Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Ben Değersizim” Yanılgısıyla Başa Çıkma

İnsanlar, çoğunlukla kendi değerinin farkında olmadan hareket etmekte, ona göre ilişkiler kurmaktadır. Bu duygu ifadesi; aile, sosyal çevre, mizaç, kültürel yapı gibi nedenlerin etkisiyle meydana gelmektedir. Doğduğumuz evden başlayan hayat yolculuğumuzda; ebeveynlerimizin düşünceleri, bize karşı olan tutumlarıyla şekillenen karakterimiz eğitim hayatımızın başlangıcıyla sosyal hayatı başlatır.

Bu ani geçişimiz belirli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Sadece anne, baba belki kardeş figürünü gören çocuk; ilk kez daha önce görmediği, bulunmadığı ortama giriyor ve alışılması bekleniyor. Üstelik hiçbir destek verilmeden oluyor çoğu zaman. Çocuk, haliyle ilk sosyal kaygısını burada yaşıyor. “Fikrimi belirtmeli miyim, yaşıtlarımla konuşmalı mıyım, derslerimi iyi yapmalıyım ki öğretmen beni fark etsin, ailem beni başarılı görsün” gibi iç seslerle çocuk okul sürecine alışmaya çalışıyor. Aslında en içte ben değerli miyim sorgusu başlıyor.

Değer Algısının Kökenleri ve Kültürel Etkiler

Çocuk; çocuk yaştayken, yalnızca eğlenceli bir arkadaş, çalışkan bir öğrenci, başarılı bir evlat olunduğunda değerli olabileceğini düşünüyor. Bu düşünce elbetteki görünür tarafta aile, en temel sebep olan kültürelleşmiş düşünce olarak hafızasına yerleşiyor. Günümüzde “ben değersizim” yanılgısının bu kadar yaygın hissedilmesinin sebebi de bu. Daha çocukken, ilk sosyalleşme ortamındayken; sen sen olduğun için değerlisin, bir insan olduğun için, belki sağlıklı olduğun için, düşünebilen bir varlık olduğun için değerlisin düşüncesi hiçbir zaman empoze edilmiyor. Bu sebeptendir ki bu düşünce çocukluktan ergenliğe, yetişkinliğe kadar süregeliyor.

Bakış Açısını Değiştirerek Başa Çıkma Yolları

Peki, bununla nasıl başa çıkarız? Bakış açımızı değiştirerek, düşüncelerimizi kimsenin etkisine izin vermeden söylebilmeyle, kimsenin düşüncesinden etkilenmeyerek, kısaca sen olarak, ben olarak. Böylece sen sen olduğun için çevrendekiler oluşacak, ben ben olduğum için. Sana gerçekten değer veren insanlar ile vakit geçirmene sebep olacak. Yapay hissetmeden, sorgulamadan, güvendiğin için içini açtığın kişiler oluşacak hayatında.

Bazen aile, akran ilişkileri bu düşünceyi tetikleyecek durumlar yaratmakta. İşte tam bu noktada bakış açı önemli yer ediniyor. İnsan, sosyal çevreyi kendine göre düzenleyecek noktayı seçebilir. Fakat akranını, aile yapısını seçemez. Bakış açısını ayarlayabilir. Ne kadar iyi olursan ol, akran ve aile ilişkilerinde “kalıp” haline gelmiş düşünceler vardır. Bunu değiştirmek mümkün değildir; çünkü akranlar, aileler çoğunlukla bunun süregelen düşünceler olduğu için hata veya yanlış bir düşünce olarak görmez, kendilerinde hata bulmazlar. Zaten ondandır ki bu düşünceler kalıp halini almış ve nesillere kadar aktarılmıştır.

Toplumsal Eleştiri ve Kişisel Farkındalık

İnsan kendi değerinin farkında olup bakış açısını ona göre ayarlamalıdır ki bu düşünceler hafızada yer etmesin. Bu fikirlere ne kadar izin verilirse o kadar zararı karşılanır. Kişi, değersiz değildir. Değersiz hissettirilir. Toplum; genellikle eleştiri halindedir, senin negatif yönlerine odaklanır. Çünkü insan, yapı gereği hiç kimsenin kendinden üstün olmasını istemez. Bu, insanları yargılama haline iter. Bu yüzdendir ki önemli olan yalnızca kişinin kendi ile barışık olmasıdır. İnsanlar hep konuşur, bu durumun seni kötü veya iyi etkilemesi tamamen senin elindedir. Eğer kötü etkiye izin verici duruma gelirsen bu, tamamen sana zarar verecektir. İnsanlar konuşur evet, fakat bunun sonucu ile ilgilenmezler.

Kendine Değer Vermeyi Öğrenme Süreci

Peki kişi, kendine değer vermeyi nasıl öğrenir? İlk olarak fark etmeye başlar. Hangi anlarda zarar gördüğünü, kendini geri planda bıraktığını, kimlerin yanında daha az hissettiğini fark eder. Çünkü değersizlik hissi; çoğu zaman dışarıdan gelen bir sesin, zamanla iç sesine dönüşmesidir. Ve insan, çoğu zaman kendi sesi sandığı bu düşüncelerin aslında kendine ait olmadığını fark etmez. Bu noktada yapılması gereken en önemli şey, o sesi sorgulamaktır. “Gerçekten değersiz miyim, yoksa değersiz mi hissettirildim” sorgulaması. Bu soru, kişinin kendine attığı ilk adımdır.

Kişi, değerini başkalarının onayından ayırmayı öğrendikçe özgürleşir. Başkalarının bakışı değişkendir, bir gün seni yücelten bir gün eleştirebilir. Eğer algın buna bağlıysa, sen de sürekli değişen bir zeminde durmaya alışırsın. Bu, insanı yorar. Oysa gerçek değer, sabit bir yerden gelir. Başarıdan, onaydan, karşılaştırmadan bağımsızdır. Kişi, bunu fark ettiğinde artık kendini kanıtlamak zorunda hissetmez. Olduğu haliyle var olmaya, bağımsız olmaya başlar. Ve bu, kişinin kendine yapabileceği en büyük özgürlüktür. Kişi, en çok kendisi olabildiği yerde iyileşir. Unutulmamalıdır ki; senin değerin başkalarının seni nasıl gördüğü değil, senin kendini nasıl gördüğündür. Ve insan, kendine inandığı yerde gerçekten var oluşur.

Tuğçe KİRİŞCİ
Tuğçe KİRİŞCİ
Tuğçe Kirişci , psikoloji 2. sınıf İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’ nde öğrenim görmektedir. Yazma tutkusunu, psikolojiyle birleşim yaparak kendi gelişimini ve bu alanda farkındalık yapmayı hedeflemektedir. Daha güncel konular ile genç kitlenin de farkındalık kazanması onun için önemlidir. Sorumluluğunu yerine getirmeyi seven , çoğunlukla çevreyi gözlemleyen , sakin bir yapıya sahiptir . Bu alanı sadece meslek olarak değil de yaşamın amacı olarak görmektedir. Onun için yazı yazmak bir terapi yöntemidir ve kendini yazı yazdıkça özgür hisseder.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar