Size Karısını Şapka Sanan Adam vakasından, yani yüz körlüğü (prosopagnozi) yaşayan bir hastanın gerçek nöropsikolojik öyküsünden bahsetmek istiyorum. En tanıdık yüzlerin bile bir yabancıya hatta belirsizliğe dönüştüren bir hastalık.
Kitabın adı: Karısını Şapka Sanan Adam. Yazarı Oliver Sacks.
Oxford mezunu bir İngiliz Nöroloji Profesörü olan Sacks; 2015 yılında hayatını kaybetmiştir. Geriye sadece okudukça zihninizin ve gözlerinizin açıldığı kitaplarını bıraktı. İşte o kitaplardan biri olan Karısını Şapka Sanan Adam, içerisinde 24 tane nöropsikolojik vaka barındırıyor. Mesela yüzünün sadece sağ tarafına makyaj yapan bir kadın ya da Pisa Kulesi gibi yana eğilerek yürüyen bir adam…
Şimdi gelelim bizim kahramanımız Dr. P.’ye. Dr. P. bir müzisyen, aynı zamanda bir müzik okulunda öğretmenlik yapan ancak bir süredir öğrencilerini tanıyamamaya başlamış ve sadece seslerinden kim olduklarını anlayabiliyordur. Sadece bununla kalmamış; sokakta yürürken su musluğunun tepesini bir çocuk başı sanıp şefkatle okşamış ya da mobilyaların tokmaklarına dönerek konuşuyor ve yanıt alamadığında şaşırıyordu. İlk başlarda bu tuhaf hatalara kendi dahil olmak üzere herkes şakaymışçasına gülüyordu. Fakat bu olaylar çoğaldıkça çoğaldı; onu utandırmaya, aklını karıştırmaya ve korkutmaya başladı.
Bir şeylerin olduğunu anlaması 3 yılı aldı. Tam o sırada şeker hastalığı çıktı ve şekerin gözlerine zarar verdiğini düşünerek göz muayenesine gitti; fakat doktor gözlerinde hiçbir problem olmadığını, nöroloğa görünmesi gerektiğini söylüyor.
Oliver Sacks ile Dr. P.’nin yolları tam olarak burada kesişiyor.
Sacks ilk gördüğünde Dr. P.’yi gayet zeki, kültürlü hatta esprili biri olarak tanımlıyor. Konuşması akıcı, hafızası yerinde, gözler de normal. Ama yine de bir tuhaflık var. Sacks şöyle diyor:
“Sanki bana gözleriyle değil, kulaklarıyla bakıyordu.”
Sacks, muayeneden sonra Dr. P.’nin ayakkabısını giymesi için onu yalnız bırakır ve bir dakika sonra döndüğünde şaşırır; çünkü hâlâ ayakkabısını giymemiştir. Yardım teklif eder. Dr. P. biraz panikleyerek “Ayakkabı…” diye söylenmeye başlar ve kendi ayağına dokunarak:
“Bu benim ayakkabım değil mi?”
der. Sacks tüm şaşkınlığına rağmen yanıtlar:
“Hayır değil. O sizin ayağınız. Ayakkabınız da orada.”
Dr. P.’nin cevabı ise şudur:
“Aa, ben onu ayağım zannetmiştim.”
Tıpta bu duruma prosopagnozi, yani yüz körlüğü deniyor.
Prosopagnozi Nasıl Gelişir?
Yunanca’da “prosopo” yüz, “gnosis” ise algılama, tanıma demektir; böylelikle prosopagnozi, yüzleri tanıyamama anlamına gelir. Bazı hastalarda bu durum doğuştan da görülebilir.
Agnozi, beyin hasarı sonucunda kişinin duyularından birini veya daha fazlasını kullanarak nesneleri, kişileri veya sesleri tanımlayamadığı nöropsikolojik bir bozukluktur. Agnozinin birçok çeşidi vardır: işitsel, tat, koku, görsel, somatosensoriyel…
Bunlardan prosopagnozisi olan bir bireyin yüzleri algılıyor ama tanımlayamıyor olması, nöropsikolojideki karmaşık algı bozukluklarından biridir.
Yüz tanıma çoğumuz için zahmetsiz ve hızlıdır. Farklı yerlerde, zamanlarda, ifadelerde ve kıyafetlerde bile en yakınlarımızı kolayca tanırız. Fakat prosopagnozi yaşayan kişiler için bu durum belirsizliğe, hatta boşluğa dönüşebilir.
Aslında karşımızdakinin yüzünü tanımak evrimsel açıdan oldukça önemlidir. Birinin mimiklerinden tehlikeli mi, iyi niyetli mi olduğunu bile anlayabiliriz.
Bir Vaka: Macrae ve Trolle (1956)
Macrae ve Trolle’nin (1956) makalesindeki vakada, 32 yaşında genç bir adamdan bahsedilir. Ciddi bir otomobil kazası geçirmiş ve üç hafta boyunca bilincini kaybetmiştir. Özellikle yüzleri tanıyamamaktan şikâyetçidir. Karısının ve çocuklarının yüzünü bile tanıyamamaktadır.
Ancak üç yüzü tanıyabiliyordur ve üçü de iş arkadaşlarıdır:
-
Birinin gözünde tik vardır, sürekli göz kırpar.
-
Diğerinin çenesinde geniş bir ben vardır.
-
Üçüncüsü ise o kadar ince ve uzundur ki kimseyle karıştırılamaz.
Hepsini belirgin, değişmeyen tek bir algısal özellik sayesinde ayırt edebilmektedir.
İnanılmaz değil mi?
Küçük Bir Test Önerisi
Çok iyi tanıdığınız kişileri —ister yakınlarınız ister ünlü yüzler— alın ve fotoğraflarını ters çevirin. Yani çene yukarıda, gözler aşağıda olacak şekilde bakın.
Tanıdık yüzleri bile tanıyamadığınızı fark edeceksiniz.
İşte yüz körlüğü yaşayan insanların dünyası tam olarak böyle bir şey.
Kaynaklar
Kansu, T. (2004). Beyin ve görme. Türk Nöroloji Dergisi, 10(2), 85–91.
Sacks, O. (2012). Karısını Şapka Sanan Adam. Yapı Kredi Yayınları.
Macrae, A., & Teokle, B. (1956). Görsel Algılama Bozukluğu.


