Salı, Mart 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İhtimallerin Heyecanına Üzülmek: Arzuların Sessiz Yası

Son zamanlarda havaların güzelleşmesiyle kendimi sık sık sahile atar oldum. Yürüyüş yapıyorum, şarkı dinliyorum, biraz kumda oturup denizi izliyorum, karşımdaki prens adaları’nın yanan ışıklarına bakıyorum. Bazen, “Hayat bu kadar işte.” diyorum içimden- kişisel alandan hesaplarsak yaklaşık 0.64 – 4.5 m²’lik bir daireden ibaret- bedenim, ayağımı bastığım zemin, izlediğim manzara ve kulaklıklarım. Kimsenin ve hiçbir şeyin o alanın görünmeyen duvarlarından geçmesine izin vermiyorum bir saat kadar. Zihnimin içindeki sıcacık, yeşil odama çekiliyorum. Günün en sevdiğim zamanı, bu gibi, duygularımın canlandığını hissettiğim anlar.

Geçen gün de bu şekilde takılırken, playlistten Büyük Ev Ablukada’nın “İhtimallerin Heyecanına Üzülüyorum” parçası çalmaya başladı: “İhtimallerin heyecanına üzülüyorum İhtimallerin heyecanına üzülüyorum İhtimallerin…”

İnsan düşünürken buluyor kendini, “Ah, o ihtimaller.”… Bir gün mutlaka kavuşacağımız o sevgililer, gidilecek ülkeler, ikramiyeler, mutluluğu bulacağımıza inandığımız evler, ayağımızı asla yara yapmayacak ayakkabılar, katalogta durduğu gibi duracak olan kıyafetler, sonra sonra gerçekleştireceğimiz diğer zincirleme işler, pembe bulutlar, masmavi gökkubbe…

Gerçekleşmeyen Arzuların Görünmez Ağırlığı

Ancak gün gelip İnsan, eteğine sımsıkı tutunduğu bir arzuyu, yüreğine gömmeye karar verebilir. Ne var ki tutunmak için her defasında yeni sebepler bulunmuş ve sıkmaktan kasılmış elleri nihayetinde çözmek, insanın ruhuna dokunur ve sindirmesi yıllar alabilir. Bu tür bir kaybın, bittabi, ölümden farkları vardır. Misal somut delilleri yoktur ve toplum tarafından kolayca anlaşılıp desteklenmez, yargılanmaya daha açıktır, tolerans daha düşüktür. Bu sebeple arzuların yas süreci çok daha kişisel ve sessiz bir yolculuktur. Kaybın somut olmaması, sürecin sancılı geçmesine sebep olur. Arzu duyduğumuz şeylere sahip olmuş insanları görmek, kendimizi kıyaslamamıza ve yetersiz hissetmemize sebep olabilir. Öfkelenebiliriz, kendimizi senaryolar kurarken bulabiliriz: “Ya şöyle olsaydı…keşke biraz daha cesur davransaydım… biraz daha sabretseydim… biraz daha akıllı davransaydım…”. Zihin alternatif evrenler yaratmaya bayılır ve bunu çok kolay yapar. Dahası, zihinde kurgulanan olaylara fizyolojik tepkiler verebilir- kalp atışının hızlanması gibi ciddi bir acı, pişmanlık ve eksiklik yaratabilir.

“Kısmet değilmiş… daha iyisi olur.” gibi ifadeleri bilirsiniz. Her insan hayatında en az bir kez bu ifadelerden birini kendi ya da başkası için ya kullanmış ya da duymuştur. Acıyı geçiştirmenin, halı altı etmenin en basit yoludur bu ifadeler. Meali: “Bu hisse vakit ayırma, yapacak daha mantıklı şeyler var.”dır. Ancak duygular, doğaları gereği mantıklı bir zemine oturmak zorunda değildir. Burayı vurgulamak istiyorum: Duygusal bir süreç, dünyanın hızına ayak uydurmak zorunda değildir. Çünkü bazı arzular sadece bir istekten ibaret değildir, benlik tasavvuru da taşır. Örneğin, eğer o hayallerin gerçekleşseydi, belki de çok daha güçlü, daha özgür hissedecektin; senin yeni başlangıcın olacaktı.

Bahsettiğim şarkıyı bu yüzden çok sevdim dinlerken, o kadar insana dair bir yalınlıkla ele almış ki arzunun yası ile baş başa kalmayı. Boğazımda yumru olmuş tüm heveslerim ve çocuksu telaşlarım, içine bir damla su almış kurak toprak gibi hızla canlandı. Belki de insanın bir parçası, eskide kalmış bile olsa arzularının ihtimallerine duyduğu heyecanı hep biraz taşıyordur ama heyecanın anlamı değişiyordur.

Kabulleniş ve Derinleşme Yolculuğu

Psikolojiye göre yasın doğası inkar, öfke, pazarlık, üzüntü ve kabul aşamalarından meydana gelir. Benzer bir süreç, arzuya tutulan yas için de geçerlidir: önce belki’ler, sonra şartlara duyulan kızgınlık, kaderle edilen pazarlıklar ve en nihayetinde kabulleniş: “Neyse, olmayacağı varmış.”… Bu sürecin en zor kısmı, bir kapanış sahnesine sahip olmamasıdır. O sessizliğin içinde insan, “son”u, hikayesiyle yüzleşerek ve daha önce bakmadığı bir yerden bakarak kendi yazmaya çalışır. Neden bu kadar istediğini, neden illa “o” olsun istediğini, isteklerinin altında gerçek bir ihtiyaç yatıp yatmadığını, ihtiyacının tam olarak ne olduğunu… Ulaşamadığı arzuları sayesinde, arzularının değerini ve sınırlarını tanıyabilir. Çünkü gerçek şu ki, yas tutacak kadar değer verdiğimiz arzularımızın çoğunu o kadar uzun zamandır taşıyoruz ki, ilk günkü benliğimiz ile şimdiki halimiz arasına çok mesafe girdi. Bu uzaklıktan, hala arzunun kendisini mi istediğimizi yoksa “arzulama” haline mi alıştığımızı fark etmiyor olabiliriz.

İhtimallerin heyecanında, duygu kapasitemi görmeyi seviyorum. Senelerce içimde tuttuğum sevgiler olmuştu, gönlümün sıcak notalarını gösterdi; olsun diye tüm manifest ritüellerini yaptığım bir şey vardı, olmadı ama neye tutku duyduğumu öğretti… Gerçekleşmemiş bir gelecek, bizi mevcut ana daha bilinçli yaklaşmaya yönlendirir ve tuttuğumuz her yas, bizi biraz daha derinleştirir. Her şeyin irademizle şekillenmediğini, akışta kalarak hayatımıza gelen ve gidenlere yer açmayı öğretir, esneklik kazandırır.

Günün sonunda, ihtimali olup da olmamış her şey canımızı biraz yakacaktır, mutlaka üzüleceğiz. Ama anahtarına sahip olmadığım bir kapının önünde beklerken üşümektense, doğru kapıları aramak için yola çıkmaya hazırım. Bence eve giden yollar insanın içini hep ısıtır; ben bir “şey”in eteğine değil, buna tutunmayı seçiyorum. Çünkü başımıza geleklere karışamasak da nasıl tepki vereceğimizi biz belirleriz, bu en büyük lüksümüz.

Zeynep Özkan
Zeynep Özkan
Üniversitede psikoloji programı onur öğrencisi olan ve klinik nöropsikoloji ile yapay zeka alanında araştırmacı olmayı hedefleyen Zeynep, nöropsikoloji ve kabul ve kararlılık terapisi (ACT) üzerine uzmanlaşmayı amaçlamaktadır. Bilim dünyasına genç yaşta adım atan Zeynep, şu anda Sabancı Üniversitesi’nde nörobilim stajına devam etmektedir. Geniş bir akademik yelpazede çalışmalar yapmış, saygın uluslararası kongrelerde sunumlar gerçekleştirmiştir. Ayrıca Cambridge Scholars tarafından yayımlanan bir derlemede kültür ve psikoloji üzerine iki bölüm kaleme almıştır. Özellikle yapay zeka, psikoloji ve nöropsikolojiyi bir araya getiren projelere ilgi duyan Zeynep; gelişmiş terapi simülasyonları, şirket danışmanlığı, sanat ve ACT terapisi üzerine çalışmayı hedeflemektedir. Bunun yanı sıra, uluslararası Lions Kulübü’nün Türkiye’deki gençlik kollarından biri olan Fenerbahçe Leo Kulübünün yönetim kurulu üyesidir ve aktif olarak sosyal sorumluluk projelerinde yer almaktadır. Ayrıca, farkındalık, kişisel gelişim ve psikolojik sağlamlık üzerine yaratıcısı olduğu İçe Bakış instagram sayfasında içerik üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar