Yeni yıl, birey için yalnızca takvim yapraklarının değiştiği bir zaman dilimi değil; aynı zamanda psikolojik olarak “yeniden başlama” fikrinin yoğunlaştığı sembolik bir eşiktir. Bu dönemle birlikte “Bu yıl kendime odaklanacağım”, “önce ben”, “kendimi seçeceğim” gibi ifadeler hem bireysel söylemlerde hem de sosyal medyada sıkça görünür hâle gelir. Psikolojik iyilik hâline yapılan bu vurgu, ilk bakışta sağlıklı bir farkındalığın göstergesi gibi görünse de, her zaman gerçek bir içsel dönüşümü temsil etmeyebilir.
Bu yazı, yeni yıl söylemleriyle birlikte popülerleşen “kendine dönme” kavramını psikolojik kuramlar ışığında ele alarak, öz-farkındalık ile öz-kaçış arasındaki ince sınırı tartışmayı amaçlamaktadır.
Kendine Dönmek: Farkındalığın Rahatsız Edici Yüzü
Psikolojide kendine dönmek; bireyin yalnızca olumlu duygularını değil, zorlayıcı içsel deneyimlerini de fark edebilmesini içerir. Öz-farkındalık, çoğu zaman sanıldığı gibi yalnızca huzur ve dinginlik yaratmaz; aksine kaygı, suçluluk, pişmanlık ve belirsizlik gibi duygularla teması da beraberinde getirir. Bu nedenle kendine dönme süreci, her zaman rahatlatıcı değil, çoğu zaman zorlayıcıdır.
Mindfulness temelli yaklaşımlar, farkındalığın bu rahatsız edici boyutuna özellikle vurgu yapar. Gerçek farkındalık, bireyin yalnızca “iyi hissettiren” düşüncelerine değil, kaçınma eğiliminde olduğu duygu ve düşüncelerine de alan açabilmesini gerektirir. Bu bağlamda kendine dönmek, duygusal konforu artıran bir teknikten ziyade, bireyin içsel gerçekliğiyle temas kurma cesaretini ifade eder.
Kendinden Kaçmak: İyilik Hâlinin Maskeleri
Yeni yıl ile birlikte artan motivasyon ve kişisel gelişim dili, bazı durumlarda psikolojik savunma mekanizmaları ile örtüşebilir. Bastırma, inkâr ve yüceltme gibi savunmalar; bireyin henüz hazır olmadığı duygusal yüzleşmeleri ertelemesine olanak tanır. “Pozitif düşünme” vurgusu, zorlayıcı duyguların işlenmesini kolaylaştırmak yerine, onları görünmez kılabilir.
Bu noktada “kendime odaklanıyorum” söylemi, bireyin içsel dünyasına temas ettiğini değil; tam tersine bu teması estetik bir dil aracılığıyla geciktirdiğini gösterebilir. Sürekli iyi hissetme zorunluluğu, bireyin olumsuz duygularını meşrulaştırmak yerine, bu duygularla baş edemediği izlenimini güçlendirebilir. Böylece iyilik hâli, bir deneyimden çok bir performansa dönüşür.
Varoluşçu Psikoloji Perspektifinden Yeni Yıl
Varoluşçu psikolojiye göre bireyin psikolojik gelişimi, yaşamın kaçınılmaz gerçekleriyle yüzleşmesini gerektirir. Kaygı, belirsizlik, yalnızlık ve anlamsızlık; patolojik değil, insan olmanın doğal parçalarıdır. Rollo May ve Irvin Yalom’un da vurguladığı gibi, birey bu duygulardan kaçtıkça değil, onlarla temas kurabildiğinde psikolojik bütünlüğe yaklaşır.
Bu perspektiften bakıldığında yeni yıl, “her şeyin düzeleceği” romantik bir başlangıçtan ziyade, bireyin kendi yaşamının sorumluluğunu üstlenmesi için bir davet niteliği taşır. Gerçek değişim, bireyin rahatsız edici soruları ertelemediği noktada başlar.
Psikolojik Esneklik: Alternatif Bir İyilik Hâli Tanımı
Psikolojik esneklik, bireyin zorlayıcı duygulara rağmen değerleri doğrultusunda hareket edebilme kapasitesini ifade eder. Acceptance and Commitment Therapy (ACT) yaklaşımı, iyilik hâlini duygulardan kaçınmak değil; duygularla birlikte yaşamayı öğrenmek olarak tanımlar. Bu bakış açısı, mutluluğu sürekli bir hedef olmaktan çıkararak, anlamlı bir yaşamın yan ürünü hâline getirir.
Yeni yıl hedeflerinin yalnızca “daha iyi hissetme” üzerine kurulması, bireyin kaçınılmaz duygusal dalgalanmalar karşısında kırılganlaşmasına neden olabilir. Oysa psikolojik esneklik, bireyin zorlayıcı dönemlerde bile yaşamla temasını sürdürebilmesini mümkün kılar.
Sonuç: Yeni Yıl Bir Başlangıç mı, Bir Erteleme mi?
Yeni yıl, birey için gerçek bir dönüşüm fırsatı sunabilir; ancak bu dönüşüm, yalnızca olumlu duygulara tutunarak değil, rahatsız edici olanı da kapsayarak mümkündür. Kendine dönmek, her zaman iyileştirici bir deneyim değildir; çoğu zaman bireyin kaçındığı gerçeklerle yüzleşmesini gerektirir.
Belki de asıl soru şudur: Yeni yılda birey gerçekten kendine mi dönmektedir, yoksa yalnızca kendinden kaçmanın daha estetik ve kabul edilebilir bir yolunu mu bulmuştur?
Gerçek dönüşüm, takvim değiştiğinde değil; birey kendi içsel çelişkileriyle temas etmeyi ertelemekten vazgeçtiğinde başlar. Yeni yıl, her şeyi “düzeltme” vaadi sunmak zorunda değildir; bazen yalnızca, henüz hazır olunmayan sorularla yan yana durabilme cesaretini hatırlatması yeterlidir. Belki de psikolojik iyilik hâli, nihayet iyi hissetmekten çok, ne hissedildiğini dürüstçe fark edebilme kapasitesidir.
Kaynakça
-
Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2012). Acceptance and commitment therapy: The process and practice of mindful change (2nd ed.). Guilford Press.
-
Kabat-Zinn, J. (2003). Mindfulness-based interventions in context: Past, present, and future. Clinical Psychology: Science and Practice, 10(2), 144–156.
-
May, R. (1983). The discovery of being: Writings in existential psychology. W. W. Norton & Company.
-
Yalom, I. D. (1980). Existential psychotherapy. Basic Books.


