Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Duygularını Tanıyamayan Yetişkinler: Aleksitimi Üzerine Klinik ve Gelişimsel Bir İnceleme

Bazı bireyler duygusal olarak yoğun deneyimler yaşadıklarını ifade eder; ancak bu deneyimlerin neye karşılık geldiğini tanımlamakta zorlanırlar. Üzüntü, öfke, korku ya da sevinç gibi temel duygular zihinsel düzeyde belirsiz, bedensel düzeyde ise dağınık hissedilir. “Bir şey var ama adını koyamıyorum” ifadesi, klinik görüşmelerde sıklıkla duyulur. Bu durum, duyguların yokluğundan değil; duygularla kurulan ilişkinin kopukluğundan kaynaklanır. Klinik psikolojide bu örüntü aleksitimi kavramı altında ele alınır. Aleksitimi, bireyin yalnızca duygularını ifade edememesiyle sınırlı değildir; aynı zamanda içsel deneyimlerini zihinsel olarak düzenleyememesi, bedensel duyumlarla duygusal durumları ayırt edememesi ve kişilerarası ilişkilerde duygusal temas kurmakta zorlanmasıyla karakterizedir. Bu yönüyle aleksitimi, bireyin hem iç dünyasını hem de ilişkisel alanını şekillendiren çok katmanlı bir yapıdır.

Aleksitimi Kavramının Tanımı ve Özellikleri

Aleksitimi kavramı ilk olarak Sifneos (1973) tarafından psikosomatik hastalar üzerinde yapılan klinik gözlemler sonucunda tanımlanmıştır. Kavram, Yunanca kökenli olup “duygular için sözcüklerin yokluğu” anlamına gelir. Ancak çağdaş psikoloji literatüründe aleksitimi, yalnızca sözel yetersizlikle açıklanmaz; bilişsel, duygusal ve ilişkisel boyutları olan bir yapı olarak ele alınır.

Aleksitimik bireylerde sıklıkla gözlenen özellikler şunlardır:

  • Duygular ile bedensel duyumları ayırt etmekte güçlük

  • İçsel yaşantıları betimlemeye yönelik sınırlı duygusal kelime dağarcığı

  • Somut, dışa dönük ve ayrıntıdan yoksun düşünme biçimi

  • Fantezi ve imgesel düşüncenin sınırlı olması

  • Duygusal farkındalığın düşük olması

Önemli bir nokta, aleksitiminin bir psikiyatrik tanı kategorisi olmadığı, ancak birçok psikopatolojik tabloyla birlikte görülebilen bir özellik olduğudur.

Gelişimsel Kökenler: Duygular Nasıl Öğrenilir?

Duygular biyolojik olarak var olsa da tanınmaları, düzenlenmeleri ve ifade edilmeleri gelişimsel bir öğrenme sürecine dayanır. Bu süreçte bakım verenin çocuğun duygularına verdiği tepkiler kritik rol oynar. Bağlanma kuramına göre çocuk, duygularını bakım verenin aynalaması yoluyla tanır (Bowlby, 1969).

Duyguların görmezden gelindiği, küçümsendiği ya da cezalandırıldığı bakım ortamlarında çocuk, duygularını bastırmayı öğrenebilir. “Ağlama”, “abartıyorsun”, “güçlü ol” gibi mesajlar, çocuğun içsel deneyimlerini geçersiz kılar. Zamanla çocuk, duygularının anlamlı olmadığına ya da ifade edilmesinin güvenli olmadığına dair bir içsel çalışma modeli geliştirir. Araştırmalar, çocukluk çağı duygusal ihmalinin aleksitimi ile güçlü biçimde ilişkili olduğunu göstermektedir (Taylor, Bagby, & Parker, 1997). Bu bireyler yetişkinlikte duygularını bastırmakla kalmaz; çoğu zaman ne hissettiklerini gerçekten bilemez hâle gelirler.

Nörobiyolojik Perspektif

Aleksitimi yalnızca psikodinamik ya da gelişimsel bir olgu değildir; nörobiyolojik temelleri de bulunmaktadır. Fonksiyonel görüntüleme çalışmalarında aleksitimik bireylerde özellikle insula, anterior singulat korteks ve prefrontal alanlar arasında işlevsel bağlantıların zayıfladığı gösterilmiştir (Moriguchi et al., 2006).

Bu bölgeler, duygusal farkındalık, bedensel sinyallerin yorumlanması ve duygusal düzenleme süreçlerinde kritik rol oynar. Dolayısıyla aleksitimi, duyguların hissedilmemesinden ziyade, bu duyguların zihinsel olarak bütünleştirilememesiyle ilişkilidir.

Aleksitimi ve Klinik Görünümler

Aleksitimi birçok klinik tabloyla birlikte görülür. Özellikle:

  • Depresyon

  • Anksiyete bozuklukları

  • Travma sonrası stres belirtileri

  • Psikosomatik yakınmalar

ile anlamlı ilişkiler saptanmıştır (Lumley et al., 2007). Aleksitimik bireyler sıklıkla duygusal sıkıntılarını bedensel yakınmalar üzerinden ifade eder. Baş ağrıları, mide problemleri, göğüs sıkışmaları gibi belirtiler, ifade edilemeyen duyguların bedensel karşılıkları hâline gelir. Bu durum klinik süreçte yanlış tanılara ve yalnızca somatik tedavilere yönelmeye neden olabilir.

İlişkisel Alanda Aleksitimi

Aleksitimi, kişilerarası ilişkilerde belirgin zorluklar yaratır. Duygularını ifade edemeyen bireyler, partnerleri tarafından soğuk, ilgisiz ya da mesafeli olarak algılanabilir. Ancak bu durum çoğu zaman duygusal yoksunluktan değil, duygusal çeviri eksikliğinden kaynaklanır. Araştırmalar, aleksitimik bireylerin empati kapasitesinden çok empatiyi ifade etme biçiminde zorlandığını göstermektedir (Moriguchi et al., 2006). Bu da ilişkilerde yanlış anlaşılmalara, duygusal kopuşlara ve bağlanma sorunlarına zemin hazırlar.

Terapötik Süreçte Aleksitimi

Aleksitimi değiştirilebilir bir örüntüdür. Psikoterapi süreci, bireyin içsel deneyimlerine yeniden temas etmesini sağlar. Özellikle:

  • Duygu odaklı terapiler

  • Mentalizasyon temelli yaklaşımlar

  • Şema terapisi

duygusal farkındalığın gelişmesine katkı sağlar. Terapötik ilişki, birey için yeni bir duygusal öğrenme alanı oluşturur. Bu süreçte kişi yalnızca duygularını tanımayı değil; aynı zamanda onları tolere etmeyi ve düzenlemeyi öğrenir.

Sonuç

Aleksitimi, duyguların yokluğu değil; duygularla kurulan bağın zayıflığıdır. Çoğu zaman sessizce gelişir ve bireyin hem iç dünyasını hem de ilişkilerini görünmez biçimde sınırlar. Ancak bu durum kalıcı bir kader değildir. Duygular öğrenildiği gibi yeniden öğrenilebilir. Güvenli ilişkiler, terapötik süreçler ve farkındalık yoluyla birey, içsel dünyasına yeniden yaklaşabilir. Çünkü duygular, ancak tanındıklarında düzenlenebilir; ifade edildiklerinde ise ilişki kurabilirler.

Kaynaklar

Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.

Lumley, M. A., Neely, L. C., & Burger, A. J. (2007). The assessment of alexithymia in medical settings. Journal of Personality Assessment, 89(3), 230–246.

Moriguchi, Y., Ohnishi, T., Lane, R. D., Maeda, M., Mori, T., Nemoto, K., et al. (2006). Impaired self-awareness and theory of mind. NeuroImage, 32(3), 1472–1482.

Sifneos, P. E. (1973). The prevalence of alexithymic characteristics in psychosomatic patients. Psychotherapy and Psychosomatics, 22(2), 255–262.

Taylor, G. J., Bagby, R. M., & Parker, J. D. A. (1997). Disorders of affect regulation: Alexithymia in medical and psychiatric illness. Cambridge University Press.

Duygu Maria Alpaslan
Duygu Maria Alpaslan
Duygu Maria Alpaslan, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimine devam etmektedir. Akademik ilgi alanları arasında klinik psikoloji, aile ve çift terapileri ile adli psikoloji yer almakta; bu alanlarda kuramsal bilgi birikimini güçlendirmeyi ve yüksek lisans düzeyinde uzmanlaşmayı hedeflemektedir. 2023–2024 yılları arasında üniversite bünyesinde yayımlanan derginin kurulduğu sene başyazarlık görevini üstlenmiş; psikoloji alanına dair içerikleri akademik doğrulukla kaleme alarak, bu bilgileri daha geniş bir kitleyle buluşturma konusunda deneyim kazanmıştır. Psikoloji yazınında bilimsel temele dayalı, sade ve anlaşılır bir üslubu benimseyen yazar, psikolojik farkındalığın artmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar