Cumartesi, Ocak 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Belirsizlikle Barışmak

Hayatın kendisi belirsiz bir süreçtir. Bu cümleyi okuduktan sonra kaygı seviyenizin arttığını mı hissettiniz yoksa belirsizliği tolere edebilenlerden misiniz? Eğer kaygı düzeyiniz yükseldiyse gelin belirsizlik üzerine biraz konuşalım.

Belirsizlik, aslında “ne olacağını bilememek” ve “olacak olan şey üzerinde kontrol sahibi olamamak” ile ilgilidir. Çoğumuz belirsizlikten bir miktar hoşlanmayız ancak bu durum sizde aşırı seviyede kaygı yaratıyor, depresif hissetmenize sebep oluyor, odaklanmanıza engel oluyor ve hayat kalitenizi bozuyorsa ele alınması gereken bir sorun haline gelmeye başlamış demektir.

Yaşam boyunca pek çok belirsiz durumla karşılaşırız. Doktora gittiğimizde doktorun ne söyleyeceğine dair duyduğumuz belirsizlik, flörtümüzle ilk buluşmamızın nasıl geçeceği gibi yalnızca bizi ilgilendiren durumlar… Bunun yanında değişen yaşam koşulları, ekonomik dalgalanmalar, salgın hastalıklar ve doğal afetler gibi küresel belirsizliklerle de yüzleşmek zorunda kalırız.

Belirsizliğin Kaygı İle İlişkisi

Belirsizlik, özellikle kaygıyı tetikleyen bir durumdur. Eğer belirsiz durumlarda yoğun kaygı yaşıyor, zihniniz sık sık “en kötü ihtimal” üzerine odaklanıyorsa bu oldukça yorucu olabilir. Beynimiz, kontrol edemediğimiz bir sonucu tehdit olarak algılama eğilimindedir. Oysa bu sonuçları değiştirmek çoğu zaman elimizde değildir. Peki böyle bir durumda yapılabilecek şey nedir? Belirsizlikle yaşamayı ve belirsizliği tolere etmeyi öğrenmek. Çünkü belirsizlik, üzerinde kontrol odağı kuramadığımız durumlara işaret eder. Değişim çoğu zaman zordur çünkü eskinin konforu değişimi dirençle karşılamamıza sebep olur. Değişime direnmek ise bazı durumlarda psikolojik olarak yıpratıcı olabilir. Belirsizliğin sebep olduğu kaygı bazen performansımızı ve yaşam kalitemizi olumsuz etkileyebilir.

Belirsizliği Tolere Etme Yöntemleri

Belirsizliği tolere etmek kolay bir beceri olmasa da bunu destekleyebilecek yöntemler vardır. İlk adım, belirsizliği kabul etmektir. Hayatın kendisinin belirsiz bir süreç olduğunu ve çoğu zaman başımıza ne geleceğini bilmeden yaşadığımızı kabul etmek önemli bir başlangıçtır. Psikiyatrist Viktor E. Frankl’ın da söylediği gibi:

“Bir durumu değiştiremediğimizde, kendimizi değiştirmeye davet ediliriz.”

Çoğu psikolojik süreçte olduğu gibi, kabul olmadan iyileşme de olmaz. Bir diğer önemli nokta ise şu soruyu sormaktır: Belirsizlik bizi neden bu kadar kaygılandırıyor? Bu durum; kontrol duygusunu kaybetme korkusu, olumsuz sonuçlarla yüzleşme endişesi gibi farklı nedenlere dayanabilir. Belirsizliği kabul edebildiğimizde sıradaki soru şudur: Belirsiz durumlarda ne yapabilirim?

İşlevsel Başa Çıkma Yolları ve Küçük Denemeler

Örneğin deprem gibi zamanını bilemeyeceğimiz bir durum karşısında önlem almak ya da sağlıklı bir yaşam sürdürerek hastalık riskini azaltmaya çalışmak işlevsel başa çıkma yollarına örnek olabilir. Psikolojik esneklik düzeyini artırmak ve yeni durumlara uyum sağlamak için profesyonel destek almak da bu süreçte yardımcı olabilir. Bunun yanında günlük yaşamda küçük denemelerle de belirsizlik tolerans kapasitesi geliştirilebilir. Örneğin gününüzü ayrıntılı şekilde planlıyor ve listedeki maddelerin dışına çıkmıyorsanız, bir günlüğüne ajandanıza bakmadan günü akışına bırakmayı deneyebilirsiniz. Arkadaşlarınızla buluşurken restoranı her zaman siz seçiyorsanız, bu kez seçimi bir başkasına bırakabilirsiniz.

Davranışçı terapinin öncülerinden Albert Ellis ise şöyle der: “İnsanların çoğu belirsizliği tehdit olarak görür; oysa belirsizlik dayanılmaz değildir — yalnızca düşüncelerimiz onu öyle yapar.” Yani belirsizliğin kendisi değil, ona yüklediğimiz anlam bizi kaygılandırır. Belirsizlik = olumsuzluk demeyi bıraktığımızda, onun getirdiği olumlu ve geliştirici tarafları da görebiliriz. Örneğin restoranı siz seçmediğiniz için yeni ve güzel bir mekânla tanışmak ya da ajandanızdan bağımsız geçirdiğiniz bir günde uzun zamandır görmediğiniz biriyle karşılaşmak gibi.

Sonuç Olarak Seçimlerimiz

Şöyle bir gerçek var ki hayat boyunca pek çok sürprizle karşılaşacağız. Ne kadar plan yaparsak yapalım, her durumu önceden öngörmemiz mümkün değil. Olacak olanı sürekli düşünmek ise çoğu zaman anı yaşamamızı engeller. Psikanalist Wilfred Bion, “bilmeme durumuna tahammül edebilmek, düşünmenin başlangıcıdır” der. Sizi kaygılandıran belirsiz bir durumla karşılaştığınızda, o anki duygu ve düşüncelerinizi fark edin ve kendinize şu soruyu sorun:

“Bu durum karşısında ne yapmayı seçiyorum?”

Kontrol edemediğim bir şey için kendimi yormaya devam mı edeceğim, yoksa hayatı —olduğu haliyle— yeterince iyi bir şekilde karşılamayı mı seçeceğim? Hayatta karşımıza çıkan her şeyi kontrol edemeyiz; ancak karşımızdaki durumla nasıl başa çıkacağımızı seçmek bizim elimizdedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar