Pazartesi, Ağustos 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Şefkat ile Sınır Arasında: Ebeveynlikte Yeni Denge

Şefkat ile Sınır Arasında: Ebeveynlikte Yeni Denge

Son yıllarda çocuk yetiştirme anlayışında dikkat çekici bir dönüşüm yaşandığını görüyoruz. Çocuğun duygularını merkeze alan, onu bağımsız bir birey olarak gören yaklaşımlar giderek daha fazla artış gösteriyor. Bu önemli değişim, ebeveynlikte yeni bir denge arayışını da beraberinde getiriyor: Duygusal ihtiyaçlara duyarlılıkla sınır koyma arasındaki hassas denge.

Geçmişte yaygın olarak benimsenen ebeveynlik stillerinden biri otoriter yaklaşımdı. Bu modelde itaat ön plandadır; ebeveyn, kendi doğrularının sorgulanmaksızın kabul edilmesini bekler. Çocuğun duygularını ifade etmesine ya da farklı düşünmesine çoğu zaman yeterince alan açılmaz. Böyle bir ilişkisel iklimde büyüyen çocuk, zamanla hissettiklerinin önemsiz ya da yanlış olduğu yönünde bir algı geliştirebilir (Baumrind, 1966). Sevgi ve kabulün yalnızca belirli beklentiler karşılandığında görünür hale gelmesi ise çocukta koşullu kabul algısı oluşturabilir (Assor ve ark., 2004).

Bugün ebeveynlikte gözlenen bu dönüşümü tek bir nedene indirgemek mümkün değildir. Çocuk merkezli yaklaşımların yaygınlaşması, duygusal farkındalığın artması ve toplumsal ebeveynlik söylemlerindeki değişim önemli bileşenler arasında yer almaktadır. Geçmişte daha katı sınırlar içinde büyüyen ebeveynlerde görülen telafi etme eğilimi de bu tablonun önemli parçalarından biridir. Kendi çocukluklarında daha fazla kontrol edilmiş, yeterince görülmemiş ya da duygusal olarak sınırlandırılmış bireyler, çocuklarıyla daha farklı bir ilişki kurma isteği taşır. Bu anlaşılır yönelim, bazı durumlarda sınırın geri planda kalmasına alan açabilir. Bazı durumlarda bu yönelim, geçmişten taşınan çatışmadan kaçınma eğilimleriyle de birleşebilir. Young ve Klosko (2020), bireyin ilişkilerde kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak uyumu korumaya yöneldiği boyun eğici örüntülerin, sınır koymayı zorlaştırabileceğini belirtmektedir. Bu çerçevede çocuğun sınırlara gösterdiği tepki ebeveynde “bir yerde yanlış yapıyorum” duygusunu tetikleyebilir.

Çocuğun duygusal tepkileri, ebeveyn tutumunu belirleyen temel referanslardan birine dönüşebilmektedir. Üzüntü, öfke ya da hayal kırıklığı karşısında sınırı korumak zorlaştığında ilişkide hissedilen fakat giderek belirsizleşen bir yapı haline gelir. Yeni nesil ebeveynlik biçimlerindeki bu değişim, çocuğun dünyayı anlamlandırma biçiminde de belirgin izler bırakmaktadır. Çocuk çoğu istediğini istediği an elde ettikçe bekleme, erteleme ve emek verme süreçleri geri çekilir. Özellikle çaba düşük olsa bile yoğun övgü ve onayla karşılık verilen ilişkilerde, istenilen sonuca ulaşmak için emek vermenin önemi arka planda kalabilir. Bu noktada çocuğun yaptığı şeyden bağımsız olarak sürekli değerli olduğu mesajı öne çıkar. Ancak bu mesajın aşırı ve dengesiz biçimde verilmesi çabanın anlamını geri plana itebilir. Böylece istemenin ve var olmanın tek başına yeterli olduğu yönünde örtük bir öğrenme zemini oluşur.

Günlük yaşamda bunun etkileri daha görünür hale gelir. Ev ortamında hızla karşılanan talepler; dış dünyanın kurallarıyla karşılaştığında çocuk için zorlayıcı yaşantılar ortaya çıkabilmektedir. Sabır, bekleme kapasitesi ve hayal kırıklığını düzenleme becerisiyse tam da bu karşılaşmalar içinde gelişmektedir. Bu noktada çocuk hem anlaşılmaya hem de belirli sınırlar dahilinde çerçevelenmeye ihtiyaç duyar.

Sonuç olarak sağlıklı sınırlar çocuğu kısıtlayan duvarlar değildir, aksine dünyayı anlaşılır ve öngörülebilir kılan referans noktalarıdır (Mackenzie, 2010). Duyguların görüldüğü, sınırların ise tutarlılıkla korunduğu ilişkiler çocuğa yalnızca anlaşılma deneyimi sunmaz; aynı zamanda dünyanın güvenle keşfedilebilecek, öngörülebilir bir yer olduğunu da öğretir.

Kaynakça

  • KAYNAKÇA
  • Assor, A., Roth, G. ve Deci, E.L. (2004). Algılanan Ebeveynlerin Koşullu Saygısının Duygusal Maliyetleri: Bir Öz Belirleme Teorisi Analizi. Kişilik Dergisi, 72, 47-89. http://dx.doi.org/10.1111/j.0022-3506.2004.00256.x
  • Baumrind, D. (1966). Effects of Authoritative Parental Control on Child Behavior. Child Development, 37(4), 887–907. https://doi.org/10.2307/1126611
  • Mackenzie, R. J. (2010). Çocuğunuza Sınır Koyma (M. Gün, Çev.). Yakamoz Kitap. (Orijinal çalışma 1998’de yayımlanmıştır).
  • Young, J. E., & Klosko, J. S. (2020). Hayatı Yeniden Keşfedin: Daha Cesur, Üretken Ve Doyumlu Bir Hayat İçin Gerekli Araçlar (S. Kohen & D. Güler, Çev.). Psikonet Yayınları. (Orijinal çalışma 1993’te yayımlanmıştır).
Eslem Yıldırım
Eslem Yıldırım
Eslem Yıldırım, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Kuramsal bilgiyi uygulamayla buluşturmayı merkeze alır; başta Bilişsel Davranışçı Terapi olmak üzere çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmaya yönelik çeşitli eğitimler almıştır. Çocuklarla yürüttüğü çalışmalarda özellikle dikkat gelişimi, duygusal farkındalık ve ilişki becerilerine; yetişkinlerle çalışmalarında ise duygu düzenleme, farkındalık ve psikolojik esneklik süreçlerine odaklanır. Eğitim hayatı ve mesleki deneyimleri boyunca anaokulları ve farklı kurumlarda görev almış; çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerini doğal ortamlarında gözlemleyerek değerlendirme, izlem ve müdahale süreçlerinde aktif rol üstlenmiştir. Bireysel ve grup çalışmalarının yanı sıra aileler ve öğretmenlerle iş birliği içinde çalışır. Güncel bilimsel literatürü yakından takip eder; edindiği kuramsal bilgiyi ve klinik deneyimi, günlük yaşamla ilişkilendirilebilen ve geniş kitlelere hitap eden bir dilde aktarmayı önemser.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar