Cuma, Ağustos 7, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Ebeveynler Çocuklarının Olumsuz Duygularına Tahammül Etmekte Zorlanıyor?

Bir çocuk ağladığında, korktuğunda, öfkelendiğinde ya da hayal kırıklığı yaşadığında ebeveynlerin ilk tepkisi çoğu zaman bu duyguyu ortadan kaldırmak olur. “Ağlama, geçecek.”, “Korkacak bir şey yok.”, “Üzülme, sana yenisini alırız.” ya da “Böyle öfkelenmen hiç hoş değil.” gibi cümleler, çoğu zaman çocuğun yaşadığı sıkıntıyı azaltma isteğinden doğar.

Çünkü çocuğunun üzülmesini görmek ebeveyn için de zorlayıcıdır. Çocuğun ağlaması ebeveynde çaresizlik, suçluluk veya kaygı yaratabilir. Bazen ebeveyn, çocuğun yaşadığı olumsuz duyguyu kendi başarısızlığının bir göstergesi gibi algılayabilir. Böylece çocuğun duygusu, yalnızca çocuğun yaşadığı bir deneyim olmaktan çıkar ve ebeveynin de düzenlemeye çalıştığı bir duruma dönüşür.

Oysa çocukların sağlıklı duygusal gelişimi, sürekli mutlu olmalarından değil; farklı duyguları tanıyabilmelerinden, ifade edebilmelerinden ve bu duygularla baş etmeyi öğrenmelerinden geçer.

Çocukların Her Zaman Mutlu Olması Gerekir mi?

Çocukluk döneminde üzüntü, öfke, korku, kıskançlık ve hayal kırıklığı yaşamak gelişimin doğal bir parçasıdır. Bu duyguların ortaya çıkması tek başına bir problem değildir. Asıl önemli olan, çocuğun bu duygularla nasıl ilişki kurmayı öğrendiğidir.

Bir çocuğun oyuncağı kırıldığında üzülmesi, istediği oyuncağın alınmaması nedeniyle öfkelenmesi veya arkadaşının onunla oynamaması nedeniyle hayal kırıklığı yaşaması yaşamın kaçınılmaz deneyimleridir. Bu gibi problemler hayatının her evresinde karşısına çıkabilir. Ebeveynin görevi bu deneyimleri tamamen ortadan kaldırmak değil, çocuğun bunlarla başa çıkmasına eşlik etmektir.

Araştırmalar, çocukların duygu düzenleme becerilerinin önemli ölçüde aile ortamı ve ebeveynlerin duygulara yönelik tepkileriyle şekillendiğini göstermektedir. Çocuklar yalnızca ebeveynlerinin kendilerine söylediklerinden değil, ebeveynlerinin duygular karşısında nasıl davrandıklarından da modelleme yoluyla öğrenirler (Morris et al., 2007).

Dolayısıyla çocuk için önemli olan yalnızca “Şu anda mutlu muyum?” sorusunun cevabı değildir. “Üzgün olduğumda ne yapabilirim?” sorusunu cevaplamak uzun vadede çocuğun başa çıkma mekanizmaları geliştirmesine de katkı sağlayacaktır.

Ebeveynler Çocuklarının Olumsuz Duygularına Neden Tahammül Etmekte Zorlanıyor?

Bunun birçok nedeni olabilir. Öncelikle ebeveynler çocuklarını korumak ister. Çocuğun üzülmesini görmek, ebeveynin koruma içgüdüsünü harekete geçirebilir. Bunun yanında ebeveynin kendi çocukluk deneyimleri de duygulara verdiği tepkileri etkileyebilir.

Örneğin çocukken ağladığında “Ağlama, sen güçsüz müsün?” cümlesini sıkça duyan bir ebeveyn, kendi çocuğu ağladığında benzer şekilde tepki verebilir. Ya da çatışma ve öfkenin aile içinde kabul edilmediği bir ortamda büyüyen ebeveyn, çocuğunun öfkesini gördüğünde yoğun biçimde rahatsız olabilir.

Bu noktada yalnızca çocuğun duygusuna değil, ebeveynin o duyguya ilişkin kendi duygusuna da bakmak gerekir. Gottman, Katz ve Hooven’in ortaya koyduğu “meta-duygu” yaklaşımı da ebeveynlerin kendi duyguları ve çocuklarının duyguları hakkındaki düşünce ve hislerinin ebeveynlik davranışlarını etkileyebileceğine dikkat çekmektedir (Gottman et al., 1996). Yani bazen sorun çocuğun üzülmesi değil, ebeveynin çocuğunun üzülmesine tanık olmaya ne kadar dayanabildiğidir.

“Üzülmesin” Diye Her Sorunu Çözmek

Ebeveynin çocuğunun yaşadığı sıkıntıyı hemen ortadan kaldırması kısa vadede rahatlatıcı olabilir. Ancak çocuk her zorlandığında yetişkin devreye giriyor ve sorunu onun yerine çözüyor olduğunda, çocuk zamanla kendi başına baş etme fırsatlarını daha az bulabilir. Örneğin bir çocuk arkadaşının kendisiyle oynamadığını söyleyebilir. Ebeveynin ilk tepkisi, “Ben annesini ararım, onunla konuşurum.” olabilir. Veya daha destekleyici bir şekilde, “Arkadaşın seninle oynamadığı için çok üzülmüş gibisin. İstersen bana ne olduğunu anlatabilirsin.” şeklinde olabilir.

İkinci yaklaşım çocuğun yaşadığı sorunu görmezden gelmez. Tam tersine, çocuğun duygusunu fark eder ve onun yaşadığı deneyimi anlamaya çalışır. Ancak çözümü hemen çocuğun elinden de almaz. Bu ayrım önemlidir. Çünkü destek olmak ile çocuğun yerine baş etmek aynı şey değildir.

Duyguyu Kabul Etmek, Her Davranışı Kabul Etmek Değildir

Ebeveynlerin olumsuz duygular karşısında yaşadığı önemli bir güçlük de duyguyu kabul etmek ile davranışı kabul etmek arasındaki farkın karıştırılmasıdır. Bir çocuk öfkelendiğinde, “Öfkelenmene izin veriyorum.” demek, çocuğun vurmasına, eşyaları fırlatmasına veya başkasına zarar vermesine izin vermek anlamına gelmez.

Ebeveyn aynı anda hem duyguyu kabul edip hem de sınır koyabilir. “Çok öfkelisin, bunu görebiliyorum. Ama kardeşine vurmanı kabul edemem. İstersen biraz sakinleşelim, sonra ne olduğunu konuşuruz.”

Bu yaklaşımla çocuğa “Duygularım kabul edilebilir.” ve “Duygularımı nasıl davranışa dönüştürdüğüm önemlidir.” mesajlarını veririz.

Duygusal gelişim açısından hedef, çocuğun hiçbir zaman öfkelenmemesi veya üzülmemesi değildir. Hedef, bu duyguları tanıyabilmesi ve giderek daha işlevsel yollarla düzenleyebilmesidir.

Bu süreç, çocuğun duygusunu ebeveynin tamamen düzenlemesinden ziyade, ebeveyn ile çocuk arasında bir duygu düzenleme desteği oluşturur. Araştırmalar da ebeveynlerin duygulara verdikleri tepkilerin, duyguları ifade etme biçimlerinin ve çocuklarla duygular hakkında konuşmalarının çocukların öz-düzenleme gelişimiyle ilişkili olduğunu göstermektedir (Hajal & Paley, 2020; Morris et al., 2007).

“Çocuğum Üzülmesin”den “Üzüldüğünde Yanında Olabilirim”e

Ebeveynlikte belki de en zor değişimlerden biri, çocuğun yaşadığı her olumsuzluğu ortadan kaldırma isteğinden vazgeçebilmektir. Çünkü çocuğunun üzülmesine izin vermek, onun acısını önemsememek değildir. Tam tersine, “Bunun senin için zor olduğunu görüyorum. Bunu hemen ortadan kaldıramasam da yanında olabilirim.” mesajı çocuğun öz düzenleme gelişimine katkı sağlayacaktır.

Çocuk böylece üzüntünün tehlikeli olmadığını, öfkenin insanı kötü biri yapmadığını ve hayal kırıklığının dayanılmaz bir deneyim olmadığını öğrenmeye başlar.

Ebeveynin her zaman sakin olması, her durumda doğru cümleyi kurması veya çocuğunun hiçbir zaman üzülmemesini sağlaması mümkün değildir. Önemli olan kusursuz bir ebeveyn olmak değil; çocuğun duygularına karşı giderek daha meraklı, kabul edici ve destekleyici bir tutum geliştirebilmektir.

Çünkü çocukların ihtiyacı sürekli mutlu olmak değil, mutlu olmadıkları zamanlarda da güvende olduklarını bilmektir.

Kaynakça

  • Gottman, J. M., Katz, L. F., & Hooven, C. (1996). Parental meta-emotion philosophy and the emotional life of families: Theoretical models and preliminary data. Journal of Family Psychology, 10(3), 243–268. https://doi.org/10.1037/0893-3200.10.3.243
  • Hajal, N. J., & Paley, B. (2020). Parental emotion and emotion regulation: A critical target of study for research and intervention to promote child emotion socialization. Developmental Psychology, 56(3), 403–417. https://doi.org/10.1037/dev0000864
  • Morris, A. S., Silk, J. S., Steinberg, L., Myers, S. S., & Robinson, L. R. (2007). The role of the family context in the development of emotion regulation. Social Development, 16(2), 361–388. https://doi.org/10.1111/j.1467-9507.2007.00389.x
  • Garcia, K. M., Shroff, D. M., Patrick, A., Ollendick, T. H., & Breaux, R. (2024). A systematic review of parent socialization of negative affect in clinical child samples: Relations to youth emotion regulation abilities. Clinical Child and Family Psychology Review, 27(4), 1054–1087. https://doi.org/10.1007/s10567-024-00508-0
Deniz POLAT
Deniz POLAT
Deniz Polat, psikoloji alanında lisans eğitimini tamamlayan bir psikologdur. Başta çocuklarla çalışma ve gelişim psikolojisi olmak üzere aile terapisi alanına da ilgi duymaktadır. Akademik bilgi birikimini güncel yaklaşımlarla harmanlamayı önemseyen Polat, psikolojinin farklı alt alanlarına dair gelişmeleri yakından takip etmektedir. Yazılarında psikolojiye ilişkin güncel konular başta olmak üzere, okuyucuların ilgisini çekebilecek ve farkındalık kazandırabilecek çeşitli temalara yer vermektedir. Psikolojiyi daha anlaşılır ve erişilebilir kılmayı amaçlayan Deniz Polat, ruh sağlığına dair bilgilendirici ve düşündürücü içerikler üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar