Salı, Haziran 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

DÜZEN Mİ, TAKINTI MI? OKB İle Tanışalım

Yaşam boyunca pek çok kişi ütüyü kapattığından emin olamaz ya da düzen konusunda titiz davranabilir. Ancak Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB), bu basit endişelerin çok ötesinde, zihnin sürekli kişiye rahatsızlık verecek şekilde düşünce, dürtü veya imgelere alarm verdiği kronik bir durumdur. Ruh sağlığı uzmanlarının “altın rehberi” olarak kabul edilen DSM-5, OKB’yi kaygı bozukluklarından ayırıp kendine özgü klinik spektrumun merkezi olarak tanımlamaktadır (APA, 2013).

OKB’nin Tanımlanması
DSM-5 ile gelen, OKB’nin “Kaygı Bozuklukları” kategorisinden çıkarılıp “Obsesif-Kompulsif ve İlişkili Bozukluklar” adlı yeni bir başlık altına alınması, hastalığın sadece korkuyla değil, tekrarlayan nöral döngülerle ilgili olduğunu gösterir (APA, 2013). Tanı konulabilmesi için obsesyonların (davetsiz gelen ve kişide belirgin sıkıntıya neden olan tekrarlayıcı düşünceler) ve kompulsiyonların (bu düşünceleri rahatlatmak için yapılan tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemler) kişinin günlük hayatında 1 saatten fazla zaman harcaması ve kişinin sosyal/işlevsel hayatını ciddi ölçüde kısıtlaması gerekir. Ayrıca DSM-5, bireyin bu düşüncelerin anlamsızlığını ne kadar fark edip etmediğini ölçen “içgörü belirleyicilerini” de tanı kriterlerine eklemiştir. “Obsesyonlar sadece aşırı endişeler değildir; bunlar kişinin zihnine zorla giren, istenmeyen ve belirgin bir kaygıya neden olan ısrarcı düşünceler, imgeler veya dürtülerdir.” (APA, 2013)

“Kompulsiyonlar (ritüeller) ise, obsesyonun yarattığı anksiyeteyi geçici olarak rahatlatan yalancı dostlardır; kısa vadede rahatlatır ancak uzun vadede takıntıyı besleyen ve kalıcı kılan en güçlü yakıttır.” (Abramowitz, 2006; Türkçapar, 2009)

Obsesif Kompulsif Bozukluğa Bilişsel Davranışçı Terapi ile Müdahale
Salkovskis, 1985’deki makalesinde, her insanın zihnine tuhaf düşüncelerin gelebileceğini fakat OKB’de kişinin bu düşünceleri yanlış değerlendirdiğini ve bu düşünceleri uyarı olarak algıladığını vurgulamıştır. Bu noktada Düşünce-Eylem Kaynaşması (Thought-Action Fusion) devreye girer: Kişi, kötü bir şeyi düşünmenin onu yapmakla ahlaki açıdan aynı olduğuna inanır (Rachman, 1997). Bu bilişsel hata, kişiyi yoğun bir suçluluk ve “düşünceleri üzerinde hissettiği sorumluluk” döngüsüne hapseder.

OKB Tedavisinde Davranışçı Deneyler ve Tepki Önleme (ERP)
Modern Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yönteminde, özellikle Prof. Dr. Hakan Türkçapar, OKB tedavisinin Maruz Bırakma ve Tepki Önleme (ERP) olduğunu vurgular. Bu yöntem, bireyin zihnindeki yanlış inançları fark edebildiği bir deneyimsel öğrenme sürecidir. Bu süreçte kişi, kaçındığı durumlarla (maruz bırakma) kademeli bir şekilde yüzleşir ve bu sırada kaygıyı dindirmek için başvurduğu zihinsel veya fiziksel ritüelleri (kompulsiyonlar) engellenir. Böylece beyin, hiçbir müdahale olmaksızın yaşadığı yoğun kaygının kendiliğinden azaldığını, kaygı ile kalabilmeyi ve aslında onun bir felaket olmadığını deneyimleyerek alışma (Habituation) sürecine girer (Foa & Kozak, 1986).

Örneğin, kişi elini yıkamadığında bir felaket olacağı inancına sahipse, terapi sürecinde elini yıkamamanın bir felakete neden olmayacağını deneyimler. ERP sayesinde beyin, daha önce “tehlike” olarak algıladığı uyarana karşı duyarsızlaşır.

Sonuç: Zihinsel Rahatlama, Konforlu Yaşam
İyileşme, zihnin tamamen sessizleşmesi değil, gelen seslerin artık birer “emir” gibi algılanmamasıdır. BDT odaklı bir süreçle, birey zihninden geçen düşünceleri süzgeçten geçirip yeniden değerlendirebilmeyi öğrenir. OKB nörobiyolojik bir süreçtir ve doğru klinik müdahale ile bu döngüden çıkmak mümkündür (Baer, 2012).

Makbule Altay
Makbule Altay
Girne Amerikan Üniversitesi mezunuyum. Lisans süreci boyunca Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi,Akademya Psikoloji ve NPCYP Psikiyatri Merkezinde klinik stajlarımı tamamladım.Güncel almakta olduğum eğitimler;BDPD Temel BDT Eğitimi,Kıbrıs Ruh Sağlığı Enstitüsü, Naadac Madde Bağımlılığı Eğitimi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar