Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yarım Kalan Vedalar: Söylenmeyen Sözlerin Sessiz Yükü

Bir vedanın eksik kalması, insanı neden bu kadar zorlar? Vedalar hemen hemen hepimiz için zorlayıcı olabiliyor. Peki ya vedasız ayrılıklar? Bu durum, kayıp ile başa çıkmayı daha karmaşık bir hâle getirebilir. Bazen, sadece bir “elveda” demek bile içsel olarak bitişi kabul etmemizi başlatan bir adım olabilir. Kapanışın yapılmadığı bir ilişki, gerçekten sona ermiş midir?

Romantik Ayrılıklarda Yas ve Bağlanma

Bağlanma figürünün kaybı, birey için önemli bir psikolojik stres kaynağıdır. Kişi bir yandan kayıpla başa çıkmaya çalışırken, diğer yandan duygularını düzenlemeye ve yeni bir düzene uyum sağlamaya çabalar. Bu süreçte karşı tarafla ilgili anıların sık sık zihinde canlandırılması ve sürekli sorgulama yapılması, üzüntü ve özlem duygularının seyrini değiştirebilir. Kayıp üzerine yinelenen zihinsel tekrarlar, depresif belirtilerin ortaya çıkmasına ve yas sürecinin uzamasına zemin hazırlayabilmektedir (Verhallen ve ark., 2019).

Yas sürecinin seyri herkeste aynı şekilde ilerlemez. Bireysel farklılıklar, duygusal iyileşme süresini belirgin biçimde etkileyebilir. Bağlanma düzeyi yüksek olan kişiler için partnerden ayrışmak daha güçleşirken, ilişkinin kişinin hayatının merkezinde yer alması ayrılığı daha sarsıcı hâle getirebilir. Bunun yanı sıra gerçekleşmemiş beklentiler ve hayaller de ayrılıkla birlikte kayıp duygusunu derinleştirebilir. Ayrılma biçimi de yas sürecini etkileyen önemli bir faktördür; ani ya da tek taraflı ayrılıklarda sürecin daha zor yaşandığı, karşılıklı ve kapanış sağlanan ayrılıklarda ise duygusal uyumun daha kolay sağlanabildiği görülmektedir.

Peki yas süreci neden uzar? Ölümde kayıp geri alınamazken, ayrılıkta kaybedilen kişiyle yeniden temas olasılığı bulunur. Bu durum, yasın düz bir çizgide ilerlemek yerine inişli çıkışlı bir seyir izlemesine yol açabilir (Sbarra ve Emery, 2005). Sürecin herkes için aynı biçimde ilerlememesi, bazı bireylerin daha çabuk toparlanırken bazılarının daha uzun süre zorlanmasına neden olur. Bu nedenle ayrılık sonrası yas, bireysel özelliklere ve ilişkinin dinamiklerine bağlı olarak farklılık gösterebilmektedir. Özellikle ilişkinin nasıl sonlandığı, bazı kişilerin ayrılık sürecini neden daha zor yaşadığını anlamak açısından belirleyici bir rol oynar.

Kapanışın Olmadığı Ayrılıklar: Yarım Kalan Bağ

Net bir kapanışın olmaması, ilişkinin her an yeniden başlayabileceği ihtimalini yaratır. Bu durum, kişinin ayrılığı zihinsel ve içsel anlamda kabullenmesini zorlaştırır. İletişim kurulamadığı hâlde ilişkinin sona ermiş olması, ayrılığı başlatmayan bireylerde belirsizlik yaratabilmektedir (LeFebvre ve Fan, 2020). Kişi bu durumda umut ile vazgeçiş arasında gidip gelir.

Karşı tarafla bir kapanış konuşmasının yapılması, ilişkinin neden bittiğini anlamlandırmak açısından önemlidir. Aksi takdirde birey, gerçekte yapamadığı konuşmayı zihninde tamamlamaya çalışır ve olasılıkların içinde sıkışıp kalır. “İlişkimiz neden bitti?”, “Bir vedayı bile hak etmedim mi?”, “Bir anda ne değişti?” gibi sorular zihni sürekli meşgul eder. Karşı taraftan alınamayan cevapları kişi kendisine veremedikçe süreç daha karmaşık hâle gelir.

Tamamlanmamış bir şey ne tam anlamıyla devam edebilir ne de bitebilir; askıda kalmış bir biçimde bireyin zihninin merkezinde yer alır. Sorular cevapsız kaldıkça zihin bir cevap bulabilmek için sürekli geçmişe döner. Boşluklar tamamlanmaya çalışılırken zihinde her şey yeniden ve yeniden yaşanır ki bu da içsel olarak bağın kopmasının önündeki en güçlü engellerden biridir. Kim içinde hâlâ yaşattığı, sıkı sıkıya bağlı olduğu bir şeyin sona erdiğine ikna olabilir?

Veda konuşması, bireyi ilişkinin bittiği gerçeğiyle yüzleştirir ve yasın yaşanabilmesini kolaylaştırır. Ani ayrılıklarda ise kişi bu gerçekle karşılaşmaya hazır değildir; yüzleşemedikçe de karşı tarafla arasındaki yarım kalmış bağa tutunur. Zamanla bitmesi gerektiğini fark etse bile, bırakmaya hazır olmadığı için tutunmaya devam eder.

Ani ayrılıklarda ayrılığı başlatmayan kişi, ilk zamanlarda şaşkınlıktan dolayı bitişi inkâr edebilir. Yaşadığı duygusal sarsıntıyla birlikte gerçeklik duygusu zayıflayabilir; kişi hem duygularını hem de etrafında olup biteni anlamlandırmakta güçlük çekebilir. Zamanla üzüntü ve hayal kırıklığı da bu duruma eşlik eder. Kişi eski partnerini özlerken, aynı zamanda ona karşı öfke de hissedebilir. Bu öfke, partnerinin belirsiz ve ani bitirişine karşı duyduğu, kendisine yapılan haksızlığın, ifade edemediği duyguların öfkesidir.

Ancak daha şiddetli ve daha gizli bir öfke vardır: kişinin kendine duyduğu öfke. Bitişi anlamlandıramamak ve zihindeki sorulara yanıt bulamamak, bireyin kendisini suçlamasına yol açabilir. “Neyi farklı yapmalıydım?”, “Nerede hata yaptım?” soruları zihinde tekrar eder. Süreç herkeste aynı şekilde ilerlemeyebilir fakat şunu belirtmek gerekir ki bu karmaşık duygular sürecin bir parçasıdır, kişinin zayıflığı değildir.

Vedayı Anlamlandırma

Romantik ayrılıkların yas benzeri bir deneyime yol açtığından söz ettik. Belirsizlik ve kapanış eksikliği, bu süreci kişi açısından daha yıpratıcı bir hâle getirebilir. Ayrılık sonrası ortaya çıkan duygusal tepkiler, bireyin gücüyle ya da dayanıklılığıyla değil, veda edememenin getirdiği yükle ilişkilidir ve herkes bu yükü aynı şekilde taşıyamayabilir.

Bu dönemde kişinin kaybını anlamlandırması ve içsel bir kapanış yapabilmesi için zamana ihtiyacı olabilir ancak zaman tek başına her daim yeterli değildir. Zamanın nasıl geçirildiği, hangi düşüncelerle doldurulduğu, kişinin iyilik hâli üzerinde belirleyici bir rol oynar. Öte yandan bu tür ayrılıklar, toplumda çoğu zaman önemsenmez ya da görmezden gelinir. Bu durumda birey, sessiz bir yükle hayatına devam etmeye çalışır ve içsel bir mücadele verir.

Kişi birçok düşünce ve duyguyla aynı anda baş etmeye çalışırken zorlanabilir; bu durum sürecin doğal bir parçasıdır. Belki de kendimize göstereceğimiz küçük bir anlayış, bu düğümü çözebilmek için ilk adım olabilir. Ya asıl ihtiyaç duyduğumuz cevaplar, karşı tarafta değil de içimizdeyse? Kendimize karşı tarafın tuttuğu aynadan bakmak, hakkımızda birçok şeyi bize gösterebilir ancak aradığımız cevaplar karşı tarafın tuttuğu aynada değil kendimize tuttuğumuz aynadadır.

Kaynakça

LeFebvre, L. E., & Fan, X. (2020). Ghosted?: Navigating strategies for reducing uncertainty and implications surrounding ambiguous loss. Personal Relationships, 27, 433-459. https://doi.org/10.1111/pere.12322

Sbarra, D. A., & Emery, R. E. (2005). The emotional sequelae of nonmarital relationship dissolution: Analysis of change and intraindividual variability over time. Personal Relationships, 12(2), 213-232. https://doi.org/10.1111/j.1350-4126.2005.00112.x

Verhallen, A. M., Renken, R. J., Marsman, J.-B. C., & ter Horst, G. J. (2019). Romantic relationship breakup: An experimental model to study effects of stress on depression (-like) symptoms. PLoS ONE, 14(5), e0217320. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0217320

sude sevindik
sude sevindik
Sude Sevindik, psikoloji lisans öğrencisidir ve psikolojiye dair yazılar yazmaktadır. Anksiyete ve stres, depresyon, travma ve yas süreci ile çocuk ve ergen psikolojisi başlıca ilgi alanları arasındadır. Sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak yer almakta; gönüllülük çalışmaları sayesinde sahada yer alarak öğrendiklerini gözlemleme ve teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı bulmaktadır. Güncel psikoloji araştırmalarını takip ederek öğrendiklerini sade, anlaşılır ve bilgilendirici bir şekilde paylaşmayı ve yazılarıyla farkındalık yaratmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar