Kişilik bozuklukları insanların hayatlarını özellikle sosyal bilişsel ve işlevsel alanda zorlayan mental bir hastalıktır. Kişilik bozukluklarında üst benlik kusur ve tutarsızlıklarla doludur. Kişi eğer çocukluk ve ergenlikten itibaren bunu yaşıyorsa sağlıklı olan davranışlar ve iç ses nedir bilmez. Biz insanlar birbirimizin huylarını, tavırlarını tanımlamak için bazı sıfatlar kullanırız. Pısırık diyerek sessizliğini vurgularız ama belki de o kişi yalnızca sizinle konuşmak yada insanlarla iletişim kurup aktivite yapmaktan zevk almıyordur. Yada o kadar çok dışa dönük ve konuşkan biridir ki geveze bir yapısı vardır deriz fakat içersinde harcaması gereken enerjiyi bir tek bu şekilde atabiliyordur. Yani bu sıfatlar, kişinin iç dünyasındaki fırtınayı, uyumsuzluğu her zaman yansıtamaz. Biz insanların kişilik bozukluğu olup olmadığını anlayamayız onlarda kendilerinin bir uyum bozucu bozukluğu olduğunun farkına varmazlar. Histrionik kişilik bozukluğu bu bozukluklardan en çok kolay karakter analizi (doğru yapıldığı sanılan) yapılan ve yaftalarda bulunulan kişilik bozukluklarından birisidir. Neden mi? Histrionik kişilik bozukluğu hayatta gen z nin en çok kullandığı terimlerden olan ‘pick me’ ‘odak meraklısı’ ‘her şey onun etrafında dönsün isteyen’ ‘çok tepki veren şımarık biri’ gibi etiketlerle karşı karşıya kalırlar.
Kırılgan Benlik ve Savunma Mekanizmaları
Histerik kişiliklerde gördüğümüz o abartılı jestler ve dikkat çekici tavırlar, aslında kırılgan bir benliğin savunma mekanizmasıdır. Sosyal ortamlarda ‘parlamaya’ çalışırken, aslında en çok kendi iç seslerinden kaçarlar. Üst benlikteki o bahsettiğimiz tutarsızlık, kişinin kendi kimliğini başkalarının bakışlarında aramasına neden olur. Bu yüzden başkalarının ilgisi onlar için bir lüks değil, hayatta kalmalarını sağlayan bir oksijen gibidir. Bu bağımlılık, ilişkilerini dramatik bir döngüye sokar; her etkileşim bir oyun, her diyalog ise bir senaryonun parçası haline gelir. Eğer ilgi odağı kendileri değilse, kendilerini değersiz ve ‘yokmuş’ gibi hissederler. Bu durum sadece bir ‘ilgi merakı’ değil, aslında çocukluktan gelen o onaylanma açlığının yetişkinlikteki yankısıdır. Duyguları çok hızlı değişir; bir an çok neşeliyken bir saniye sonra büyük bir keder içine düşebilirler, ancak bu duygular çevresindekilere genellikle yüzeysel ve yapay gelir.
Tanı Kriterleri ve Sosyal Zorluklar
Biraz daha açarsak bunların sebeplerinden bahsedebiliriz; öncelikle histrionik bireyler ergenlik sonu veya yetişkinlik başından itibaren tanı kriterlerini göstermeye ilişkiler, ve sosyal alanlarda zorluk yaşamaya başlarlar. Kişi bu zamanlarda, ilgi odağı olma zorunluluğu yaşarlar özellikle herhangi bir iş, arkadaşlık ortamında merkezde olmadıkları takdirde o ortamda bulunmayı reddeder kendilerini rahatsız ve kötü hissederler. Yüzeysel duygularla yaşayan bu kişiler çok zor insanlara karşı derin duygular besleyebilirler. Genellikle duygusal yüzeysel ve vazgeçilebilirdir. Fiziksel görünümü kullanma onların bu hayatta ilgiyi en kolay çekebileceğini düşündükleri alandır. Baştan çıkarıcı tavırlarıyla sosyal ortamlarda var olma çabalarının en belirgin olanıdır fakat bu durum ortamlarca genelde uygun bulunmaz ve aşırı kışkırtıcı bulunabilir. Aşırı etkilenebilirlik o kadar çok tavsiye ve yönlendirmelere açıklardır ki çevrelerinde henüz tanıştıkları ama otorite olarak belirledikleri figürlerden yada trendlerden kolayca etkilenip fikir değiştirebilirler.
İçsel Boşluk ve Dramatik Döngü
Bu kişilik bozukluğu sosyal ortamlarda ayırt edilemez çünkü bu alanda profesyonel olmayan yada herhangi bir teste tabii tutmadan bu kişilerin kişilik bozukluğu olduğu belirlenemez, yalnızca başkaları o kişilerdeki anormaliteyi can sıkıcı uyumsuz ve az önce sarf ettiğimiz terimleri kullanarak rahatsız edici bulurlar. Halbuki zor olan histrionik kişilerin diğerlerince normal ortamında azınlık olarak bulunup zorlanmalarıdır. Aslında histriyonik birey, herkesin alkışladığı bir sahnede tek başına kalmaktan korkan bir oyuncu gibidir. Alkış kesildiğinde (yani ilgi başka yöne kaydığında), içindeki o devasa boşlukla yüzleşmemek için daha büyük dramalar yaratmak zorunda kalır.
Sağlıklı İlişki Dengesi ve Yaklaşım Stratejileri
Peki bizim histrionik kişilik bozukluğu olan bir tanıdığımız varsa ona nasıl davranmamız yada yaklaşmamız gerekir? İşte bu soru teorik bilgilerimizi pratiğe dökmek için yerinde bir sorudur. Bu kişilerle bir ilişki yürütmek, duygusal bir lunaparkta gezmek gibidir. Bu bir an için çok eğlenceliyken bir an içinse korkutucu gözükebilir. Burada sağlıklı bir ilişki için hem onları kırmayacak hem de sizi yıpratmayacak bir ilişki dengesi kurmak önemlidir. Sınırlarınızı kırmızı çizgilerle kişiye kırmadan açıklayıcı olarak belirtirseniz kişi sizi anlayışlı karşılayabilir bir de bu davranışları ödüllendirirsek (tabii ki burada bahsettiğimiz kişi bir insan fakat öğrenme psikolojisinde ödül ve cezanın önemli bir yeri vardır) ve dramayı görmezden gelirsek kısmen stabilize bir ilişki sürdürmek mümkün olabilir. Bunlar bir psikoloji öğrencisi olarak benim fikirlerimdir sağlıksal bir başa çıkma yöntemi değildir.


