Ağlaması gereken insanlar var, ama gözyaşları akmıyor.
Mutlu olmaları gerekirken, içlerinde hiçbir coşku hissetmiyorlar.
Birine “Ne hissediyorsun?” diye sorduğunuzda, duraksıyor, düşünüyor ve sonra “Bilmiyorum” diyor.
O anda, duygular ile kişi arasındaki köprü yıkılan bir sessizlik ortaya çıkıyor.
Bu sessizliğe Aleksitimi denir. Basitçe ifade etmek gerekirse, aleksitimi “duygulara erişememe” anlamına gelir.
Kişi hisseder, ancak hissettiklerini tarif edemez. Öfke, üzüntü, aşk, korku… Tüm bu duygular içlerinde bir yerde sıkışıp kalır, birbirine karışır, bulanıklaşır ve kelimelere dökülmesi imkânsız hale gelir.
Sanki duyguların dili susturulmuş gibidir.
Oysa duygular, insan olmanın en temel parçasıdır. Onları ifade ederek iyileşir ve yönümüzü buluruz.
Ancak aleksitimi için bu ifade, yabancı bir dil konuşmak gibidir — kelimeleri bilirler ama anlamlarını hissedemezler.
Bu durum genellikle yanlış bir şekilde “soğukkanlılık” veya “duyarsızlık” olarak yorumlanır.
Ancak bu insanlar duyarsız değildir; sadece duygularını algılayamazlar.
Kalplerinde bir şeyler kıpırdanır, ama zihinleri bunu kavrayamaz.
Penceresiz bir evde oturmak gibidir: dışarıda mevsimler değişir, ama içeride her şey aynı kalır.
Aleksitiminin Nedenleri
Aleksitiminin nedenleri çok çeşitli olabilir.
Çocukluk döneminde duyguların bastırıldığı aile ortamları en yaygın nedenlerden biridir.
“Ağlama”, “Abartma”, “Kızma”, “Artık büyüdün” gibi ifadeler, çocuğa duyguların yasak bölge olduğu inancını aşılar.
Zamanla insanlar duygularını bastırır ve sonra onlarla bağlantılarını kaybederler.
Duyguları işleyen beyin bölgelerinde işlevsel farklılıklar olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Ancak aleksitimiye yol açan sadece biyoloji değil, aynı zamanda yaşam boyunca öğrenilen duygusal bastırma kalıplarıdır.
Bu durum günlük yaşamda birçok zorluğa neden olur.
Aleksitimi olan kişiler genellikle yakın ilişkilerinde sorunlar yaşarlar.
Partnerleri onlardan duygusal tepki bekler, ancak bunu alamazlar.
“Beni sevmiyor musun?” diye sorarlar; oysa karşı taraf sevgisiz değildir, sadece sevgisini nasıl göstereceğini bilemez.
Stres altındayken ne hissettiklerini anlamadıkları için, vücutları bu duyguları somatik olarak ifade eder: mide ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk…
Çünkü bastırılmış duygular vücudun dilini konuşmaya başlar.
Modern Çağın Sessiz Salgını
Aleksitimi aslında modern zamanların sessiz bir salgını gibidir.
Ekranlarımızın arkasında, günlük hayatın koşuşturmacası içinde, duygularımızı kelimelere dökmeyi unuturuz.
Sosyal medyada, içsel benliğimizle bağlantıda kalmaktansa mutlu görünmek daha önemli hale gelir.
Belki de bu yüzden giderek daha fazla insan içsel boşluğuyla baş başa kalıyor ve bunu hissediyorlar ama tarif edemiyorlar, düşünüyorlar ama anlayamıyorlar.
Peki Neler Yapılabilir?
Aleksitimi farkındalık yoluyla daha iyi hale gelebilir.
Duyguların dilini yeniden öğrenmek mümkündür.
Bunu yapmanın yolu duyguları bastırmak değil, onlara izin vermektir.
Kendinizi boşlukta hissettiğinizde,
“Şu anda ne yaşıyorum?” sorusunu sormak küçük ama önemli bir adımdır.
Duygular fark edildiğinde şekillenir ve onlara bir isim verildiğinde kişi kendine geri döner.
Çünkü duygular bastırıldığında değil, kabul edildiğinde insanları özgürleştirir.
Sonuçta, aleksitimi duyguların eksikliği değil, duygularla temas eksikliğidir.
Ve her temas bir iyileşmedir.
Kendinize “Ne hissediyorum?” diye sormayı her unuttuğunuzda, kendinizden biraz uzaklaşırsınız.
Küçük Uygulamalar:
-
Duygu Günlüğü Tut. Gün içinde hissettiklerini yaz.
-
Bedenini Dinle. Gerginlik nerede başlıyor, nerede çözülüyor fark et.
-
Filmler ve Kitaplar Üzerinden Duygu Analizi Yap. Karakterlerin hislerini tanımlamayı dene.
-
Profesyonel Destek Al. Duygu farkındalığını güçlendiren terapilerden yararlan.
Kendine Sor:
-
Duyguların yerine genellikle düşünceleri mi anlatırsın?
-
Fiziksel ağrılarının ya da rahatsızlıklarının duygusal kökeni olabileceğini düşünür müsün?
-
“Ne hissediyorsun?” sorusuna cevap verirken zorlanır mısın?
-
Yakın birinin sana “neden böyle hissettin?” demesi seni rahatsız eder mi?
-
Sence duygularını bastırmak seni koruyor mu yoksa uzaklaştırıyor mu?
-
Duygusal olarak yoğun bir film izlediğinde ne hissedersin?
-
Bir tartışma sonrası aklında daha çok ne kalır: söylenen sözler mi, hissettiklerin mi?
-
Duygularını paylaşmak istediğinde kiminle konuşursun?
-
Empati kurmakta zorlandığın olur mu?
-
Duygularını yazıya dökmek sana kolay mı gelir?
Şarkı Önerileri:
-
Cem Adrian – Hissedemedim
-
Teoman – Gönülçelen
-
Emre Aydın – Belki Bir Gün Özlersin
-
Billie Eilish – Everything I Wanted
-
Lana Del Rey – Summertime Sadness
-
Sufjan Stevens – Should Have Known Better
-
Bon Iver – Holocene
-
Aurora – Running With The Wolves
-
Adele – Love in the Dark
-
Damien Rice – 9 Crimes
-
Lewis Capaldi – Someone You Loved
Aleksitimisi Olan Bir Kişiye Nasıl Yaklaşılmalı?
-
Duyguları Zorlamadan Kabul Et.
-
Güvenli Bir Duygusal Alan Yarat.
-
Sabırlı Ol ve Sessizlikten Korkma.
-
Beden Sinyallerine Dikkat Et.
-
Empati Kur ama Duyguya Zorlamadan.
-
Psikolojik Destek Teşviki (Nazikçe).
Unutma: Duygusuz değil, ulaşılması zor.


