Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişki Travmaları: Tekrarlayan İlişki Döngüleri

Yakın çevremizde ya da belki kendi ilişkilerimizde, belirli kalıpların tekrar ettiğine tanık olmuş olabiliriz. Hep benzer türde partnerlere yönelen, benzer hayal kırıklıkları yaşayan ya da ilişkiler ilerledikçe aynı çatışmaların içine düşen insanlar… İlk bakışta bunlar sadece “şanssızlık”, “denk gelme”, hatta “kader” gibi açıklamalarla yorumlanabilir. Ancak psikodinamik kuram, bu örüntülerin rastlantı olmadığını; geçmiş ilişki deneyimlerinin bugüne taşınmış bir izi olduğunu ileri sürer. İşte bu noktada “tekrarlama zorlanımı” kavramı önem kazanır. Freud’un (1920) tanımladığı biçimiyle tekrarlama zorlanımı, kişinin çocukluk döneminde yaşadığı travmatik ya da acı veren ilişki deneyimlerini yetişkinlikte farklı kişilerle yeniden üretme eğilimidir. Daha çarpıcı olan ise, bireyin çoğu zaman bu tekrarın içinde olduğunu fark etmemesidir. Psikodinamik anlayışa göre kişi, çocukluk döneminde bakım verenle kurduğu ilişkide yalnızca dışsal davranışları değil, o ilişkinin duygusal tonunu da içselleştirir. Ebeveynin tutarlılığı, yokluğu, aşırı müdahaleciliği ya da duygusal istikrarsızlığı bireyin zihninde kalıcı bir iz bırakır. Bu iz, yetişkinlikte yeni ilişkilere verilen tepkilerin temelini oluşturur. Partnerin sıradan bir sessizliği bile, geçmişte yaşanan duygusal uzaklaşmanın yeniden canlanması gibi hissedilebilir. Dolayısıyla verilen tepkiler çoğu zaman bugünün kendisine değil; geçmişten taşınmış, yarım kalmış bir duygusal hikâyeye yöneliktir.

Neden Hep Aynı İlişkilere Çekiliyoruz?

Tekrarlayan ilişki döngülerinin en görünür yanı, bireyin farkında olmadan hep aynı duygusal pozisyona yerleşmesidir. Kimisi sürekli fedakâr olan taraf, kimisi hep bekleyen, kimisi ise duygusal olarak geri çekilen taraftadır. Bu roller yeni ilişkilerde kendiliğinden ortaya çıkar çünkü çocuklukta öğrenilmiş ilişki pozisyonlarının yetişkinlikteki uzantılarıdır. İnsan zihni tanıdık olanı güvenli hisseder; acı veriyor olması bu tanıdıklığı geçersiz kılmaz. Çocuklukta duygusal olarak ulaşılamayan bir figürle büyüyen biri, yetişkinlikte benzer şekilde mesafeli partnerlere çekildiğinde bunu tercih ediyormuş gibi görünür; fakat bu tercih çoğunlukla bilinç dışıdır. Kişi, duygusal hafızasında yer eden ilişki atmosferine yeniden dönme eğilimindedir. Bir anlamda zihin, tamamlanmamış bir hikâyeyi tamamlamaya çalışır; fakat bu tamamlanma girişimi çoğu zaman yeni bir yaraya dönüşür. Bu nedenle birey “neden hep aynı tür ilişkilerde buluyorum kendimi?” diye sorduğunda, cevap bugünde değil geçmişte aranmalıdır. Tekrar eden ilişki döngüleri bir hata değil; zihnin çözemediği duygusal malzemeyi yeniden ortaya çıkarma çabasıdır.

İlişkilerde Yanımızda Taşıdığımız Görünmez Figürler

Psikodinamik kurama göre geçmişteki ilişki figürleri zihinde “içsel temsiller” olarak yaşamaya devam eder. Bu temsiller, kişinin partnerine yönelik algılarını ve duygusal tepkilerini anlamlı biçimde şekillendirir. Dolayısıyla yetişkin bir ilişkide yaşanan kırılmanın şiddeti çoğu zaman bugünkü olayla açıklanamaz; arka planda eski bir duygusal yaranın yeniden harekete geçmesi vardır.

Partner birkaç saat sessiz kaldığında, kişi bunu bugünkü bağlama göre değil, çocukluğunda yaşadığı duygusal yokluk deneyiminin yeniden sahneye çıkması olarak hissedebilir. Aynı şekilde küçük bir eleştiri, geçmişte değer görmemenin izlerini tetikleyebilir. Böylece yetişkinlikte yaşanan çatışmalar, fark edilmeden geçmişin duygusal ağırlığını taşımaya başlar. Terapötik ilişki, görünmez figürlerin en belirginleştiği alandır. Danışan, terapisti yalnızca bir uzman olarak değil, geçmiş figürlerin duygusal izleriyle birlikte deneyimleyebilir. Terapist bazen uzak duran ebeveyni, bazen talepkâr bir figürü, bazen de duygusal olarak yokluğu temsil eden kişiyi çağrıştırabilir. Bu durum, tekrarlama zorlanımının terapi içinde yeniden canlanmasıdır ve dinamik terapinin tam merkezinde çalışılır. Çünkü kişi, döngüyü ilk kez güvenli bir ilişkide fark eder ve bu farkındalık değişimin başlangıcını oluşturur.

Tekrar Eden İlişkilerin Bize Anlatmaya Çalıştığı Şey

İlişki döngüleri ilk bakışta çaresizliğin bir göstergesi gibi görünse de dinamik açıdan bakıldığında bunlar zihnin önemli bir mesaj taşıyan girişimleridir. Zihin, iyileşmemiş olanı görünür kılmak için aynı sahneyi yeniden ve yeniden kurar. Kişi aynı tür acıları yaşadıkça, geçmişte yarım bıraktığı duygusal deneyimi fark etmeye bir adım daha yaklaşır. Bu nedenle tekrarlayan ilişki döngülerine yalnızca bir sorun olarak değil, dönüşüm için açılmış bir kapı olarak da bakılabilir. Döngü fark edildiğinde, birey ilk kez geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini açık bir biçimde görmeye başlar. Bu farkındalık, yeni bir ilişki pozisyonu seçebilmenin ilk koşuludur. Geçmiş değişmez; fakat geçmişin bugünkü ilişkiler üzerindeki gölgesinin fark edilmesi, kişinin kendi hikâyesini değiştirebilme kapasitesini artırır. Bu süreçte kazanılan farkındalık, sağlıklı bir geleceğin anahtarıdır.

Kaynakça

  • Freud, S. (1920). Beyond the Pleasure Principle.

  • Eagle, M. (2011). Attachment and Psychoanalysis. Guilford Press.

ayşenur hicran kukul
ayşenur hicran kukul
Ben Ayşenur Kukul, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitimimi Onur Öğrencisi olarak tamamladım. Lisans eğitimim boyunca teorik bilginin yanı sıra insanı sahada tanımayı ve deneyimle öğrenmeyi önceliklendirdim. Bir yıl boyunca Sevgi Evleri’nde gönüllü olarak çalıştım; çocuklarla kurduğum temas ve onların dünyasına tanıklık edebilmek, hem mesleki hem de insani bakış açımı derinleştirdi ve yetişkinlerle çalışmaya bakışımı şekillendirdi. Klinik deneyimimi Metapsikoloji Kliniği’nde tamamladım. Burada vaka gözlemleri, danışan süreçleri ve süpervizyonlar aracılığıyla psikodinamik bakış açımı geliştirme fırsatı buldum. Şu anda özel bir kurumda psikolojik danışman olarak görev yapıyor ve bireysel danışan görüşmeleri yürütüyorum. Psikoterapi pratiğimde dinamik ekolden besleniyorum. Prof. Dr. Doğan Şahin’den Dinamik Psikoterapi eğitimi alıyor; terapi sürecini, bireyin duygusal örüntülerini, geçmiş yaşantılarını ve ilişkisel tekrarlarını anlamaya odaklı bir çerçevede yürütüyorum. Yazılarımda da benzer bir yaklaşımı benimsiyorum: duyguların anlamını, çocuklukla bugünün bağını, travmanın bireyin hikâyesindeki yerini ve kendini anlama çabasını, aile ve arkadaşlık ilişkilerini, çift ilişkilerini ve sosyal bağların bireyin psikolojik dünyasındaki etkilerini ele alıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar