Pazartesi, Haziran 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kendi Kendime Konuşuyorum Çünkü Varım: Endofazinin Diğer Yüzü

Düşünüyoruz, konuşuyoruz ve eyleme geçiyoruz… İnsanoğlunun varoluşunun bir imzası gibi bu döngü. Peki düşünüyoruz da zihnimizde konuşmuyor muyuz? Hatta bazen, içimizden geçen bu düşüncelerle kendi iç sesimizde tartışmıyor muyuz? Elbette! Gündelik hayatta olup biten her olay bir şerit gibi zihnimizden geçer; biz de bu olayları yeniden yaşar, tepki verir, bazen memnun kalmaz, değiştirir ve baştan yazarız. Bunu yaparken, o gün canınızı sıkan müdürünüzle zihninizde saatlerce tekrar konuşabilir, “hayır” demeye çekindiğiniz bir dostunuza bu kez net bir şekilde “hayır” diyerek kendinizi hararetli ve sizin kazanmak üzere olduğunuz bir laf dalaşında bulabilirsiniz. İşte bu içsel konuşmaların, yani sadece zihnimiz içinde sessizce gerçekleşen, dışa aktarılmayan bu iç sesin adı bilimsel olarak **“Endofazi”**dir.

İç Sesimizin Kaynağı: “Neden Kafamızla Diyalog Kurarız?”
Zihnimizde konuşmalarımızın elbette pek çok sebebi olabilir; içsel motivasyonumuzu korumak için, sinirlendiğimiz birilerine söylenmek için, belki de bir şeyleri daha doğru yapmanın stresiyle kendimizle konuşabiliriz. Bazen düşündükçe, içimizde konuştukça sorunumuz hafifler; aksine bazen de daha kötü olur. Kısaca bu her zaman değişir çünkü zihnimiz yerinde saymaz, her zaman düşünce süreçlerimiz hızla değişir.

İç konuşma ya da iç diyalog birçok sebeple olabilir. Tıpkı bilinç akışı gibi süreklidir. Yani ben size “Şu an ne düşünüyorsun?” diye sorarsam, aklınızda aynı anda pek çok şeyi düşünüyor olduğunuzdan bir cevap veremeyebilirsiniz. Bunun güzel bir örneği “Gibi” dizisinin bir sahnesinde İlkkan karakterinin Yılmaz’a ne düşünüyorsun sorusunu sorduğunda, Yılmaz’ın verdiği “Ya İlkkan birisine ne düşünüyorsun diye sormak çok saçma ya, birincisi bu çok kişisel bir şey, ikincisi bunu anlatması çok zor, üçüncüsü hiçbir zaman insanın kafasında yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor…” ikonik repliği iç konuşma, yani **“Endofazi”**yi mizahi ve usta bir dille bize anlatmış.

İç Konuşma Ne Zaman Tehlikeli Olur?
İç konuşma dış dünyada her zaman kendimizi ifade edebilmemiz açısından önemlidir. Karar verme aşamalarımızda, plan yapmamızda, problem çözmemizde günlük hayatı düzenleyen bir işlevselliği vardır. Peki bu işlevselliği fazlası bozabilir mi? Bunun cevabı tabii ki evet.

İç diyaloglarımız bir yere kadar işimize yarasa da, bir yerden sonra aşırı durumlarında bizi yoğun kaygıya, takıntılı düşüncelere ve davranışlara sürükleyebilir. Kişinin içinde kendini yoğun şekilde eleştiren, küçümseyen, azarlayıcı bir tonda olduğunda kişide yetersizlik ve değersizlik duygularını açığa çıkarabilir ve bu günlük hayattaki davranışlarına da işlev bozucu davranış olarak yansıyabilir. Bunun sonucunda depresyon ve anksiyete gibi psikopatolojileri de bu içsel konuşmaların sonucu olarak görebiliriz.

Endofazinin bir diğer tehlikeli hale geldiği yer ruminatif düşünce döngüleridir. Özellikle anksiyete bozukluğu, sosyal fobi ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) olan bireyler olaylar üzerine senaryolar üretir, analiz eder ve geleceği kontrol etmeye çalışır. Bunun sonucunda pişmanlıklar yaşayabilirler. Endofazi bu bozuklukların sonucunda kişide uykusuzluk, dikkat dağınıklığı ve stres gibi olumsuz deneyimler yaşamasına neden olabilir. Bu yüzden ne kadar belli bir yere kadar sağlıklı ve normal görünse de, dikkat edilmesi gereken noktaları da vardır.

Sessizliğin Sesini Anlamak ve Yönetmek
Endofazi, sanıldığının aksine yalnızca bir “alışkanlık” ya da “tuhaflık” değil; insan zihninin içsel organizasyonunu sürdürebilmesinin temel yollarından biridir. Gündelik hayatın koşuşturmacası içerisinde kişi, zihninde yürüttüğü sessiz diyalog ve konuşmalarla hem kendini düzenler hem de duygusal yüklerini regüle eder. Ancak bu iç konuşmalar, bireyin işlevselliğini olumsuz etkileyecek düzeyde yoğun, kontrolsüz ve gerçeklikten kopuk hale geldiğinde; bu durumun depresyon, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ya da çeşitli psikopatolojilere yol açabileceği unutulmamalıdır. (Morin, 2005; Alderson-Day & Fernyhough, 2015).

Bu bağlamda, iç sesimizle kurduğumuz ilişkiyi fark etmek; onu bir araç olarak kullanmak ya da gerektiğinde onu sorgulamak, bireyin ruh sağlığı açısından önemli bir beceridir. Psikolojik farkındalık ile iç dünyamızla kurduğumuz bu sessiz, görünmeyen ama bir o kadar da etkili iletişim biçimi, psikolojinin gelecekte daha derinlemesine incelemesi gereken alanlardan biri olmaya devam edecektir.

KAYNAKÇA

Alderson-Day, B., & Fernyhough, C. (2015). Inner speech: Development, cognitive functions, phenomenology, and neurobiology. Psychological Bulletin, 141(5), 931–965. https://doi.org/10.1037/bul0000021
Eksen. (2021–günümüz). Gibi [TV dizisi]. Feyyaz Yapım.
Morin, A. (2005). Possible links between self-awareness and inner speech: Theoretical background, underlying mechanisms, and empirical evidence. Journal of Consciousness Studies, 12(4–5), 115–134.
Morin, A. (2009). Self-awareness deficits following loss of inner speech: Dr. Jill Bolte Taylor’s case study. Consciousness and Cognition, 18(2), 524–529. https://doi.org/10.1016/j.concog.2009.02.002
Vygotsky, L. S. (1987). Thinking and speech. In R. W. Rieber & A. S. Carton (Eds.), The collected works of L. S. Vygotsky: Vol. 1. Problems of general psychology (pp. 39–285). Plenum Press.
Wikipedia contributors. (n.d.). Inner speech. Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Inner_speech (Erişim tarihi: 29 Temmuz 2025)

Şevval Gözde Yiğitoğlu
Şevval Gözde Yiğitoğlu
​2003 Kayseri doğumluyum. KTO Karatay Üniversitesi Psikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisiyim ve lisans eğitimimin mezuniyet aşamasındayım. Akademik hayatım boyunca edindiğim teorik bilgileri sahada pekiştirmeyi her zaman önceliğim haline getirdim. Bu doğrultuda üniversite yıllarımda İnsanlık Hali Psikoloji ve OBECA Psikoloji gibi kliniklerde staj yaparak sahada aktif rol aldım, kapsamlı vaka analizlerine katılarak mesleki deneyimlerimi genişlettim. ​Klinik becerilerimi geliştirmek adına, Klinik Psikolog Dr. Selçuk Duman süpervizörlüğünde danışan görme sürecini başarıyla tamamlayarak değerli bir pratik deneyim kazandım. Yetişkin çalışmalarının yanı sıra çocuk odaklı projelere de yoğunlaşarak Mehmet Teber hocamızdan Çocuk Merkezli Oyun Terapisi eğitimi aldım. Bu alandaki donanımımla, Konya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen "Benimle Oynar Mısın?" projesinde yer almaktayım. Proje kapsamında aile ve çocuklara yönelik çeşitli eğitimler alırken, aynı zamanda çocuklara oyun terapisi desteği vererek mesleki alanda deneyim kazanmaya ve sahada aktif olarak üretmeye devam ediyorum. ​Psikoterapi tekniklerinde derinleşmeyi hedeflerken; Çocuk Merkezli Oyun Terapisi eğitimimin yanı sıra Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR ve Aile Danışmanlığı gibi ekolleri yakından takip ediyor, ilgi alanlarım doğrultusunda kendimi sürekli geliştiriyorum. ​Bilimsel ve psikolojik bilginin geniş kitlelere ulaşmasını, herkes için anlaşılır ve erişilebilir kılınmasını çok önemsiyorum. Bu hedefle, Instagram hesabım üzerinden psikoloji içerikleri üretiyorum. Yazılarımda özellikle aşk ve ilişkiler, aile içi dinamikler, stres yönetimi, güncel olayların psikolojik etkileri ve dijital psikoloji konularına odaklanıyorum. Araştırmalarımı, saha gözlemlerimi ve bilimsel verileri harmanlayarak, psikolojiyi herkes için daha anlamlı ve hayatın içinden bir kılavuz haline getirmeyi amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar