Naber? ve Olası Cevapları
Gün içerisinde aldığımız birçok mesaj ya da arama, bir “Nasılsın, naber?” sorusunu içeriyor. Bir nevi kültürel bir gereklilik haline gelen bu soru, maruz kalmaya dayalı oluşan toplumsal alışkanlıktan dolayı kısa bir otomatik cevapla geçiştiriliyor. Belki soran kişi gerçekten nasıl olduğumuzla ilgilenmiyor, belki de biz o soruyu cevap verilmesi gereken bir soru olarak görmüyoruz. Ancak yine de o verdiğimiz “iyi”, “kötü” gibi otomatik yanıtlar oldukça genelleyicidir ve duygusal deneyimin karmaşıklığını yeterince yansıtamaz.
Duygusal granülerlik ise tam bu noktada devreye girer ve bireyin duygusal ifadelerini daha ince ayrımlarla tanımlayabilmesi anlamına gelir. Mesela “kötüyüm” yerine “hayal kırıklığı yaşıyorum” ya da “kendimi çaresiz hissediyorum” diyebilmek bu kapasitenin bir göstergesidir (Barrett, 2004). Ve bu beceri yalnızca dilsel bir farklılık değil; aynı zamanda duygusal deneyimin işlenme ve hatırlanma biçimini doğrudan etkileyen bir psikolojik süreçtir.
Kuramsal Temeller
Duygusal granülerlik, büyük ölçüde yapılandırmacı duygu kuramlarına dayanmaktadır:
-
Psikolojik İnşaacılık Yaklaşımı (Constructed Emotion Approach)
-
Dil ve Kavramsal Temsiller Yaklaşımı (Language and Conceptual Knowledge Approach)
-
Duygu Düzenleme Kuramı (Emotion Regulation Framework)
-
Boyutsal Duygu Modeli (Dimensional Model of Emotion)
-
Duygusal Farkındalık ve Zihinselleştirme Yaklaşımı (Emotional Awareness and Mentalization)
Bu yaklaşımları kısaca özetlemek gerekirse: Duygular hazır ve evrensel paketler değildir. Beyin beden duyumlarını ve geçmiş deneyimleri kullanarak duyguları anlık olarak inşa eder (Lisa Feldman Barrett, 2017). Aynı zamanda duyguları anlamak için kelimelere ve kategorilere ihtiyaç vardır, bu şekilde daha ince ayrımlar yapılabilir ve duygular daha doğru ifade edilebilir. Bu nedenle granülerlik yalnızca “hissetmek” değil aynı zamanda kavramsallaştırmak ve adlandırmak ile ilgilidir (Lisa Feldman Barrett, Lindquist, & Gendron, 2007).
James Gross (1998)’un duygu düzenleme modeline göre ise duyguları etkili yönetebilmek için önce onları doğru tanımak gerekir. Bu bağlamda yüksek duygusal granülerlik, daha uygun başa çıkma stratejileri seçmeyi sağlar. Örneğin, “stresliyim” demek kaçınma davranışını gösterirken; “kaygılıyım çünkü belirsizlik var” cümlesi plan yapma davranışını gösterir. Son olarak, duygular genellikle valans (iyi-kötü) ve uyarılmışlık (düşük-yüksek enerji) boyutları üzerinden ele alınır. Duygusal granülerlik ise bu geniş boyutlar içerisinde daha spesifik duyguları ayırt edebilme becerisini ifade eder (James A. Russell, 1980).
Düşük Duygusal Granülerlik ve Psikopatoloji
Düşük duygusal granülerlik, çeşitli psikolojik sorunlarla ilişkilendirilir. Özellikle depresyon ve anksiyete bozukluğu yaşayan bireylerin duygularını ayrıştırmakta zorlandıkları ve daha genel ifadeler kullandıkları gözlemlenmiştir (Demiralp et al., 2012).
Bu durum bireyin yaşadıklarını anlamlandırmasını zorlaştırarak etkili baş etme yöntemleri geliştirmesini engelleyebilir. Ayrıca durum bazı uzmanlar tarafından aleksitimi ile de ilişkili olarak görülebilmektedir. Uzmanlarımızın görüşlerine saygı duymakla beraber şunu da belirtmekte fayda var ki literatüre göre granülerlik, aleksitimiden daha geniş ve dinamik bir kapasiteyi ifade eder.
Klinik Uygulamalar
Psikoterapi süreçlerinde granülerliğin geliştirilmesi önemli bir hedef olarak ele alınabilir. Terapötik müdahalelerde genellikle duygu etiketleme çalışmaları, duygu günlüğü tutma, bedensel duyumlarla duygular arasındaki bağlantıyı kurma ve alternatif duygu kelimeleri üretme gibi teknikler kullanılabiliyor.
Son Olarak
Duygusal granülerlik, bireyin duygusal dünyasını anlamlandırma ve düzenleme kapasitesinde merkezi bir rol oynar. Bu kapasitenin gelişimi, yalnızca psikopatolojinin azaltılması açısından değil, aynı zamanda bireyin iyi oluş halinin arttırılması açısından da önemlidir. Duyguları daha hassas bir yerden ifade edebilme, bireyin önce kendisiyle kurduğu ilişkiyi sonra da çevresiyle kurduğu bağları derinleştirir.
Duygular ve temsil arasındaki bağlantıya metafor olabilecek bir film önerisi ile yazıyı kapatmak istiyorum. İşe Yarar Bir Şey (2017, Pelin Esmer)
Kaynakça
Barrett, L. F. (2004). Feelings or words? Understanding the content in self-report ratings of experienced emotion. Journal of Personality and Social Psychology, 87(2), 266–281.
Barrett, L. F. (2017). How emotions are made: The secret life of the brain. Houghton Mifflin Harcourt.
Barrett, L. F., Gross, J., Christensen, T. C., & Benvenuto, M. (2001). Knowing what you’re feeling and knowing what to do about it: Mapping the relation between emotion differentiation and emotion regulation. Cognition & Emotion, 15(6), 713–724.
Demiralp, E., Thompson, R. J., Mata, J., Jaeggi, S. M., Buschkuehl, M., Jonides, J., Gotlib, I. H. (2012). Feeling blue or turquoise? Emotional differentiation in major depressive disorder. Psychological Science, 23(11), 1410–1416.
Kashdan, T. B., Barrett, L. F., & McKnight, P. E. (2015). Unpacking emotion differentiation: Transforming unpleasant experience by perceiving distinctions in negativity. Current Directions in Psychological Science, 24(1), 10–16.
Lisa Feldman Barrett. (2017). How emotions are made: The secret life of the brain. Houghton Mifflin Harcourt.
Lisa Feldman Barrett, L. F., Lindquist, K. A., & Gendron, M. (2007). Language as context for the perception of emotion. Trends in Cognitive Sciences, 11(8), 327–332. https://doi.org/10.1016/j.tics.2007.06.003
James Gross, J. J. (1998). The emerging field of emotion regulation: An integrative review. Review of General Psychology, 2(3), 271–299. https://doi.org/10.1037/1089-2680.2.3.271


