Pazartesi, Temmuz 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Aynı Aile Travmasına Verilen İki Farklı Kardeş Tepkisi: Joachim Trier’in Manevi değer filmi ve Sophokles’in Elektra Tragedyası üzerine

Joachim Trier’ın yönetmenliğini üstlendiği Manevi Değer filmi 2025 yılında seyirci ile buluşacaktır. Filmin senaryosunu Joachim Trier ve Eskil Vogt birlikte kaleme almıştır. Dostlukları eskiye dayanan ikili, daha önce Reprise (2006), Oslo, 31 Ağustos (2011), Sessiz Çığlık (2015), Thelma (2017) ve Dünyanın En Kötü İnsanı (2021) filmlerinde de beraber çalışmışlardır. Film, bir baba ve iki kızı arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Baba Gustav Borg (Stellan Skarsgård), eski eşinin ölümü üzerine cenaze için eve gelir. Oslo’daki bu ev, nesiller boyunca aileye aittir ve filmde merkezi bir konumda yer alır. Sonrasında uzun süredir görüşmediği kızları Nora (Renate Reinsve) ve Agnes (Inga Ibsdotter Lilleaas) ile arasını düzeltme umuduyla şehirde kalır. Nora bir tiyatro oyuncusu, Agnes ise tarihçidir. Gustav, kendi ailesinden ilham alarak yazdığı filmin başrolünü büyük kızı Nora’ya teklif eder. Gustav, filmin annesinin trajedik hikayesini konu aldığını ve filmi Nora’yı düşünerek yazdığını söyler. Fakat Nora bu teklifi reddeder. Gustav rolü, ünlü oyuncu Rachel Kemp (Elle Fanning)’e verir. Filmin çekimlerinin başlamasıyla aile içi ilişkilerde derinlik kazanmaya başlar.

İki kız kardeş birbiriyle kopmamış, fakat hayatta farklı yollar seçmişlerdir. Nora, oyunculuk kariyerine odaklanmış ve ünlü bir tiyatro oyuncusu olmuştur. Duygularını yoğun ve açık bir şekilde yaşar; geçmişi açıkça sorgular. Agnes ise akademisyen ve tarihçidir. Eşi ve çocuğuyla sakin ve düzenli bir hayat yaşamaktadır. Nora’ya göre, duygularını bastıran ve daha kontrollü yaşayan bir karakterdir. Geçmişi açıkça sorgulamak yerine bunu sessizce yapar. Kardeşlerin, uzun zaman önce evden ayrılan babanın dönüşüne tepkileri de farklıdır. Nora, babası Gustav’a karşı öfkeli ve mesafelidir. Agnes ise babasıyla ilişkisinde daha sakin ve uzlaşmacı hareket eder. Nora karakteri, kariyer odaklı, dışa dönük, bağımsız, duygu kontrolünde zorlanan ve çatışmacıdır. Agnes ise daha aile odaklı, içe dönük, sakin ve uzlaşmacı bir karakterdir.

Bu iki kardeşin travmaya, kayba ve yasa verdiği farklı tepkiler, Sophokles’in Elektra (2012) tragedyasını anımsatır. Sophokles, milattan önce 495-406 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının en önemli yazarlarından biridir. Sophokles’in Aias, Antigone, Kral Oidipus, Trakhisli Kadınlar ve daha birçok eseri bulunmaktadır. Bu eserlerden biri de Elektradır. Elektra, Kral Agamemnon ile Klytaimnestra’nın kızıdır. Agamemnon, Truva savaşında tanrıların desteğini almak için kızı Iphigeneia’yı kurban eder. Bunu affetmeyen Klytaimnestra, kızının intikamını almak için Agamemnon’un dönüşünü bekler. Döndüğünde de aşığı Aigisthos ile birlikte olup onu öldürür. Daha sonra ülkenin kral ve kraliçesi olurlar. Bu sırada Elektra, zarar görmemesi için erkek kardeşi Orestes’i uzak bir ülkeye gönderir. Büyüdükten sonra dönüp babasının intikamını almasını umut eder. Annesi ve yeni kralını kabullenmeyen Elektra, babasının yasını yoğun duygular ve şiddetli tepkilerle tutarken, kardeşi Khrysothemis ise yasını daha farklı bir şekilde yaşamaktadır.

Elektra, babasının ölümünü unutmaz ve sürekli intikam ister. Yaşananları kabullenmez ve isyan eder; öfkesini açıkça dışa vurur. Annesi Klytaimnestra ve Aigisthos’un hükümdarlığını kabul etmez. Cesur ve umutlu bir şekilde kardeşi Orestes’in gelip intikamlarını almasını bekler. Khrysothemis ise geçmişi bir kenara bırakıp intikam yerine huzurlu bir hayatı seçer. İtaatkâr ve uzlaşmacıdır; annesine ve eşine karşı gelmekten korkar. Kardeşi Orestes’in dönmesini istese de buna umut bağlamaz. Elektra, isyanı, direnişi ve intikamı temsil ederken, Khrysothemis ise güvenliği, hayatta kalmayı ve uyumu temsil eder. Bir yanda direnmeyi yaşamın üstünde tutmak, diğer yanda ise kabullenmek ve yaşamı korumak vardır.

Hem Manevi Değer’de hem de Elektra’da kardeşler benzer aile travmaları yaşarlar; ancak travmayı işleme biçimleri tamamen farklıdır. Elektra, travmasına takılı kaldığı için hayatını yaşayamaz. Khrysothemis, travmasını bastırır ve yaşamına devam etmek ister. Nora, Elektra gibi yoğun duygularla baş etmeye çalışırken yaşamında zorluklar yaşar. Agnes ise Khrysothemis gibi daha sakin ve yaşam odaklıdır; ondan farklı olarak yaşananları anlamlandırmaya çalışmaktadır.

İki eserde de kardeşler direnişçi ve uzlaşmacı olarak birbirinden ayrılırlar. Elektra ve Nora, yaşananlara direnir; öfkelerini açıkça dışa vururlar. Khrysothemis ve Agnes ise yaşananlara karşı kabullenici bir tutum sergilerler. Daha sakin ve uzlaşmacıdırlar. Yas, birbirinden farklı şekilde ortaya çıkar. Bazen öfke, bazen kabulleniş; bazen savaşmak, bazen de kaçmak. Elektra, geçmişten kopamazken, Khrysothemis ise geçmişi yok saymaya çalışır. Nora, geçmişten kaçmaya çalışırken, Agnes ise geçmişi anlamaya çalışır.

Acılar benzer ya da aynı olsa bile tek bir doğru tepkisi yoktur. Bireyin karakteri, olay, zaman, yer; her bir ayrıntı yaşananlara verilecek olan tepkileri etkilemektedir. Joachim Trier’in Manevi Değer filmi ile Sophokles’in Elektra tragedyası, aynı aile travmasının bireylerde farklı ruhsal sonuçlar doğurduğunu gösterir. Freud’un Yas ve Melankoli kuramı üzerinden okunduğunda, eserlerdeki kardeşler kaybı farklı biçimlerde işler; biri yasın dönüştürücü olanağına yaklaşırken, diğeri melankolik biçimde kaybın içine hapsolur. Böylece aile travması, yalnızca ortak bir geçmiş değil, her öznenin farklı psikolojik yapılarıyla yeniden kurulan bireysel bir deneyim haline gelir.

Freud’un yas ve melankoli makalesini incelediğimizde “Kayıp” kavramının ortak bir nokta olduğunu görüyoruz. Sevilen bir yakının kaybı ya da ülke, özgürlük, ideal gibi soyut birtakım değerlerin kaybedilişine verilen tepki yas ya da melankoliye sebep olmaktadır. Yas (mourning) durumunda kayıp kabul edilir. Melankoli (melancholia) durumunda ise kayıp tam olarak işlenemez. Freud’a göre, benzer durumlarda bazı bireylerde olağan şekilde yas tepkisi gözlenirken, bazı bireylerde ise patolojik bir konum olarak melankoli gözlenmektedir.

“Klinik tablolar, yas ve melankoli arasındaki bağı doğrular gözükmektedir ve dahası çevresel etkilerden kaynaklanan nedenler, her iki durum için ayırdı mümkün olmayacak derecede benzerlik sergilemektedir. Yas, sevilen bir yakının veya ülke, özgürlük, bir ideal gibi düşünsel-soyut bazı değerlerin kaybına karşı gelişen bir reaksiyondur. Yasa neden olan olayların benzerleri, bazı insanlarda, bizde patolojik bir dispozisyon şüphesi doğuracak şekilde melankoliye neden olurlar” (Freud, 1917; akt., Uslu ve Berksun, 1993, s. 1).

Freud, yas ve melankoli için oluşum noktalarında benzeşse de işleyiş süreçlerinde farklılaştığını ifade etmektedir. Bu doğrultuda kayba verilen tepki aynı çıkış noktasına sahip olsa da işleyiş süreci açısından farklılık gösterir.

Herman (1992), Travma ve İyileşme makalesinde travmanın insanların kontrol, bağ kurma ve yaşamı anlamlandırma duygularını altüst ettiğini ifade eder. “İster doğal afetler ister insanların neden olduğu vahşet olayları olsun, travmatik yaşantılar bireylere kontrol, bağlılık ve yaşamda anlam duygusu sağlayan olağan başa çıkma ve destek sistemlerini altüst eder. Bu olaylar, nadir oldukları için değil, insanın uyum sağlama kapasitesini aşacak kadar yoğun oldukları için olağanüstüdür” (Herman, 1992).

Bu nedenle benzer travmatik olaya maruz kalan bireyler, travmayı farklı şekillerde işleyebilirler ve farklı baş etme yöntemleri geliştirebilirler. Van der Kolk (2019), benzer şekilde travmatik olayların bireylerde savaşma, kaçma ve donakalma gibi tepkileri ortaya çıkardığını göstermiştir. Bunlara ek olarak da öfke, kaçınma, utanç ve suçluluk gibi çeşitli tepkilere de yol açabilmektedir.

Bu karşılaştırma, aile travmasının ortak bir deneyim olmasına rağmen bireyler üzerinde tek tip bir ruhsal etki yaratmadığını göstermektedir. Aynı aile içerisinde büyüyen, aynı kaybı deneyimleyen kardeşler bile travmayı aynı şekilde anlamlandırmaz ve işlemez. Hem Sophokles’in Elektra tragedyasında hem de Joachim Trier’in Manevi Değer filminde kardeşlerin aynı aile geçmişine verdikleri farklı tepkiler, travmanın öznel niteliğini görünür kılmaktadır. Bu durum, onların travma yaşamadıklarını veya daha az yaşadıklarını göstermez. Aksine, aynı travmatik deneyimlere farklı baş etme yöntemleri oluşturduklarını gösterir. Bu sebeple travma, sadece paylaşılan bir aile öyküsü değil, her bireyin kendi psikolojik yapılanması, savunma mekanizmaları, duygudurumu ve tecrübeleri doğrultusunda şekillendirdiği deneyimlerdir. Bu bağlamda çalışma, antik Yunan tragedyası ile çağdaş dönem sinemasının ortak bir ruhsal konuyu ele almaktadır. Maruz kalınan travmatik deneyim ortak olsa da yaşanış ve ruhsal olarak işleniş biçimleri birbirinden çok farklı ihtimallere doğru açılabilir. Aynı aileden gelen kardeşler bile kaybı, suçluluğu, öfkeyi ve yası farklı şekillerde anlamlandırır ve işler. Bu farklılık, bizlere travmanın birey özelinde geçmiş yaşantıdan ayrılarak yeniden kurulan bir süreç olduğunu gösterir. Bu doğrultuda aile içi travmayı anlamak için yalnızca ortak deneyimlere değil, o deneyimleri her bireyin nasıl işlediğine odaklanmak gerekir.

Kaynakça

  • Freud, S. (1917). Mourning and melancholia. (J. Strachey, Ed. ve Çev.), The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud içinde (Vol. 14; s 243-258). London, England: Hogarth Press.
  • Herman, J. L. (1992). Trauma and Recovery. New York: Basic Books.
  • Sophokles, (2012). Elektra, (Çev.: A. Erhat), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul.
  • Van der Kolk, B. A. (2019). Beden kayıt tutar.(çev. NC Maral). Ankara: Nobel Yaşam.(Orijinal çalışmanın basım tarihi 2014).
Ahmet Onur Can
Ahmet Onur Can
Klinik psikolog ve psikoterapisttir. İstanbul Psikoterapi Okulu'nda Psikanalitik Psikoterapi kuramsal eğitimi almıştır. Psikanaliz, psikoterapi, sinema, sanat ve kültürel çalışmalarla ilgilenmektedir. Sinema üzerine yazıları yayımlanmıştır. Yazılarında ruhsallık, kültür ve sanat arasındaki karşılıklı etkileşimleri psikanalitik bir perspektifle ele almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar