Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Savaş ve Çocuklar

Ülkeler arasında olan veya ülkelerin kendi iç sorunları yüzünden yaşanan sorunlar nedeniyle dünyada milyonlarca insanın yaşam hakkı zoraki bir şekilde gasp edilmektedir. Savaşın kültürel, sosyolojik, psikolojik, maddi ve ahlaki olarak hem bireylere hem de toplumlara verdiği zararlar göz ardı edilemez bir gerçektir. Ama bu süreçte en çok etkilenen ve belkide en fazla zarara uğrayan kesim en masum olanlarımız olan çocuklardır.

Günümüzde dünyanın çok farklı bölgelerinde çatışmalar yaşanmakta ve çocuklar bu çatışmalardan ciddi anlamda etkilenmektedirler. Sadece son 10 yıl içinde, yaklaşık 2 milyon çocuğun çatışmalarda ve savaş ortamlarında öldüğü belirtilmekte ve yaklaşık olarak 300 000 çocuğun da, çatışma bölgelerinde silahaltına alınmış ve savaşmakta olduğu tahmin edilmektedir (UNICEF, 2005). Tüm bunların yanında bu çocuklar ebeveynlerini kaybetmekte, kalıcı veya geçici olarak sakatlanmakta, sömürülmekte, maalesef bir çok şekilde istismar edilmekte, cinsel tacize maruz kalmakta ve silahlandırılmaktadır.

Bu yaşanan vahşetler maalesef kollektif travma dediğimiz bir duruma neden olmaktadır. Bilinçli yetişkinlerin bile yaşadığı yoğun travma tepkilerinin yanında henüz dünyayı tam algılayamayan çocukların yaşadığı travmalar ve sonuçları çok daha ağır olabilmektedir maalesef. Ve maalesef tüm bu yaşanılan olaylarda çocuklarda çoğu zaman kalıcı olarak yerleşen ruhsal bozukluklar ortaya çıkarmaktadır. Bu durumlarda çocuklarda oluşabilecek olan ruhsal bozuklukları biraz daha çocukların yaşları ve gelişim dönemlerine göre inceleyip size sunmak istiyorum.

0-6 Yaş Okul Öncesi Çocukların Travma Tepkileri

Bu dönem yaş grubunun en temel ihtiyaçları olan barınma, beslenme gibi ihtiyaçlarının karşılanması sonucu oluşan güven duygusu hayatımızı ve ileride kuracağımız bağların şekillenmesinde en önemli etkenlerden biridir. Böyle kritik bir dönemde savaş ortamında bulunan ve etkilenen çocukların travma tepkileri şu şekildedir:

  • Tedirginlik, ağlama, huzursuzluk, uyku problemleri, kabus görme, iştah problemleri olarak kendini göstermektedir.

  • Annenin yanından ayrılma durumunda aşırı direnç, yabancı kişilerden korkma, yalnız kalamama kaldığında da aşırı huzursuzlanma veya hırçınlaşma da bu saydığımın tepkilerin arasında gösterilebilir.

6-12 Yaş Okul Çağı Çocuklarının Travma Tepkileri

Bu yaş grubunda şiddete maruz kalan çocuklar duygusal, fiziksel ve ruhsal olarak bir önceki yaş grubuna göre daha fazla gelişmiş olduğu için gösterdikleri travma tepkileri biraz daha bilinçli olmaktadır. Çünkü bu yaş grubu çocukların gelişimsel dönemleri nedeniyle yaşadıkları travmatik durumları karşılamak için var olan kaynakları daha gelişmiştir. Bu davranışlar:

  • En belirgin ve genel olan tepki olan gerileme davranışında çocuk, bir önceki gelişimsel dönemdeki davranışlarını kendini sakinleştirmek için veya var olan travmatik olayda gösterebileceği başka bir davranış bilmediğinden bu davranışları gerçekleştirir. Bu davranışlar “parmak emme, alt ıslatma, cenin pozisyonunda kendini kapatma, konuşmada gerileme” olabilmektedir.

  • Bir diğer davranışta yalnız uyumaktan korkmaktır. Çocuk bulunduğu felaket ortamı yüzünden yalnız kalmaktan gün içinde de korkarken bu davranışı tabi ki daha şiddetli bir şekilde uyku zamanları da hisseder. Çünkü kendi korumasını ve güvenliğini sağlayamayacağını bilen çocuk en savunmasız olduğu uyku anında yanında birini ister. Sık sık kabus görebilmektedirler.

  • Odak sorunları artar ve bu durum yüzünden çocuğun okul başarısı (eğer eğitimine devam edebiliyorsa) düşer.

Bu dönemde ki çocuklar oyun çağında oldukları için kurdukları oyunlarda sık sık bu savaş sahnelerini oyunlarında canlandırmaya meyillidir. Bu oyunların çocukları için bir başa çıkma mekanizması olduğunu bilmek gerekir. Çocuklar yaşadıklarını hissettikleri ve hayallerini oyunlarında canlandırmaya meyillidir. Savaş bölgesinde bulunmuş daha sonra zorunlu göçle başka ülkelere göçmüş çocuk danışanlarım oyunlarının ana konusunu genelde savaş ve kayıpları oluşturmaktadır. Çocuk hayal gücünü oyunlara yansıtarak aslında nasıl başa çıkacağını çaresizce bilemediği bu travmatik olayı istediği gibi yönlendirip kendini rahatlatmaktadırlar.

Ergenlerin Travma Tepkileri

Bu yaş grubu diğer yaş gruplarına nazaran yaşadıkları bu olayların daha farkında olarak çevreleriyle etkileşime girerler. Diğer yaş gruplarında söylediğimiz çoğu travma tepkisini bu yaş grubunda da görebilmekteyiz (gerileme, huzursuzluk, kabus görme). Bu davranışlara ek olarak bu yaş grubu kimlik oluşturma döneminde oldukları için ciddi bir kimlik karmaşası yaşayabilirler. Maalesef tam bir yetişkin olmadıkları halde yaşadıkları savaş ortamı yüzünden yetişkin rolünü üstlenebilirler. Bu da kardeşlerinin belki ebeveynlerinin sorumluluğu almalarun neden olmakta ve bunun sonucunda derin bir keder, üzüntü, kaygı ve stres yaşamaktadırlar.

Gelişim dönemlerinin getirdiği soyut düşünme yeteneği ergenlere çok boyutlu düşünme fırsatı verdiği gibi yanında getirdiği olumsuz duygular vardır. Bu duygular “çaresizlik ve suçluluk” duygularıdır. Ergen bu dönemde dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşündüğü için yaşadıkları kötü olayları kendileri yüzünden olduklarını düşünebilmektedirler. Veya başlarına gelen kötü olayları engelleyebileceklerini ama bir şey yapmadıkları için kendilerini suçlamaya meyillidirler.

Bir önceki dönemden farklı olarak ergenler kendilerini oyun kurarak sakinleştirip dışarı vuramazlar bunun yerine maalesef madde kullanmak gibi kendilerine zarar verici davranışlara yönelmektedirler. Ayrıca saldırganlık, antisosyal davranışlar, okul sorunları, çevresinde kendinden daha zayıf arkadaşlarına karşı zorbalık gösterme davranışı göstermektedirler. Bu davranış sonucunda benlik değerleri ve benlik algıları olumsuz şekillenmekte ve kendilerini değersiz olarak görmektedirler. Bir diğer farkta bir önceki yaş grupları ölümün son olduğunun farkında değillerdir ama bu yaş grubu ölümün bir son olduğunu ve yitenin geri dönmeyeceğini bilirler.

Sonuç

Tüm bu sonuçlara baktığımız zaman savaşın yıkımını en fazla hisseden ve yaşayan kesimin her zaman çocuklar olduğunu söyleyebiliriz. Peki zorunlu göç yapan mülteci çocuklar için neler yapabiliriz?

  • Uygun eğitim, yaşam ve gerekli temel ihtiyaçlarını karşılanmasına öncelik verilmeli.

  • Daha sonra hem çocuğa hem de çocukla beraberinde gelen yetişkinler varsa onlara psikolojik destek verilmeli.

  • Çocuk göç ettiğinde geride bir çok şeyini bırakıyor; doğduğu yeri, oynadığı sokakları ve bazen de maalesef ailesini. Mümkün oldukça çocuğa bunun eksikliğini göstermemeli ama durumu doğru bir dille anlatıp çocukta herhangi bir soru işareti bırakmamak gerekmektedir.

  • Göç ettikleri ülkelerde olan destek ve uyum programları arttırılmalı ve olabildiğince ayrıştırma yapılmamaya özen gösterilmelidir.

Savaş en vahşi şeydir yok olan sadece şehirler değil; kültürler, geçmişler, gelecekler ve umutlardır.

Kaynakça

Eroğlu, M. (2020). Etnik kimlik, savaş ve göç olgularının çocuklar ve ergenler üzerindeki psikolojik etkileri. Uluslararası Sosyal Bilgilerde Yeni Yaklaşımlar Dergisi, 4(1), 94-105.

Şüheda Kurt
Şüheda Kurt
Şüheda Kurt, psikolojik danışman, aile danışmanı ve yazar olarak kariyer sürecine başlamış bulunmaktadır. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitimini tamamlayan Kurt, özellikle oyun terapisi, aile danışmanlığı ve filial terapi (ebeveyn ve çocuk ilişkisi terapisi) alanlarında çalışmaktadır. Çocuk terapisi ve travma terapisi üzerinde uzmanlaşmak isteyen Kurt, psikoloji alanında gelişmeyi amaçlayıp bilgi ve deneyimlerini anlaşılır bir dilde yazmakta ve herkese yönelik içerek üretmeyi amaç edinmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar