Pazartesi, Ocak 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Başka Bir Hayat Mümkün Müydü?

“Gemi, limanda güvendedir; ama gemiler bunun için yapılmamıştır.” John A. Shedd

Bazı insanlar yanlış hayatı yaşadığını düşünür; bazıları ise doğru hayatın içinde kendine hiç yer açamadığını… Dışarıdan bakıldığında her şey “yolunda”dır: bir ilişki, bir iş, bir rutin… Ancak içeride yoğun bir boşluk, sıkışmışlık ve anlam kaybı vardır. Kendinizi hiç “Hayatımda bir şeyler yanlış ama ne olduğunu bilmiyorum.” derken bulduğunuz anlar oluyor mu? Bu cümle çoğu zaman belirli bir soruna değil, daha derin bir deneyime işaret eder: insanın kendi yaşamının içinde yerini bulamaması.

Güvenli Liman ve Hareket Etmeyen Gemiler

Birçok insan güvenli ancak ruhsuz bir hayat yaşar. Kişi başkalarını incitebileceğinden, başkaları tarafından reddedilebileceğinden, hata yapabileceğinden endişelenir ve kendi ihtiyaçlarını bastırır, düzenin bozulmaması için kendini erteler. Bu durum, fırtınaya yakalanmamak için kıyıda kalan bir gemiye benzer: güvendedir ama hareket etmemektedir. Oysa gemiler, beklemek için değil, denize açılmak için vardır.

Bu eylemsizlik çoğu zaman erken yaşantılarda öğrenilir. “Sevilmek için uyum sağlamalıyım”, “Kendi istediğimi söylersem reddedilirim” gibi temel inançlar bir zamanlar kişiyi korurken yetişkinlikte bu koruma, yaşamı daraltan görünmez sınırlara dönüşür.

Başka Bir Hayat mı Yaşayamadığımız Bir Ben mi?

“Başka bir hayat mümkün müydü?” sorusu çoğu zaman geçmişe değil, bugüne aittir. Çünkü bu soru, geçmişteki bir karardan çok bugünkü bir eksikliğe işaret eder. İnsan çoğu zaman yaşadığı hayatı değil, yaşayamadığı benliği özler. Birçok kişi mutsuzluğunu yanlış seçimlere bağlar: yanlış ilişki, yanlış meslek, yanlış şehir…

Oysa terapilerde sıkça görülen şey şudur: sorun çoğu zaman seçimin kendisi değil, o seçimin içinde kişinin kendine ne kadar yer açabildiğidir. İnsan başkalarının beklentilerine, korkularına ve uyum ihtiyacına göre bir hayat kurduğunda, içsel olarak giderek küçülür. Hayat devam eder ama kişi onun içinde seyirci gibi kalır.

İçsel Kopukluk ve Boşluk Hissi

Bu yüzden bazı hayatlar dışarıdan düzenli ve sorunsuz görünürken içeride yoğun bir boşluk taşır. Bu duygu çoğu zaman depresyon ya da anksiyeteden çok, içsel bir kopukluğun işaretidir. Kişi kendi ihtiyaçlarıyla, arzularıyla ve yönelimiyle temasını kaybetmiştir. Güvenli olmak adına kendi içinden uzaklaşmıştır. Güvenli ama dar bir alan oluşmuştur.

Zihnin Keşkeleri ne Anlatır?

Bu noktada zihin başka alternatif senaryolar üretir: “Başka bir şehirde olsaydım…”, “Başka biriyle birlikte olsaydım…”, “Daha cesur olsaydım…” Bu düşünceler kaçış değil, bastırılmış olan ihtiyaçların dilidir. Kişinin daha fazla alan, daha fazla canlılık ve daha fazla kendilik talep ettiğini gösterir. Ancak değişmesi gereken çoğu zaman dış koşullar değil, kişinin kendi içsel konumudur.

Terapide Değişim Süreci

Terapide iyileşme, kişinin geçmişte nasıl bir hayatı seçmesi gerektiğini bulmakla başlamaz. İyileşme, geçmişteki yolları tek tek tartmakla değil; kişinin bugün hangi duygudan, hangi ihtiyaçtan ve hangi arzudan kaçtığını fark etmekle başlar. Nerede “hayır” diyemiyor? Nerede korkudan vazgeçiyor? Nerede sırf düzen bozulmasın diye kendini erteler? Bu sorular insanı kendi hayatına geri çağırır. Kişi kendi kabuğunu görmeye başladığında, kırılmanın korkutucu ama gerekli olduğunu da anlar. Çünkü yaşam, güvenlikte değil; temasta büyür. Kendi hayatımıza temas etmeye başladığımızda, pişmanlık yavaş yavaş yönünü değiştirir. Artık “keşke” değil, “şimdi” konuşmaya başlar.

Son Söz

“Başka bir hayat mümkün müydü?” Belki evet. Ama asıl soru şudur: “Bu hayatın içinde başka bir ben hâlâ mümkün mü?”

Çünkü hayat, geriye dönüp yeniden yazılamaz; ama bugünden itibaren insan kendi hayatıyla temas edebilir. İşin güzel tarafı yaşanmamış bir benliğin yasını tutmak mümkündür. Ama daha da mümkünü, o benliği bugünkü hayata davet etmektir. Ve bazen en iyileştirici cümle şudur: “Belki geçmişte başka yollar vardı — ama bugün hâlâ kendi yoluma çıkabilirim.”

sena dokumacı
sena dokumacı
Sena Dokumacı, Çankaya Üniversitesi Psikoloji ve Siyaset Bilimi & Uluslararası İlişkiler bölümlerini tam burslu ve çift anadal olarak tamamlamış bir psikologdur. Ergen, yetişkin ve çiftlerle yürüttüğü psikolojik danışma süreçlerinde insanın içsel deneyimini, yaşam öyküsünü ve ilişkisel dünyasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşım benimser. Duygusal kırılganlıkları, düşünce kalıplarını ve kişilerarası örüntüleri anlamaya yönelik merakı; danışanlarının kendileriyle yeni bir ilişki kurmalarına eşlik etmesini sağlar. Duygu düzenleme güçlükleri, ilişki dinamikleri ve yaşam doyumu gibi çeşitli alanlarda çalışmalar yapmaktadır. Varoluşçu Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve EMDR gibi çeşitli eğitimler almış ve eğitimlerinden aldığı kuramsal altyapıyı bütüncül bir çerçevede kullanmaktadır. Milli Savunma Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik yüksek lisans programındaki tez süreci ise mesleki çalışmalarını bilimsel temelde desteklemektedir. Psychology Times Türkiye’deki yazılarında psikolojiyi herkes için anlaşılır ve erişilebilir kılmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar