılar, roller ve içsel çatışmalarla çalışırken, güçlendirici ve bütüncül bir yaklaşımı esas alır. Sanatın iyileştirici gücüne duyduğu ilgi doğrultusunda sanat terapisine özel bir yakınlık duyan Sağlam; duyguların söze dökülemediği alanlarda yaratıcı ifade biçimlerinin dönüştürücü etkisini önemser. Bu yaklaşımı özellikle kadınlarla yürütülen çalışmalarda güvenli alan oluşturmanın önemli bir aracı olarak görmektedir. Akademik ilgi alanları arasında kadın psikolojisi, psikolojik esneklik, toplumsal rollerin ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve bireyin yaşamın kaçınılmaz gerçekleriyle kurduğu ilişki yer almaktadır. Mesleki gelişimini sürekli eğitimler, seminerler ve gönüllü çalışmalarla destekleyen Sağlam, psikolojiyi yalnızca bir meslek değil; toplumsal bağlamı olan, dönüştürücü bir iyileşme alanı olarak ele almaktadır. Yazılarında psikolojiyi bilimsel temellerini koruyarak; sade, derinlikli ve yaşamla temas eden bir dille okuyucuya aktarmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar