Pazartesi, Mayıs 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Hayatımızdan Çıkan İnsanlar: Ayaklarım Geri Geri Gidiyor

Birinin hayatımızdan çıkışı, bir yas süreci başlatır. İlk gün, şoku üzerinizden atamazsınız. İlk hafta, hüznünüz kaybın yarattığı boşluğa dolar. Kırk gün sonra, zihninizde hatıraları kavurursunuz. Onların bir zamanlar yanınızda olduklarına dair tek kanıtınız artık kendi hafızanızdır. Eskiden neyin sizi rahatsız ettiğini unutmaya başlarsınız. Geçmişteki problemler bir şekilde çözülmüştür ve elbette herkes çözümünü bildiği problemlere sahip olmak ister.

Gözlerinizi sıkıca kapatırsınız ve sadece biraz daha hatırlayabilmek istersiniz. Yaşarken ne hissettiğinizin önemi yoktur; önemli olan şu an ne kadar mükemmel gözüktüğüdür. Gözlerinizi açtığınızda, gerçekler sizin yarattığınız karanlığın içinde kaybolmaz. Gidenlerin bir yerlerden çıkıp geri gelmelerini ve size ışık olmalarını beklersiniz; oysa onlar da giderek karanlığa gömülürler.

Unutmaya sondan başlarsınız; asla sindiremeyeceğinizi düşündüğünüz anıları ilk başta işlersiniz. Böylece kalan vaktiniz, sadece bir gece vakti yan yana kaldığınız o hatıraya ait olur. Üzücü anıları es geçersiniz ve geçmişteki bir şakaya gülümsememeye çabalarsınız. Neyi farklı yapabileceğinizi düşünürsünüz. İlk hatanın nerede olduğunu bulmaya çalışırsınız. Oysa bunun hiçbir şeye faydası yoktur; çünkü tek bir ilmeği kurtarmak için artık tüm dikişleri sökmeniz gerekir.

Her düşünce, aklınızdaki kişiyi sayısız parçaya böler. Yıllarca uğraşsanız bile, tüm parçaları yeterince tanıyamayacağınızı fark edersiniz. Artık sevdiğiniz tüm o parçaları, bölünürken sizi de yaralayanlardan ayırmak zorlaşır. Her parçanın aynı kişiyi oluşturduğunu görmek, içinizde durmak bilmeyen bir ihanet hissine yol açar. Ve en sonunda olay yerinden sadece siz kalmışsınızdır. Dört tarafınız bomboştur; siz de gölgenizi hedef alırsınız.

Bir köşeye çekilip bu savaşın geçmesini beklersiniz. Oysa güneş her sabah doğdukça, sizde de bir doğum sancısı baş gösterir. Böylece siz de yeni doğmuş bir bebek gibi, hayatta olduğunuz sürece acının kaçınılmaz olduğunu fark edersiniz. Ve acı, siz gözden kaybolana kadar sizi kovalamaz; sizi zaten yakaladığı için kaybolmak istersiniz. Böylece geriye pek yapacak bir şey kalmaz; eski arkadaşlarınızla buluşursunuz, spora gitmeye çalışırsınız, saçınızı değiştirirsiniz, bazı sokaklardan özellikle kaçınırsınız, farklı yollara saparsınız… Eskiye dönemiyorsanız, yeniyi hedeflersiniz. Fakat hiçbir an kendiniz gibi hissettirmez. Böylece akrep ve yelkovanın arasında kalırsınız; geçen her saniye sizi biraz daha sıkıştırır. Geçmiş ise sonsuz gibi gözükür. Esnektir bir kere; istediğiniz gibi değiştirirsiniz. Kırgınlıklar hep anlıktır. En büyük mutluluğunuz ise tekrar yaşanamayacak kadar eski, asla unutamayacağınız kadar yenidir.

Yeni anılar üst üste bindikçe, o kişilere ait çok az şey hatırlamaya başlarsınız. Bir zamanlar unutmak için çabaladığınız yüzlerini, artık ne kadar uğraşsanız da anımsayamazsınız. Kafanızdaki bütün düşünceler susar ve bir suçlu aramazsınız. Suçlayacak kimse kalmamıştır; bütün kayıtlar neredeyse silinmiştir ve olay yerinde kimse kalmamıştır. Bir sonraki istenmeyeceğiniz ve değersiz hissedeceğiniz ana kadar her yer süt limandır; kendinizi suçlamayı bırakırsınız.

Döngüleri kırmanız ve kendi mahkemenizde suçsuz bulunmanız dileğiyle.

Zümra Batuz
Zümra Batuz
Zümra Batuz, Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü dördüncü sınıf öğrencisidir. Akademik ilgisi psikodinamik kuramlar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve oyun terapisi alanlarında eğitimler almıştır. Türk Hava Yolları bünyesinde ve klinik alanda staj yapmıştır. İlerleyen meslek hayatında klinik psikoloji alanına yönelmeyi hedefleyen Zümra Batuz, psikolojik kavramların gündelik yaşamdaki izlerini yazılarına taşır. İnsana dair her şeyin duyulmaya ve görülmeye değer olduğunu düşünmektedir ve yazılarında öz farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar