Günümüzde sıklıkla benzer haberlerle karşılaşıyoruz. 18 yaşından küçük bireylerin çeşitli suç davranışlarına karışması, haberlerde ve sosyal medyada sürekli karşımıza çıkmaktadır. Maalesef bu durum, bazı ergenlerin ya da çocukların birinin hayatını elinden almasına kadar varabilmektedir. Toplumsal olarak bu tür haberler hepimizi derinden düşündürmektedir. Henüz bu kadar genç yaşta olan bireylerin bu tarz suçları işlemesi günümüzde nasıl bu kadar artmış olabilir?
Bu yazıda amacımız, bu çocukların gerçekleştirdiği ağır suç davranışlarını anlamaya çalışırken onları haklı çıkarmak değildir. Yazının temel amacı; günümüz ebeveynlerinin ve toplumun, çocuklarda bu tür davranışlar ortaya çıkmadan önce nasıl önlem alabileceğini tartışmaktır. Bir çocuğun bu yolu seçerken altında yatan psikolojik nedenleri anlamak ve ona farklı alternatifler sunabilmek bu yazının temel odağını oluşturmaktadır. Çocuklarda ve ergenlerde bu tarz davranışların ortaya çıkmaması için en büyük sorumluluk ebeveynlere ve yetişkinlere düşmektedir. Bu noktada bilinçli bir ebeveyn olmak büyük önem taşımaktadır.
Sosyal Öğrenme Teorisi
Bandura’nın sosyal öğrenme teorisi, öğrenmenin büyük ölçüde çevremizdeki diğer insanları gözlemleyerek gerçekleştiğini savunur. Bireyler belirli davranışları yalnızca doğrudan deneyim yoluyla değil, aynı zamanda başkalarını gözlemleyerek ve onların eylemlerinin sonuçlarını izleyerek de öğrenebilirler. Bu teoriye göre öğrenme sürecinde pekiştirme, taklit ve modelleme önemli bir rol oynar. Kısaca bu teori şunu ifade eder: “Çocuklar yalnızca söylenenleri değil, gördüklerini de öğrenirler.”
Bu yaklaşım göz önünde bulundurulduğunda suç davranışı da başkalarını gözlemleyerek öğrenilebilen bir davranış biçimi olarak değerlendirilebilir. Suç davranışına meyilli bireylerle sık sık bir arada bulunmak, bu davranışların pekiştirilmesi ve taklit edilmesi için uygun bir zemin oluşturabilir. Özellikle yaşları küçük olan bireylerde bu tür öğrenme süreçleri çok daha hızlı gerçekleşebilmektedir.
Bu noktada ailelere önemli sorumluluklar düşmektedir. Öncelikle ebeveynlerin çocukları için sağlıklı ve olumlu birer rol model olmaları büyük önem taşır. Çünkü aile, toplumun en küçük yapı taşıdır ve olumlu ya da olumsuz pek çok davranış ilk olarak aile ortamında öğrenilir.
Bir diğer önemli faktör ise çocukların akran çevresi ve içinde bulundukları sosyal ortamdır. Çocuklar okulda ya da arkadaş çevrelerinde çeşitli davranış kalıplarıyla karşılaşabilir ve bu davranışları zamanla benimseyebilirler. Aileler her zaman bu süreçleri tamamen kontrol edemese de çocuklarının çevresini mümkün olduğunca takip etmeleri ve onlara doğru ile yanlışı anlatmaları önemlidir. Bu süreçte çocukların benlik saygısını zedelemeden rehberlik etmek oldukça değerlidir.
Son olarak günümüzde oldukça etkili bir başka faktör de sosyal medya ve internet kullanımının yaygınlığıdır. İnternet artık birçok çocuğun kolaylıkla erişebildiği bir araç haline gelmiştir. Ancak bu ortamlar, çocukların ve ergenlerin çeşitli olumsuz davranışları görmesine ve öğrenmesine de zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle ailelerin dijital ortamlar konusunda da çocuklarını bilinçli bir şekilde yönlendirmeleri ve bu alanı dikkatle takip etmeleri önem taşımaktadır.
Erken Dönem Yaşantılar ve Bağlanma Kuramı
Çocukların suç davranışına yönelmesinde etkili olabilecek bir diğer önemli faktör ise erken dönem yaşantılarıdır. Özellikle erken çocukluk döneminde yaşanan travmalar, ihmal, şiddet ve güvenden yoksun aile ortamları çocukların psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu tür deneyimler çocukların duygu düzenleme becerilerinde çeşitli zorluklara yol açabilir ve öfke, korku ya da hayal kırıklığı gibi duyguların sağlıklı bir şekilde ifade edilmesini güçleştirebilir.
Bu noktada John Bowlby’nin bağlanma kuramından bahsetmek önemli bir bakış açısı sunar. Bowlby’e göre çocuk ile bakım veren kişi arasında kurulan bağ, çocuğun ileriki yaşamındaki gelişimi üzerinde çok önemli bir rol oynar. Güvenli bağlanma geliştiremeyen çocuklar diğer insanlara güvenmekte ve empati kurmakta zorluk yaşayabilirler. Bu durum zaman zaman davranış problemleri ve sosyal uyum güçlükleri şeklinde kendini gösterebilir.
Önlemek İçin
Bu tür davranışları erken dönemde fark etmek büyük önem taşır. Ailelerin çocuklarındaki davranış değişimlerini erken fark edip doğru şekilde müdahale etmeleri önemli ve olumlu sonuçlar doğurabilir. Bu noktada psikolojik destek almak ve uzman görüşüne başvurmak oldukça önemlidir.
Aynı şekilde okullarda sunulan rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri de çocukların yaşadıkları güçlükleri erken dönemde fark etmek ve gerekli desteği sunmak açısından önemli bir rol oynar. Aile ve okulun yanı sıra toplum olarak bizlere de önemli sorumluluklar düşmektedir. Toplumun tüm kesimleri çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen bir çevre oluşturmakla yükümlüdür ve bu konuda bilinçli olmak büyük önem taşır.
Sonuç Olarak
Aile ve toplum olarak üzerimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Bu konuda toplumun içinde yaşayan bireyler olarak elimizden geldiğince bilinçlenmemiz gerekir. Elbette unutulmamalıdır ki bir davranışı anlamaya çalışmak, onu haklı çıkarmak anlamına gelmez. Aksine bir sorunun nedenlerini anlamak, onu önlemenin en önemli adımlarından biridir. Hiçbir psikolojik açıklama suç davranışını haklı çıkarmaz; ancak bu davranışların nasıl ortaya çıktığını anlamak, onları önleyebilmek için önemli ipuçları sunar. Toplum olarak hedefimiz, suça yönelen bireyler yetiştirmek değil; psikolojik sağlamlık düzeyi yüksek ve sağlıklı yetişkinler yetiştirmek olmalıdır.


