Pazartesi, Temmuz 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

20’li Yaşlar, Kronofobi ve Geç Kalmışlık İllüzyonu

Duyulan tebrikler, alınan gururlu bakışlar, giyilen cübbeler, edilen yeminler ve havaya atılan kepler… Tüm bu coşkulu organizasyon ve eğitim hayatının zafer kutlaması, aynı zamanda eğitim hayatına ve öğrenciliğe yapılan bir vedadır. Yıllarca süren çabaların ve yaşanan stresin ardından elde edilen ödül, diplomadır.

Peki, tüm bu vedalaşma sahnesi kapandığında ve oyun bittiğinde yaşadığınız ertesi sabah? Yavaş yavaş gururla bakan gözler ve söylenen tebrikler, yerini sessizliğe bırakır. Hemen ardından “Şimdi ne yapacaksın?” soruları ile birlikte beklenti dolu bakışlar üstünüze yöneltilir.

Doğduğunuzdan beri sizin için yapılandırılmış ve planlanmış olan ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite basamaklarının sonunda zirveye ulaşmayı beklerken birçok genç, o zirvenin sonunda bir boşluğa düşmektedir. Artık önünüzde yürümeniz gereken basamaklar yoktur ve basamaklarınızı kendiniz oluşturmanız gerekir. Sizin için yürüyeceğiniz yolu gösteren bir sistem varken, genç birer öğrenci olmayı bıraktığınız basamakların sonunda, artık kendi yolunu çizmeye çalışan genç yetişkinler olursunuz.

Bu yüzden 20’li yaşların bir yol kılavuzu yoktur. Ya yolunuzu siz seçersiniz, ya yolunuz sizi seçer ya da yolu siz oluşturursunuz. Koskoca bir bilinmezliğin ortasında ve birçok ihtimal arasında, kendiniz için hangi belirsizliğin peşinden gideceğinize karar vermeniz beklenir. Hem de bu seçeceğiniz yol, belki de sizin geleceğinize çıkan ilk kapı olabilecekken…

Hayat boyu yalnızca ders çalışıp sınavları geçmeye uğraşan ve önlerine hep seçenek sunulan bu gençlerin, aniden okuldaki öğrenci yarışlarından çıkarak gerçek hayat içinde yarışması beklenir. Fakat okulda aynı sınıfta, yaşta veya alanda olduğu insanlarla yarışan gençler; artık zaman zaman kendilerinden yaşça büyük, daha yetkili, daha zengin veya daha şanslı insanlarla yarışmak zorunda kalacaktır.

Bu telaşın arasında 20’li yaşlardaki gençlerin yaşadığı stresi artıran bir diğer faktör ise dijital dünya ve dolayısıyla sosyal medyadır. Sosyal medya uygulamalarında görünen herkesin yaşadığı mükemmel hayat şartları ve sahip olduğu birçok başarı gösterileri sayesinde belirsizlikle savaşan gençler, aynı zamanda akranlarıyla yüzleşir.

Kendini adeta bir yarışın içerisinde geride kalmış bir yarışmacı olarak görenler, zihinlerinin oynadığı oyun ile herkesin kendine ait bir yolu olduğunu düşünmezler. Hem akranlarıyla hem de zamanla yarıştıklarını düşünürler.

Bu noktada duruma psikolojide Kronofobi olarak bilinen zaman korkusu da dahil olmaktadır. Çünkü 20’li yaşlarda kendilerine bir hayat kurmaya ve ayaklarının üzerinde durmaya çalışan gençlerin bir diğer korkusu da zamanla olan yarışlarında geç kalmaktır. Zamanın geçmesinden, yaşlanmaktan… İstedikleri seviyede, istedikleri hayatta ve istedikleri anda olamamaktan büyük bir korku duyarlar.

Dolayısıyla çoğu insan gibi her şeyin planladıklarına uygun olmasına yönelik gizli bir arzu beslemektedirler. Oysa hiçbir şey, her zaman planlandığı gibi gitmez. “Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” sözüyle John Lennon bu durumu özetlemiştir. Çünkü her şey planlandığı gibi gitseydi, hayatı değil, kurduğunuz bir oyunu yaşıyor olurdunuz. Çoğu zaman sancılı bir dönem olan 20’li yaşlarda, herkes kendine ait bir yolda ilerleyecektir.

Bazılarının aile kurmayı seçtiği, bazılarının da iş kurmayı seçtiği fakat herkesin bir şekilde kendi yolunda ilerlediği 20’li yaşları, yarış arabasındaymış gibi değil de aslında herkesin kendine ait olan vagonda ilerleyeceği bir tren gibi düşünürseniz… Başkalarının hayatıyla kendinizinkini kıyaslamak yerine, kendi hayatınızın gidişatını ilerleyişine göre karşılaştırırsanız… Belki de kendi hayatınıza odaklanarak, kendiniz için yaşamayı ve yarışı kazanmaktansa sizin için en iyi olan yerde mutluluğu kazanmayı seçebilirsiniz. Çünkü kimseyle yarıştığınızı düşünmezseniz, kimse de sizinle yarışamaz ve yaşamınızın birincisi hep siz olursunuz.

Rabia Saraçlı
Rabia Saraçlı
Rabia Saraçlı, İstanbul Kent Üniversitesi Psikoloji dördüncü sınıf öğrencisidir. Aldığı Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ve Aile Danışmanlığı eğitimlerinin yanı sıra psikoloji alanındaki kuramsal ve uygulamalı bilgilerini derinleştirmeye odaklanmaktadır. Özellikle Klinik Psikoloji alanına ilgi duymakta ve gelecekte bu alanda ilerlemeyi hedeflemektedir. Psikoloji alanında aktif çalışmalar ve araştırmalar yaparak kendini geliştirmeye çalışmaktadır. Alanına dair bilgi birikimini kullanarak ve geçmiş yazar/editörlük geçmişine dayanarak psikoloji ve yazarlığı ortak bir noktada buluşturmak istemektedir. Böylece yazarlık sayesinde psikolojinin daha erişilebilir hâle gelmesini planlanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar